26 Kasım 2012 Pazartesi

SİSTEMİN PANİĞİ

sistemPanik

SİSTEMİN PANİĞİ
29 Ekim öncesi...
Öncelikle söylenenlere bakalım:
Başbakan; “Marjinal Gruplar provakasyon yapacak...”
İçişleri Bakanı; “Marjinal gruplara dikkat!”
Yandaş Basın; “Marjinal gruplar provakasyon hazırlığında.”
Cumhuriyet yazarı, AKCHP'li Orhan Birgit; "TGB, tıpkı bu parti (İşçi Partisi) gibi marjinallikten kurtulamamıştır" .
Koro aynı koro, sistemin beyleri kol kola ve biz bunları "not ediyoruz" veya biz yazmasak bile tarihin zaten kendisi not düşüyor.
Oysa saptama bir haliyle doğruydu, çünkü 29 Ekim'de provakasyon polisten geldi. Türkiye halkı Ulusal Kanal ekranından naklen izledi.
Peki kim engelledi bu provakasyonu; TGB, yani “devrimci gençler”.
Şimdi 29 Ekim sonrasına bakalım:
Başbakan; “CHP küçük marjinal grupların peşine takılmıştır.”
Ardından Sonar'ın araştırması geldi. Güneş Gazetesi manşetten verdi Sonar'ın kamuoyu araştırmasını;
"En büyük sürprizi İşçi Partisi yaptı"
Halk içinde ısrarla çalışmanın ödülüdür bu sürpriz.
Peki, ne yaptı İşçi Partisi?
29 Ekim'de Ulus'ta yüz binlerce yurtseveri TGB ve ADD ile birlikte alanlara topladı...
Ne yaptı İşçi Partisi; 10 Kasım'da Tandoğan Meydanı'na yüz binleri yığdı.
Ne yaptı İşçi Partisi; Hatay'da Suriye ile “Savaşa hayır!” demek için on binlerce kişiyi ayaklandırdı.
Sonar'ın sorduğu soru neydi peki?
"Pazar günü seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?”
İşçi Partisi'nin oy oranını %2 olarak saptıyor Sonar.
CHP'nin yaptırdığı ve gizlediği söylenen bir araştırmaya göre ise %4...
Son seçimlerdeki binde 3 oranına göre, 6 ile 12 kat arasında bir artış!..
Ve ardından "Sistem" tüm bileşenleriyle harekete geçti.
Bileşenler net; Soros Vakfı Kurucuları, ABD, AKPKK, Pensilvanya ve Yandaş Medya...
Hepsi bu ahlaksız psikolojik savaşın araçlarıdır.
Gladyo'nun araçları...
Bundan tam 5 yıl önce, bu gelişmelerin olacağını saptayan ABD ve yerli işbirlikçisi AKP, "Marjinal grup" olan İşçi Partisi'ne operasyon yaptı; "Ergenekon"çuvalına attı İşçi Partisi'ni...
Ama bu çuvala sığmadık, parçaladık.
Genel Başkanı ve merkez yöneticileri 5 yıldır tutsak.
"Marjinal" İşçi Partisi ne yaptı buna yanıt olarak?
Halkı örgütledi, halkı!
Ve cevaplar peşi sıra geldi;
·         Ulusal Kanal güçlendi, devrimin kanalı oldu.
·         Aydınlık günlük gazete oldu.
Peki AKCHP'li Kemal Kılıçdaroğlu ne yaptı, iki gün önce Meclis'te yaptığı basına kapalı Grup Toplantısı'nda?
" Apo'ya çiçek veren, Mao'cu marjinal bir gruba, Aydınlık Gazetesi'ne CHP'yi dizayn ettirmeyiz?”
CHP'nin Genel Başkanı "CIA'nın Tezleriyle Kol Kola!".
Gördünüz mü manzaranın iğrençliğini; Atatürk'ün CHP'si, CIA'nın İşçi Partisi aleyhine yıllardır sürdürdüğü psikolojik harbin aracı oldu.
CHP içindeki karşı devrimci kliğin "Tekke ve Zaviyeler açılsın. Seyit Rıza'nın itibarı iade edilsin. Siyasi partiler Türkçe dışındaki dillerde de propaganda yapmalı. Libya'nın bombalanmasına evet..." gibi çalışmalarından hala ders almadılarsa Kılıçdaroğlu'nun CIA tezleriyle İşçi Partisi'ne saldırmaları, CHP içindeki yurtseverlere bir ders olmalı. Çünkü "Sistem" bu, dedik ya; hepsi aynı çuvalın ipinden. CHP'li yurtseverler bu iplerle ilişkilerini koparmalı, devrimcilerle birlikte mücadele etmelidirler.
İşçi Partisi'nin aklı ve vicdanı özgür ama bedeni tutsak Genel Başkanı Doğu Perinçek; "Biz sizlerin arabalarınızı ve atlarınızı bile örgütledik" dedi cezaevindeki hücresinden.
Paniğe düşmeleri bundan. Halkın devrimci bir program temelinde örgütlendiğini artık gizleyemediklerinden bu panikleri.
Bu saldırılar ve marjinallik küçümsemeleri, yaratılan güç karşısındaki paniktir. %2'ye dahi tahammülleri yoktur ama bilmeliler ki artık İşçi Partisi'ni geriye döndürme şansları yoktur.
Gelişmenin yönünü ilk önce ABD-AKP ikilisi zaten saptamıştı; "Devrimci dalga durdurulmalı, Atatürk bu ülkeden kazınmalı, Türk tarihinin hakkından gelinmeli."ydi
Balyoz, İşçi Partisi'ne ve TSK'ya indi beş yıl önce.
TSK teslim olsa da İşçi Partisi bugüne kadar teslim alınamadı, alınamaz da...
Bu karşı devrimci koroya iki gün önce Tesev'ci Kemal Kılıçdaroğlu'nun da resmen katılması "sistem"in ihtiyaçları gereğidir.
Yazık, ayrıca CHP Gençlik Kolları'nın başında "yaşlı-başlı" bir çocuk olmalı ki örgütüne "Aydınlık Gazetesi'ni almayın" talimatını yayınlamış.
Dikkat ediniz, AKP'nin bile böylesine resmi bir açıklaması yok henüz.
Bu nedenle yukarıda yapılan "utanç işlerinin" yapılabilmesi için bir operasyonla CHP'yi, AKCHP yapan aşağıdaki isimler CHP'nin başına getirilmiştir.
Kemal Kılıçdaroğlu, Rıza Tüzmen, Sena Kaleli, Hüseyin Aygün, Gürsel Tekin.
Ve kendisine, kendisinden habersiz TR 705 kodu verilen ve Habur'dan giriş yapan PKK'lı katillerin avukatı, Kennedy Vakfı'ndan ödüllü, kendisi Diyarbakırlı ama CHP İstanbul Milletvekili Avukat Sezgin Tanrıkulu.
Ünvanınız ne kadar uzun olursa değeriniz o kadar azdır veya değeriniz ne kadar azsa ünvanınız o kadar uzun olur.
Sosyal bilimler kanunlarında yazar bu...
Ve başka bir şey daha yazar aynı kanunlarda;
"Vatanın hainleri ve emperyalistlerin işbirlikçilerinin hepsini aynı son bekler Türkiye topraklarında!”
Ve bu yazdığıma inanmıyorsanız İstiklal Mahkemeleri'nin kararlarına bakınız.
Sistemde çıkan panik bundandır.
Kubilay Kızıldenizli
Kemalistler.net

21 Kasım 2012 Çarşamba

Bütünşehir Parçalanmış Ülke


butunsehir12 Kasım 2012 tarihinde TBMM'de AKP tarafından önerilen yeni bir yasa onayladı.
Resmi adı Büyükşehir Yasası olarak bilinse de kamuoyu bu yasayı Bütünşehir Yasası olarak tanımlıyor. Çünkü aslında şehirlerin sadece merkez sınırlarından sorumlu olan Büyükşehir belediyeleri ilin artık tamamından oluşacak. Bu yasayla 16 olan Büyükşehir adedi,nüfusu 750 binden fazla olan ve üçü de ülkemizin doğusunda olan 13 yeni büyükşehirle 29 rakamına ulaşarak, ülkemizin nüfusunun %80'ninin günlük hayatından sorumlu olacak.
1900 civarındaki belde belediyesinin ise 1600 kadarının tüzel kişiliği bu yasayla ortadan kaldırılıyor. Muhtarlıklar da aynı yasayla ortadan kaldırılmış durumda.

İl Özel İdarelerinin de bu yasayla tüzel kişiliğine son verilerek valilik ve kaymakamlık nezdinde yapılan tüm yatırım yetkileri ellerinden alınıyor.
Merkezi devletin şehirlerdeki güçlü makamları yetkisizleştirilerek yerel yönetimlerin oyuncağı haline getiriliyor, sembolikleştiriliyor.
Köy muhtarlığının elindeki bütün topraklar belediyelere devroluyor, köy içindeki yapılaşmalardan vergi sistemine kadar her şey köylülerin aleyhine dönüyor.
Aslında buna artık "dönüyor" demek doğru değil, bu yasa Resmi Gazete'de yayınlandığı andan itibaren "döndü" diyebiliriz. Çünkü Cumhurbaşkanı'nın da bu yasaya karşı olmadığını biliyoruz.
Merkezi otorite olan devlet, şehirlerde otoritesizleştirilirken yerel yönetimlerin yetkileri de, yetki alanları da il bazına yayılarak belediyeler tek muktedir güç haline gelmiş bulunuyor.

