31 Mayıs 2010 Pazartesi

Mesele Gazze mi?

Bu sabah şafak saatlerinde İsrail Gazze'ye yardım götürmek amacıyla uluslararası sularda bekleyen Türk yardım gemisini bastı.
Şu ana kadar resmi olmayan açıklamalara göre 19 kişi öldü, 30'dan fazla yaralı var.
Gemiler ise İsrail limanlarına çekildi.
Emperyalist Batı cephesinden şu ana kadar bu durumu destekleyen çıkmadı.
En utangacı bile "İsrail soruşturma açmalı" diyor.
Bilgi olmadan analiz olmaz, analiz etmeden ise karar veremezsiniz.
Şu anda elimizde yeterli bilgi yok bu nedenle bu olayı analiz edemeyiz ama yol açacağı sonuçları değerlendirebiliriz.
  1. Türkiye ve İsrail ilişkileri geri dönülmez bir sürece girmiştir.
  2. İsrail ilk kez Türklere yönelik şiddeti üstelik kendi egemenlik alanı dışında uluslararası sularda kullanmıştır.
  3. Doğu Akdeniz ve kıyıları artık hiç kimse için güvenli bir deniz değildir.
  4. İsrail müslüman dünya ile arasındaki tek bağı ve büyük bir gücü kaybetmiştir.
Peki İsrail gerçekleştirdiği bu eylemin sonuçlarını önceden kestirememiş midir?
Elbette kestirmiştir, hem de en ince ayrıntısına kadar!
Burada saldırı sonrası ne tür sonuçlarla karşılaşacağını bilemeyecek bir İsrail devleti söz konusu olamaz.
İsrail'in bu saldırısı, Ortadoğu'da kendisinden daha etkili bir devlet istemediğinin en açık ifadesidir.
Saldırıya uğrayan gemi sivil taşıyan tek gemidir, Türk bandıralıdır ve yolcuların tamamına yakını Türk'tür.
Ve bu saldırı  İsrail'in iki önemli düşmanıyla (Suriye, İran) Türkiye'nin olumlu ilişkiler kurduğu bir dönemde olmuştur.
Bu saldırı bir yanıyla bu gelişmelere karşı bir cevaptır.
Fakat bu saldırı aslında daha da önemli bir inisiyatife karşı, ABD-İsrail ortak inisiyatifidir ve Brezilya-Türkiye-İran arasında imzalanan "Uranyum Takası Anlaşması'na" karşı yapılmıştır.
Okunması gereken budur!
Ne ABD ne de İsrail Ortadoğu'daki güç dengelerini değiştirecek bir inisiyatif istemiyor.
İran bunun tam ortasındadır.
Ve Türkiye'de listenin içine dahil edilmiştir!
Türkiye'nin yöneticileri cesur olmak ve gelecekte karşılaşacağı herbir duruma karşı planlı hareket etmek durumundadır!
Türkiye planlı olarak Ortadoğu bataklığına çekiliyor, bu bataklığa saplanmadan temiz kalabilmek ancak Asya ile birleşmekten geçer!
Nato'yla değil!

19 Mayıs 2010 Çarşamba

KARADON


“Otuz Karadon” beş yüz kırk metre aşağıda bekleşiyor.
Deniz seviyesinden değil veya dağların doruklarının aynı metre aşağısındaki yamaçlardan hiç değil!
Ne bileyim ben, herhangi bir seviyenin altındaki herhangi bir aşağı noktadaki bir yer de değil söylemek istediğim.

Belki "Guam Çukuru" anlatabilir ne demek istediğimi.
Çünkü Guam Çukuru erişilmezdir!
Altmış tane kol, bacak, göz, kulak ve burun deliği ve onların yarısı kadar beden, kafa ve kalp, bekleşiyor Karadon’un içine sızacak aydınlığı…

Diyor ki emekli bir işçi – ki iki damadı ve bir oğlu otuz Karadon'ludan üçüdür şimdi- “Ben çekirdekten yetiştim, her safhasında çalıştım umudum var ama bilirim ki, artık aşağıdan gelen olmayacak, bu kesin!”
Beş yüz kırk metre aşağıda dört yüzden fazla yürek ve bunun iki katı kol, bacak ve kapkaralar içinde parlayan gözleriyle, göçüğe bakıp tırnaklarıyla kazıyorlar, umutlarını kazıyorlar, arkadaşlarına yaşam vermeye çabalıyorlar.

Kömür yasasıdır bu!
Grizu yasasıdır bu!
Kömür yanar ocaklar aydınlanır, grizu patlar ocaklar kararır!
Üstelik ikisinin belirlediği yasa, bugüne değin hiç farklı çalışmamıştır.

Biliriz, umudunu ve cesaretini yitiren her şeyini yitirir.
Biliriz, inancını kaybeden, kendisini ayakta tutacak bacaklarını yitirendir.
Ve bu sabah çok satan gazetelerin biri sür manşetten “ Mucize Bekleniyor” demiş Karadon’da!

Yeryüzünün ne altında ve ne de üzerinde dayanaklardan yoksun bir mucize yoktur!
Ve insanlığın mucizesini yaratacak eşsiz şey devrimdir!
Ve devrim, yitirdiği evlatlarının kalbinden fırlayarak bu güzel ülkenin semalarını kapladığında işte insanlık o eşsiz mucizesine kavuşacaktır!
Üstelik bu mucize işte bu Karadonlular tarafından yaratılacak yeryüzünün en ücra köşelerinde, Guam Çukuru da dahil!
Karadon, otuz yürek, kafa ve onun iki katı göz kulak ayak ve bacaktan oluşan evlatlarına ev sahipliği yapıyor şimdi kendinden bile utanarak!