18 Aralık 2012 Salı

Savaştayız Akılsız Çocuk!


Savaştayız çocuk


savastayizcocukCHP'ye ilk eleştirimi sanırım "Türkçeye Soldan Saldırı" yazımla yapmıştım. Bu yazımı yayınlayan Ulusal Bakış adlı internet sitesine bir tekzip metni gönderildi ve yazarı olan benim hakkımda da Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na "suç duyurusunda bulunulduğu bildirildi.
Böylece 49 yılımın 35 yılı "Bilimsel Sosyalist" ve bunun doğal sonucu olarak yurtsever olan ben, bir "sol" parti Genel Başkan Yardımcısı tarafından hapis cezasıyla tehdit edildim.
Neyse ki, kendisi Kennedy Vakfı'nda ödüllü bir zat olduğu için, böylesi tehditler bizim için onur vesilesi oluyor.
Şimdi bu yazıya bu girişi boşuna yapılmadı, çünkü vatana "sol" dan saldırılar aynı merkezden devam ediyor.
YCHP, gerçekten de kaset operasyonu sonrasında verilen yeni şekline uygun davranıyor. Adım adım Türkiye'ye de, onun Kemalist, anti-emperyalist köklerine AKP ile kol kola darbeler vuruyor.
Şimdi bu darbeleri kısaca anımsayalım;
YCHP, Libya'nın İzmir'den bombalanmasını onayladı.
YCHP, Siyasi partilerin Türkçeden başka dillerde siyasi propaganda yapabilmelerine olanak tanıyan bir yasa teklifini CHP Grup Başkanvekilleri Muharrem İnce ve Akif Hamzacebi tarafında TBMM'ye verdi.
YCHP, Anayasa Komisyonu'ndaki yerini ısrarla koruyarak, Oslo'da CIA ve PKK ile hazırlanan anayasa çalışmalarının AKP, BDP ve MHP ile birlikte tam merkezinde kalmakta ısrar ediyor.
YCHP, Cumhuriyet'in haklı bir refleksi olarak görülmesi gereken ve bundan daha 70 yıl önce, feodal zulüm altında perişan yaşarken, yoksul Kürt köylüsünü özgürleştiren, Türkiye'nin okuma yazma oranı açısından İstanbul'u bile geride bırakan modern bir şehir ve özgür yurttaşlar yaratan devrimci bir operasyonu "Dersim Katliamı" adı olarak lanse eden bir parti olmuş mudur?
Olmuştur!
Tunceli Milletvekili ise PKK'lı katilleri "çiçek çocukları" mertebesine yükseltmiş midir?
Yükseltmiştir!
Hepimiz bu süreci zaten beraber izledik. PKK'lı "çiçek çocukları" ve YCHP Milletvekili Hüseyin Aygün dağda üç gün tatil yaptılar.
Peki, bunu nereden biliyoruz?
Hüseyin Aygün demedi mi "serbest" bırakıldıktan sonra "dağları özlemişim" diye...
YCHP ayrıca, Kemal Kılıçdaroğlu gibi, Rıza Tüzmen gibi, Hüseyin Aygün gibi, PKK'lı katillerin Avukatı ve Kennedy Vakfın'dan ödüllü ve kamuoyu tarafından TR705 numarasıyla anılan bir milletvekili de dahil bir çekirdek ekip tarafından, 90 yıllık CHP Kemalist ve anti-emperyalist köklerine karşı şahinleştirilip, ABD ve işbirlikçilerine karşı yumuşak bir profil çizen bir "Yumuşamış CHP" veya kendilerinin verdiği adla Yeni CHP olmuş mudur?
Olmuştur!
Şimdi de en geç PM üyesinin önerisi ve Kılıçdaroğlu'nun da onayıyla yeni "marifetle" karşı karşıyayız.
Yirmi beş yaşındaki YCHP'nin PM üyesi Umut Akdoğan, "Postalları 1923' de çıkardık" demiş.
Bu nedenle asker değil "yurttaşlarmış."
Siyasetin incesi bu kadar olur; buna "yılancası" da diyebilirsiniz.
Şimdi farkettim, Yeni CHP'nin başındaki "Y" her durumda başka bir anlama evrilebiliyor.
Neden "siyasetin yılancası" peki?
Anlatayım.
Cumhuriyet mitinglerinden bu yana milyonlarca insanın üzerinde birleştiği sloganlar neydi?
