2 Mayıs 2009 Cumartesi

Mülkiyetin Değersizleştirilmesi

Mülkiyetin tanimi bir esya sahibine o esyayi kullanma, esyadan yararlanma ve tasarruf etme yetkilerini veren haktir.

Kavram olarak dusundugumuzde ise, mulkiyetin, insanligin "burasi artik benim" demesiyle basladigina inanabiliriz .

Mulkiyetin "el" değiştirmesi ise sistemin akışını belirlemektedir.

Örneğin "paranın" kullanımından önce ürünler, ürünlerle el değiştirirdi. Buna "trampa" usulü denirdi.

Bir kilo elmayı, 1,5 kilo çilekle değiştirmek gibi.

Aslında mülkiyetin şimdiki değeri, onun "değersiz" olduğu zamanlardan geliyor.

Yani mülkiyet herkesin ortak kullanımındayken "en değersiz" halindeymiş!

Neden peki?

Çünkü herkesin sahip olduğu "şey", en değersiz şeydir sisteme göre ve herşey alınıp satıldığında değerlenir!

Ne tuhaf değil mi? Aslında herkesin olan "şey" en değerli "şey" değil midir?

Hep düşünmüşümdür "maddeye atfedilen değer nereden gelir" diye.

Maddeye atfedilen "değer", mülkiyetleşme ile başlar ve bireysel çıkar ve kar sisteminde tam pozisyonuna oturur.

Bir başka deyişle "kapitalizm ve daha eski mülkiyet sistemlerinin yaşaması ve oluşumu için maddeye bir "değer" atfedilmeliydi.

Mahkemelerde yargıç kürsüsünün arkasında yazan şu ünlü sözü anımsayalım:

"ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR"

Buradaki "mülk" sözcüğünün uzun bir dönem o koca Osmanlı İmparatorluğu'nun topraklarını simgelediğini biliyor muydunuz?

Yani padişahın "mülkü idi" aslında vatan. Ne kadar acı... Burada vatanın bile "mülkleştiği" bir mülkiyet evriminden söz ediyoruz.

Oysa Nuh Peygamber insana dememiş miydi "mülkiyeti terk et ve öyle bin gemiye!" diye...

Çünkü biliyordu ki Nuh, tüm kötülüklerin kaynağı mülklere sahip olma hırsıdır.

İşte bu emri ilk önce padişahlar çiğnedi ve savaşları, kan dökmeyi göze aldılar mülkiyet için ve yoksullar savaştı onların çıkarları için.

Bana göre insanlığın önündeki tüm sorunların çözümü "mülklerin değersizleştirilmesine" bağlıdır.

Maddeler ve taşınır taşınmaz mülkler, insan bilincinde değersizleştirildiği zaman savaşlar ve ölümler olmayacak.

İşte o zaman büyük uyum dünyasına doğru açılan yelkenlilere binecek insanlık!

Ve ancak orada "insanın değerlileştirildiği" noktaya ulaşacak, "bir bütün" olabilecegiz.

Hep beraber, süphe duymadan ve adil...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder