19 Mayıs 2010 Çarşamba

KARADON


“Otuz Karadon” beş yüz kırk metre aşağıda bekleşiyor.
Deniz seviyesinden değil veya dağların doruklarının aynı metre aşağısındaki yamaçlardan hiç değil!
Ne bileyim ben, herhangi bir seviyenin altındaki herhangi bir aşağı noktadaki bir yer de değil söylemek istediğim.

Belki "Guam Çukuru" anlatabilir ne demek istediğimi.
Çünkü Guam Çukuru erişilmezdir!
Altmış tane kol, bacak, göz, kulak ve burun deliği ve onların yarısı kadar beden, kafa ve kalp, bekleşiyor Karadon’un içine sızacak aydınlığı…

Diyor ki emekli bir işçi – ki iki damadı ve bir oğlu otuz Karadon'ludan üçüdür şimdi- “Ben çekirdekten yetiştim, her safhasında çalıştım umudum var ama bilirim ki, artık aşağıdan gelen olmayacak, bu kesin!”
Beş yüz kırk metre aşağıda dört yüzden fazla yürek ve bunun iki katı kol, bacak ve kapkaralar içinde parlayan gözleriyle, göçüğe bakıp tırnaklarıyla kazıyorlar, umutlarını kazıyorlar, arkadaşlarına yaşam vermeye çabalıyorlar.

Kömür yasasıdır bu!
Grizu yasasıdır bu!
Kömür yanar ocaklar aydınlanır, grizu patlar ocaklar kararır!
Üstelik ikisinin belirlediği yasa, bugüne değin hiç farklı çalışmamıştır.

Biliriz, umudunu ve cesaretini yitiren her şeyini yitirir.
Biliriz, inancını kaybeden, kendisini ayakta tutacak bacaklarını yitirendir.
Ve bu sabah çok satan gazetelerin biri sür manşetten “ Mucize Bekleniyor” demiş Karadon’da!

Yeryüzünün ne altında ve ne de üzerinde dayanaklardan yoksun bir mucize yoktur!
Ve insanlığın mucizesini yaratacak eşsiz şey devrimdir!
Ve devrim, yitirdiği evlatlarının kalbinden fırlayarak bu güzel ülkenin semalarını kapladığında işte insanlık o eşsiz mucizesine kavuşacaktır!
Üstelik bu mucize işte bu Karadonlular tarafından yaratılacak yeryüzünün en ücra köşelerinde, Guam Çukuru da dahil!
Karadon, otuz yürek, kafa ve onun iki katı göz kulak ayak ve bacaktan oluşan evlatlarına ev sahipliği yapıyor şimdi kendinden bile utanarak!

1 yorum:

  1. yazdıklarına katılıyorum abi.

    aydınlıklara...

    YanıtlaSil