Mustafa Kemal'in Askerileriyiz.
Ne mutlu Türküm diyene!
Vatan Sana Canım Feda!
MKK üyesi Umut Akdoğan "Mustafa Kemal'in Askerileriyiz" sloganını"Mustafa Kema'in Yurttaşlarıyız" olarak değiştirmiş ve Kılıçdaroğluda anında onaylamış.
Size bir soru.
AKP, "Mustafa Kemal'in Askerileriyiz" sloganına karşı cepheden mücadele etseydi veya Umut Akdoğan'ın "ürettiği" sloganı onlar keşfetseydi halkımızda karşılık bulabilir miydi?
Asla.
Peki Umut Bey'ciğin ürettiği bu slogan karşılık bulacak mı?
Hemen yanıtlayayım:
ASLA!
Zaten Silivri'deki ilk denemelerinde cılız bile denemeyecek birkaç ses dışında bir karşılını duyamadık.
Mesele zaten karşılık bulup bulamaması değil, YCHP'nin yükselen devrimci halk hareketini sulandırma ve saptırma görevini görmek önemli.
CHP'yi bu karşıdevrimci kliğe teslim etmemek için direnen ve bunun için mücadele eden samimi Atatürkçüleri ayırarak söylüyorum, bu dostlarımız alınmasınlar ama YCHP'nin çizilen misyonu budur.
Halk hareketini sulandır, amacından saptır ve 1997'deki Cumhuriyet' e eylemlerinde olduğu gibi gazını al ve it bir yere.
Ama nafile!
Umut Akdoğan demiş ki "İnanıyorum ki(Atatürk) yaşasaydı ve birileri ona 'Askeriniziz Paşam' deseydi, Mustafa Kemal Atatürk onlara 'savaş bitti çocuk, siz bu ülkenin yurttaşlarısınız' derdi." demiş.
Peki, savaş bitti mi gerçekten?
Savaş bitmedi Umut Akdoğan, parlak fikirleriniz size milletvekilliği kapılarını açar ama "gör(e)mediğiniz" bu savaşta eğer bu millet size inanırsa evlatlarımız birer birer değil topluca elimizden Ortadoğu bataklığında uçar gider.
Amerikan projeleri olan, Ergenekon'la, Balyoz'la,Yerel Yönetim Yasalarıyla, PKK kamasıyla, tarikatlarla, irticayla, atanmış Cumhurbaşkanı ve BOP Eşbaşkanıyla göğüs göğüse süren savaşı göremiyor musunuz?
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" militarizmi değil, anti-emperyalizmi simgeler.
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" militarizmi değil, vatan için fedakarlığı halkın önüne koyar.
"Mustafa Kemal'in Askerleriyiz" militarizmi değil, devrimciliği, ilerlemeciliği ifade eder.
"Mustafa Kemal'in Yurttaşları" imiş.
"Kemal'in askerleri" emperyalizme karşı kanlı bir savaşın içinde doğmuştur. Dostlarımız bizi bu isimle, düşmanlarımız ise "Kemal'in Eli Kanlı Çapulcuları" olarak anmıştır.
Eğer satılmış değilseniz, en basit ifadeyle düşüncesiz ve tarih bilincinden yoksunsunuz.
Ayrıca çok da komiksiniz.
Bu vatan satıcılarının veya vatan satıcısı adaylarının yaratıcılığına ne oldu böyle!
Bu ne telaş, bu ne korku?
***
Mustafa Kemal, YeniCHP'nin bu yeni sloganını duysaydı derdi ki "hala savaştayız akılsız çocuk, emperyalizm dünyadan defolana değin bu topraklarda savaş bitmez!"
Not:
Meraklısına vatan satıcısı slogan önerilerimiz var. Lütfen değerlendiriniz. 
ABD'nin ve Kılıçdaroğlu' nun gözüne böylece girebilir, partide en kötüsünden dolgun bir maaşla bir profesyonel veya iktidarda bir müsteşarlık, o da olmadı bir belediye meclis üyeliği kapabilirsiniz..
"Vatan Sana Param Veda!"
Ne Mutlu Sömürge Yurttaşına!
Her Türk Vatansız Doğar!
Kubilay Kızıldenizli
Kemalistler.net