Bu yasa aslında iki aşamalı planın yasal çerçeveye yansımış ilk adımıdır.

İki aşamalı planın birincisi elbette Başkanlık Sistemine geçmek, ikincisi ise ancak başkanlıkla yönetilebilecek ve merkezi parlamentonun hem yerel yönetimler nezdinde yetkilerinin olmadığı hem de Başkan'a karşı korumasız olacak olan bir eyaletler sistemine dönüşümüdür.

Bütünşehir Yasası işte bu iki aşamalı planın ilk parçasını oluştururken, aslında Oslo'da PKK ile varılan anlaşmanın da ülke parlamentosu tarafından onanan ilk ihanet yasası olması açısından da önemlidir.

Okyanus ötesinde kurgulanan plan deyim yerindeyse tıkır tıkır yürüyor.

Bu yasanın diğer adı ise, merkezi yönetimin yerel temsilcilerinin yetki ve sorumluluklarının büyükşehir belediyelerine devredilmesi nedeniyle "Bütünşehir Parçalı Ülke Yasası" olabilir. Çünkü merkezileşmiş bir yetki yoksa," bütün" bir ülke de yoktur.

Düşünün ki ,ülke genelindeki bütün yatırımlar yerel yönetimlerin denetimi ve kontrolüne geçmiş, ayrıca bu denetim ve uygulama gücü köylere kadar uzanmış ve bu büyükşehrin sorumluluk alanı içinde kamu yararını koruyacak yerleşik mekanizmalar da yok.

Yabancılara köylerden toprak satılamazken, tüm köyler şehre dönüştüğü için artık tarım arazileri ve hatta köyler, toptan yabancılara satılabilir ve elde edilecek bu muazzam rantlar doğruca belediyelerin mensup olduğu güçlerin kontrolüne akar. Tablo en hafif ifade ile budur.

Bunu durdurabilecek hiçbir şey, hiçbir güç devlet mekanizmaları içinde yok.

Bütünşehir Yasası, kurgusuyla, yaklaşımıyla parçalı bir ülkenin ilk ve önemli bir adımıdır ve bu yasanın Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanlığı Makamı'ndan dönmesi hayaldir.

Bundan sonraki adım eğitimden sağlığa ve hatta silahlı gücün bile yerel yönetimlerin emrine devredilmesidir ki, amaçlanan da budur.

Peki, bu uğursuz gidiş nasıl durdurulacak?

Bunun ciddi işaretlerini ve yanıtını 29 Ekim'de Ulus'ta ve 10 Kasım'da Tandoğan'da gördük.

Bu gidişi durduracak olan da, başı dik yarınlara ülkemizi ulaştıracak olan da halk hareketinin gizil gücündedir.

Çözümü hep beraber orada arayacağız.

Parlamento içinde bu ülkenin çözülecek bir sorunu kalmamıştır.

Bu ülke ya sokaklarda yeniden kurulacak veya sokaklarda tamamen ezilecektir.

Bu iki seçeneğin dışında bir seçenek yoktur!

1 Kasım 2012 Perşembe

Karışık Kafalı Aydın


Doğru İnsan Yanlış Yerde Ne olur?

 Sayın Bedri Baykam’la Tweet”leştik bugün. Aşağıda yazılanları okuduğunuzda bilmem bana hak verecek misiniz?

Sayın Baykam  Tum yurtsever sivil toplum kuruluşları katılımcılarınaçağrı yapıyor.Üstelik diyor ki çağrısında iktidar alternatifi bir siyasi Partiyi desteklemiyorsanız, çabalarınıza yazık olur!

Tartışmamız bu “Tweet” üzerine başladı.” “İşçi Partisi var Sayın Baykam”  dediğimizde “İP örnek aktivist-çalışkan bir Parti.Sağlam ve duyarlı.Ama iktidar alternatifi kesinlikle değil.Göremeyen bu iktidara hizmet eder” diyor.

Başbakan ne demişti “CHP marjinal yasadışı grupların peşine takılıyor”.

