22 Ekim 2013 Salı

Doğu Perinçek. Sağa Yelken Açmanın "Sol" Görünümlü Formülü-3

CHP’nin Neoliberallerine Atlantik medyası, “Sol” madalyası taktı. Rıza Türmen, Atilla Kart, Sezgin Tanrıkulu, Faik Tunay gibi milletvekilleri Sağdan aldıkları “Sol” kimliklerle politika yapıyorlar. CHP’de AKP’lileşmiş bir grup var. Bu grubun en önemli özelliği, Kemalist Devrimin yıkılmasında, millî devletin dağıtılmasında, Türkiye’yi bölen süreçte AKP ve BDP ile aynı mevzilerde cephe tutmasıdır.
Sarıgül açıklamalı: BDP ile işbirliği yapacak mı?
CHP’nin Neoliberalleri yerel seçimlerde BDP ile işbirliğine yöneldiler. Özellikle İstanbul’da bu yönde hummalı bir faaliyet yürütüldüğü biliniyor. Bu çalışmanın “Sola açılıyoruz” perdesi altında yürütülmesi, avlanacak kuşları da tanımlıyor.
Şu anda İstanbul’da Mustafa Sarıgül formülü de bu planın içinde gözüküyor. Gazeteler Sarıgül’ün BDP ile işbirliği halinde olduğu haberleri yayınlıyorlar ve Sarıgül’den bir yalanlama gelmiyor.
Çatır çatır konuşmak zorundayız
Bu arada CHP’deki bazı değer verdiğim, içtenliklerine güvendiğim Solcular da ciddi yanılgı içindeler.
Kusura bakılmasın, böyle çatır çatır konuşmak zorundayız. Çünkü CHP’deki “ulusalcı” olduğunu söyleyen arkadaşların mız mız halleriyle veya Deniz Baykalların yenilginin pususuna yatan ürkütücü yanlışlarıyla bu tabloyu düzeltemeyiz.
Hangi açmaza giriyorsunuz?
İşte o samimi solcularımızdan Malatya Milletvekili Veli Ağbaba bakın CHP’yi çıkmaza sokan formülü nasıl seslendirmiş. Cumhuriyet gazetesi, sekiz sütun manşetten vererek bu oyuna dahil olduğunu yeniden ilan ediyor:
İşte bizim, Sağa açılmanın “Sol” görüntülü formülü dediğimiz tam da budur!
Sonuç, CHP için yıkım olur!
AKP’nin başarısına ancak böyle hizmet edilir.
Yüzde 20’ye hapsolmanın neresi solculuk?
İktidara yakın bir araştırma kuruluşunun yaptığı araştırmanın verilerini dün bu köşede gördünüz. CHP yönetiminin de önemle değerlendirmesini dilerim.
Toplumun ancak yüzde 20’si kendisini “Solcu” diye tanımlıyor.
Yüzde 31 ise, sağcı mısın, solcu musun sorusunu anlamlı bulmuyor. Bu yüzde 31, Türkiye’nin nereye gittiğini gören kesimdir. Cumhuriyet ve vatan duyarlılığı ağır basanlar böyle büyük bir küme oluşturuyor. Sol, bu kesimle birleşerek büyür.
İkisinin toplamı, yüzde 20 + 31 = Yüzde 51’dir.
Kaldı ki saflaşmayı millî-gayrimillî diye gerçekler zemininde belirlersek, bu oran yüzde 90’lara kadar genişler.