26 Kasım 2012 Pazartesi

SİSTEMİN PANİĞİ

sistemPanik

SİSTEMİN PANİĞİ
29 Ekim öncesi...
Öncelikle söylenenlere bakalım:
Başbakan; “Marjinal Gruplar provakasyon yapacak...”
İçişleri Bakanı; “Marjinal gruplara dikkat!”
Yandaş Basın; “Marjinal gruplar provakasyon hazırlığında.”
Cumhuriyet yazarı, AKCHP'li Orhan Birgit; "TGB, tıpkı bu parti (İşçi Partisi) gibi marjinallikten kurtulamamıştır" .
Koro aynı koro, sistemin beyleri kol kola ve biz bunları "not ediyoruz" veya biz yazmasak bile tarihin zaten kendisi not düşüyor.
Oysa saptama bir haliyle doğruydu, çünkü 29 Ekim'de provakasyon polisten geldi. Türkiye halkı Ulusal Kanal ekranından naklen izledi.
Peki kim engelledi bu provakasyonu; TGB, yani “devrimci gençler”.
Şimdi 29 Ekim sonrasına bakalım:
Başbakan; “CHP küçük marjinal grupların peşine takılmıştır.”
Ardından Sonar'ın araştırması geldi. Güneş Gazetesi manşetten verdi Sonar'ın kamuoyu araştırmasını;
"En büyük sürprizi İşçi Partisi yaptı"
Halk içinde ısrarla çalışmanın ödülüdür bu sürpriz.
Peki, ne yaptı İşçi Partisi?
29 Ekim'de Ulus'ta yüz binlerce yurtseveri TGB ve ADD ile birlikte alanlara topladı...
Ne yaptı İşçi Partisi; 10 Kasım'da Tandoğan Meydanı'na yüz binleri yığdı.
Ne yaptı İşçi Partisi; Hatay'da Suriye ile “Savaşa hayır!” demek için on binlerce kişiyi ayaklandırdı.
Sonar'ın sorduğu soru neydi peki?
"Pazar günü seçim olsa hangi partiye oy verirdiniz?”
İşçi Partisi'nin oy oranını %2 olarak saptıyor Sonar.
CHP'nin yaptırdığı ve gizlediği söylenen bir araştırmaya göre ise %4...
Son seçimlerdeki binde 3 oranına göre, 6 ile 12 kat arasında bir artış!..
Ve ardından "Sistem" tüm bileşenleriyle harekete geçti.
Bileşenler net; Soros Vakfı Kurucuları, ABD, AKPKK, Pensilvanya ve Yandaş Medya...
Hepsi bu ahlaksız psikolojik savaşın araçlarıdır.
Gladyo'nun araçları...
Bundan tam 5 yıl önce, bu gelişmelerin olacağını saptayan ABD ve yerli işbirlikçisi AKP, "Marjinal grup" olan İşçi Partisi'ne operasyon yaptı; "Ergenekon"çuvalına attı İşçi Partisi'ni...
Ama bu çuvala sığmadık, parçaladık.
Genel Başkanı ve merkez yöneticileri 5 yıldır tutsak.
"Marjinal" İşçi Partisi ne yaptı buna yanıt olarak?
Halkı örgütledi, halkı!
Ve cevaplar peşi sıra geldi;
·         Ulusal Kanal güçlendi, devrimin kanalı oldu.
·         Aydınlık günlük gazete oldu.
Peki AKCHP'li Kemal Kılıçdaroğlu ne yaptı, iki gün önce Meclis'te yaptığı basına kapalı Grup Toplantısı'nda?
" Apo'ya çiçek veren, Mao'cu marjinal bir gruba, Aydınlık Gazetesi'ne CHP'yi dizayn ettirmeyiz?”
CHP'nin Genel Başkanı "CIA'nın Tezleriyle Kol Kola!".
Gördünüz mü manzaranın iğrençliğini; Atatürk'ün CHP'si, CIA'nın İşçi Partisi aleyhine yıllardır sürdürdüğü psikolojik harbin aracı oldu.