Sayın Bedri Baykam’ın niyeti ne olursa olsun,Başbakan’la buluştuğu nokta aynı noktadır.Bunu üzülerek yazıyoruz.
Dün de benzer sözleri Orhan Birgit Cumhuriyet’te yazdı.”TGB, tıpkı bu parti(İşçi Partisi) gibi marjinallikten kurtulamamıştır” diyor.

TGB Türkiye tarihinin en büyük gençlik yürüyünü yapmıştır ama Orhan Birgit gibi CHP’liler nezdinde “marjinaldir”.

Koroya bakınız. Bir yanda BOP Eşbaşkanı, bir yanda kendisine Kemalistim diyen ama Kemalizmi kafatasçı ilan edenlerin yönetimini ele geçirdiği CHP’ye “oy verin” diyen Bedri Baykam, bir diğer yanda YCHP’li Orhan Birgit...

30  Ekim günü Hürriyet hangi manşetle çıkmıştı anımsıyor musunuz, sizin için aşağıya aldık.

BARİKAT’IN GANDİ’Sİ

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün Cumhuriyet yürüyüşünde “Birinci ve İkinci Meclis önündeki polis barikatını kaldırma” harekatını bizzat yönetti.”

Soros’çu olursanız destekleyeniniz çok olur.Hürriyet’te destekler sizi, Zaman’da , Yeni Şafak’ta...
Cumhuriyet bile böyle bir başlığı atmaya cesaret edemedi...

Oysa aynı Hürriyet başından beri kürsüde olan, bu muhteşem buluşma için haftalardır çalışan bir partiyi yöneten, üstelik kürsüde tazyikli suya maruz kalan İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Hasan Basri Özbey’den de, TGB Genel Başkanı İlker Yücel’den de tek kelime etmez.

Barikat Gandi’si öyle mi?

Sayın Baykam, Sayın Birgit, bakın sizin Gandi’nizi kim destekliyor ve sizler kimlerle hangi safa düşüyorsunuz?

“Oy bölünürmüş, eğer İşçi Partisi’ni desteklersek AKP’nin yıkılmasını önlermişiz...”

Size 40 yıldır verdiğimiz emanet oyları geri alıyoruz beyler, duyun bunu!

1950’den beri bizi Nato kapılarında süründüren, AB kapısına bağlayan, ülkemizi bölünmenin eşiğine getiren bir mirasta paylarınız var.

İkiz Sözleşmeler’de,Libya’nın bombalanmasında imzanız var!

Bu halkı hangi yüzle hala CHP’ye oy vermeye çağırırsınız veya samimiyet ve büyük bir emek ve ciddiyetle ülkemizi savunan İşçi Partisi’ne küçümser gözle bakarsınız?

Eğer Mustafa Kemal ” kendisine marjinal ve çapulcu” diyenlere hak verseydi şu anda ülkemiz Amerikan Mandası altında yaşardı.

İşçi Partisi ise, Namık Kemal’lerin, Talat Paşa’ların, Mustafa Kemal’lerin ve Nazım Hikmet’lerin devamı olarak başta Silivri’ de olmak üzere her anti-emperyalist mevzide ülkesini savunuyor.

Aydın uyuşukluğu ile devrimci miras arasındaki fark budur!


Şimdi buyrun yazışmayı okuyun;


Tum yurtsever sivil toplum kuruluşları katılımcılarına: iktidar alternatifi bir siyasi Partiyi desteklemiyorsanız, çabalarınıza yazık olur!

@meettheturk işçi Partisi var. Yoksa siz de mi "marjinal" diye düşünüyorsunuz Sayın Baykam?

@KKubilayK İP örnek aktivist-çalışkan bir Parti.Sağlam ve duyarlı.Ama iktidar alternatifi kesinlikle değil.Göremeyen bu iktidara hizmet eder

@meettheturk AKP'nin alternatifi İP'dir. 40 yıldır sizin işaret ettiğiniz partiye oy veriyor bu halk.Amblemindeki 6 Ok'u bile savunamıyorlar

@KKubilayK bu tezinizi öne koyarak ilelebet AKP iktidarı oluşturanlardansınız,bravo devam edin(!)İPönemli bi çekim merkezi,alternatif değil.

@meettheturk Hepimiz Mustafa Kemal'in evlatlarıyız,aramızdaki fark 6 OK'u samimiyetle savunan bir platform tercihiniz Sn.Baykam,Saygılar..

@KKubilayK oyları bölen iktidara hizmet eder. Bu hep böyle oldu. Uyanın artık...

Bottom of Form
@meettheturk hala "oy bölme' gerekçesine mi sığınıyorsunuz,yazık!Sanırım bu kez "aydınlar" halkı değil, halk aydınları aydınlatacak.Saygılar