Vatansever seçmen belirleyici

Önümüzde çok açık bir soru var:
BDP seçmenine mi yöneleceğiz, yoksa vatansever seçmene mi?
BDP seçmenine yönelmek, yüzde 20’nin altına yuvarlanmaktır!
Vatansever seçmene yönelmek, iktidara yürümektir ve BDP seçmeninin bir kısmı da öyle kazanılacaktır. Birleşen Türkiye, herkesi kazanır.
Veriler ortada:
AKP tabanında kendisini sağcı olarak görmeyenlerin oranı, yüzde 29’dur, yuvarlak hesap yüzde 30’dur.
MHP tabanında sağcı tanımını kabul etmeyenler yüzde 40’tır.
Bu büyük oy birikimi, Sol gevezelikle değil, vatan bütünlüğü, Cumhuriyet kararlılığı ve halkçı ekonomik çözümlerle kazanılır.
Vatansever seçmeni birleştirmek, seçim başarısının anahtarıdır. Eğer vatansever kitle, AKP’nin halk avcılığına terk edilirse, sonuçları çok ağır olur.
Vatansever seçmeni birleştirmek için, MHP ile güçbirliği girişiminde bulunmanın hiçbir olumsuz sonucu yoktur. Eğer MHP yönetimi bu yöndeki yapıcı ve samimi çabaları geri çevirirse, sonuçlarına katlanır. Dün verilerini paylaştığımız araştırmaya göre, MHP seçmeninin yüzde 70’i farklı partiye oy verebileceğini söylüyor.
Bütün mesele, vatansever kitleye güven veren, tutarlı ve kararlı siyasetler izlemektir.
Seçim kazanmanın tek yolu: Millî olana açılmak!
Seçimleri kazanmanın tek ama tek bir yolu vardır:
Millî olana açılmak!
Bölücülükle aramıza kesin sınır çekmek!
Andımıza sahip çıkmak!
AKP’nin Dersim Harekâtında piyon görevi yapmaktan derhal vazgeçmek!
Özgürlükleri “dabilyu” özgürlüğüne indirgeyen sahte demokratlığa, bölücü yardakçılığına son vermek!
Dört madde uygulanırsa
Bu durumda,
1. Öncelikle CHP+İP derhal bir seçim ittifakı yapmalıdır. Vatansever seçmen için çekim merkezi yaratmanın öncelikli şartı budur. İşçi Partisi Haziran Ayaklanmasını, Türk bayrağı altında ve “Mustafa Kemal’in askerleriyiz” sloganında birleştiren partidir.
2. Bu ittifak, millî bağımsızlık ve ülke bütünlüğünü esas almalı, Kemalist Devrimi tamamlama programına dayanmalıdır. Önümüzdeki krize millî direnme ekonomisiyle halkı gözeten çözümleri benimsemelidir. Bu program, Türkiye’nin krizden çıkış programıdır.
3. Hedef, Türkiyemizi AKP’den kurtarmak, millî sınıfların hükümetini kurmaktır.
4. MHP ile milletin cephesinde birleşerek Millî Hükümeti kurmak için görüşmeler yapılmalı, bu amaçla samimi ve yapıcı bir çalışma yürütülmelidir.
Bu dört madde uygulanırsa, önümüzdeki üç aşamalı seçimlerde kesin sonuca ulaşırız.
Eğer CHP ve MHP bu Millî Stratejiyi reddeder, Millî Güçleri bölerlerse, millet herhalde bölünmeyi kabul etmeyecektir.

Millî Hükümet için anahtar görev

Milletin öncülerine düşen görev, Cumhuriyetin yıkıldığı bu koşullarda sorumsuz tavırları, bireysel kaygıları derhal terk etmek ve İşçi Partisi’ne katılmaktır.
Millî Güçbirliği’ne ve Millî Hükümete giden yol, İşçi Partisi’nin güçlenmesinden geçiyor.
Ve İşçi Partisi olağanüstü hızla büyüyor.
Mesele, bu görevde sen var mısın, işte odur.
YARIN: ŞU TABLOYA İYİ BAKINIZ, BÜTÜN ÇÖZÜMLER ORDA!

19 Ekim 2013 Cumartesi

ABD PAKETİ

ABD PAKETİ / Kubilay Kızıldenizli yazdı…Alınmayın hayal kırıklığı yaşayan “solcular”, liberaller, dönekler, Kürt milliyetçileri, AKP’ye göbekten bağlı vatan hainleri, PKK kuyrukçuları…
Size yukarıdaki sıfatları yakıştırdığımız için alınmayın.
Beklediğiniz ve alkışlamaya hazır olduğunuz “paket” geldi.
Size böyle sıfatlar taktığımız için kızmayın.
Bu bir ABD paketi çünkü bu!
Gerçek bu!

Hani “beğenmiyor” gibi yapıyorsunuz ama “yetmez, yetmez!” diye bağırmayı ihmal etmiyorsunuz ya…
İşte o paket, ABD paketi!
Şeyh Sait için, Seyit Rıza için ne kadar Cumhuriyet düşmanı alçak varsa, onların intikamı için hazırlandı bu paket.
Emperyalizmin 90 yıl önce tepeleyemediği Jön-Türklerin kurduğu milli devleti yıkım planı bu!
ABD patentlidir, yapıcısı ABD’dir!

Künyesindeki “Made İn USA” etiketini görmediniz mi?
Bizim hala varsaydığımız, içinizde kalmış bir parça namus kırıntısı da mı rahatsız etmiyor yoksa sizi?
Hatırlayın, ne demişti AB Temsilcisi Karen Fog “Türk tarihinin hakkından gelmek lazım!”
Bu amaç için, bizim değil ama kim isterse onun olan Cumhurbaşkanı, Colin Powell’a iki sayfalık 9 maddelik sözleşme bile yaptı 10 yıl önce, belgelidir!
Sonra CIA denetiminde, Oslo’da, PKK-AKP ikilisine yazdırdılar bu ucu yavaş, yavaş açılan paketi.
Kontrgerilla taktiğidir CIA taktiğidir…”yavaş yavaş, ısıta, ısıta enjekte edecekler!

Zaten demedi mi Başbakan “bu son değil” diye…
Made İn USA’yı nasıl görmezsiniz?
Andımız yasak, çünkü büyüdüğünde  kendini millete feda etmesi yasak bu halkın, bu milletin fedailer geleneğini yok edecekler akılları sıra ama ABD için Ortadoğu’da kardeşini katletmesi serbest!
Andımız yasak, “çünkü büyük devrimci Atatürk’ün yolundan gidip emperyalizme baş kaldırmasın” yeni nesil…
Türban serbest, çünkü sadece Cumhuriyet’in kadınına değil erkeğine de giydirilecek!

Kürtçeyle eğitim, şimdilik sınırlı da olsa serbest, sadece eğitim değil, millet de parçalanıyor. Kimin projesiydi Tük milletini parçalamak, bilmiyor musunuz?
Farklı dil ve lehçelerde siyasi propaganda yapma serbest, farklı partilerde etnik temelli örgütlenmek özel teşvikli…
Şehir , köy , kasaba isimlerinin değiştirilmesi serbest.Cumhuriyet’in yıkımı normal, Vahdettin’i eleştirmek ise ecdada hakaret…
18 maddelik bir “değişim” paketi bu!
Peki  gericiliği ve bölücülüğü hedef alan “28 Şubat Bildirisi” kaç maddeydi anımsıyor musunuz,?
Hemen söyleyelim, tam 18 madde. Bu ihanet paketinin kimlere cevap olduğunu gördünüz mü? Ülkesine ve milletine sahip olan orduya tasfiye, ABD planlarına hizmet eden Atlantik Paşalarına “demokrat” övgüleri serbest!

Dönemin Genel Kurmay Başkanı 28 Şubat’ı bin yıl sürdürme kararlılığındayız” demişti. Bu kararlığa yanıt gecikmedi. ABD, bir aydan fazla süren “Türkiye’yi işgal savaş tatbikatı” yaptı ve adını “Bin Yılın Meydan Okuması”  koydu.
İşte dün Recep Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı sözüm ona “demokrasi” paketinin şifreleri, ABD’nin bu bin yılın meydan okuması”nda gizli.
AKP’den gelecek projelere bu gözle bakmayanlar, arkasındaki emperyalist planları görmeyenler ilerici, solcu, devrimci ve vatansever olamazlar.
ABD, içinde Türkiye’nin de yer aldığı Kuzey Afrika ve Ortadoğu’da yer alan ve emperyalizmin planlarına engel  teşkil eden milli devletleri parçalıyor.

Bu paketi işte buraya yerleştireceksiniz.
Ulusal devletleri tasfiye, kolay denetlenebilir şehir devletleri kurma ve sahipsiz kalan milleti Amerikan planları içinde boğazlama, feda etme planıdır bu plan!
Ve gördüğünüz şey sizi rahatsız etmiyorsa, ABD safındasınız demektir.
Parçalanmış zavallı, güçsüz, kendini koruma refleksleri yok edilmiş bir topluluk yaratmaktıramaç!
Bu kadar basit!
Bu plana karşı durduğunuz yer, safınızı belirler.
Ya vatan hainisiniz, ya da yurtsever.

Ortası yok!