CHP içindeki karşı devrimci kliğin "Tekke ve Zaviyeler açılsın. Seyit Rıza'nın itibarı iade edilsin. Siyasi partiler Türkçe dışındaki dillerde de propaganda yapmalı. Libya'nın bombalanmasına evet..." gibi çalışmalarından hala ders almadılarsa Kılıçdaroğlu'nun CIA tezleriyle İşçi Partisi'ne saldırmaları, CHP içindeki yurtseverlere bir ders olmalı. Çünkü "Sistem" bu, dedik ya; hepsi aynı çuvalın ipinden. CHP'li yurtseverler bu iplerle ilişkilerini koparmalı, devrimcilerle birlikte mücadele etmelidirler.
İşçi Partisi'nin aklı ve vicdanı özgür ama bedeni tutsak Genel Başkanı Doğu Perinçek; "Biz sizlerin arabalarınızı ve atlarınızı bile örgütledik" dedi cezaevindeki hücresinden.
Paniğe düşmeleri bundan. Halkın devrimci bir program temelinde örgütlendiğini artık gizleyemediklerinden bu panikleri.
Bu saldırılar ve marjinallik küçümsemeleri, yaratılan güç karşısındaki paniktir. %2'ye dahi tahammülleri yoktur ama bilmeliler ki artık İşçi Partisi'ni geriye döndürme şansları yoktur.
Gelişmenin yönünü ilk önce ABD-AKP ikilisi zaten saptamıştı; "Devrimci dalga durdurulmalı, Atatürk bu ülkeden kazınmalı, Türk tarihinin hakkından gelinmeli."ydi
Balyoz, İşçi Partisi'ne ve TSK'ya indi beş yıl önce.
TSK teslim olsa da İşçi Partisi bugüne kadar teslim alınamadı, alınamaz da...
Bu karşı devrimci koroya iki gün önce Tesev'ci Kemal Kılıçdaroğlu'nun da resmen katılması "sistem"in ihtiyaçları gereğidir.
Yazık, ayrıca CHP Gençlik Kolları'nın başında "yaşlı-başlı" bir çocuk olmalı ki örgütüne "Aydınlık Gazetesi'ni almayın" talimatını yayınlamış.
Dikkat ediniz, AKP'nin bile böylesine resmi bir açıklaması yok henüz.
Bu nedenle yukarıda yapılan "utanç işlerinin" yapılabilmesi için bir operasyonla CHP'yi, AKCHP yapan aşağıdaki isimler CHP'nin başına getirilmiştir.
Kemal Kılıçdaroğlu, Rıza Tüzmen, Sena Kaleli, Hüseyin Aygün, Gürsel Tekin.
Ve kendisine, kendisinden habersiz TR 705 kodu verilen ve Habur'dan giriş yapan PKK'lı katillerin avukatı, Kennedy Vakfı'ndan ödüllü, kendisi Diyarbakırlı ama CHP İstanbul Milletvekili Avukat Sezgin Tanrıkulu.
Ünvanınız ne kadar uzun olursa değeriniz o kadar azdır veya değeriniz ne kadar azsa ünvanınız o kadar uzun olur.
Sosyal bilimler kanunlarında yazar bu...
Ve başka bir şey daha yazar aynı kanunlarda;
"Vatanın hainleri ve emperyalistlerin işbirlikçilerinin hepsini aynı son bekler Türkiye topraklarında!”
Ve bu yazdığıma inanmıyorsanız İstiklal Mahkemeleri'nin kararlarına bakınız.
Sistemde çıkan panik bundandır.
Kubilay Kızıldenizli
Kemalistler.net

21 Kasım 2012 Çarşamba

Bütünşehir Parçalanmış Ülke


butunsehir12 Kasım 2012 tarihinde TBMM'de AKP tarafından önerilen yeni bir yasa onayladı.
Resmi adı Büyükşehir Yasası olarak bilinse de kamuoyu bu yasayı Bütünşehir Yasası olarak tanımlıyor. Çünkü aslında şehirlerin sadece merkez sınırlarından sorumlu olan Büyükşehir belediyeleri ilin artık tamamından oluşacak. Bu yasayla 16 olan Büyükşehir adedi,nüfusu 750 binden fazla olan ve üçü de ülkemizin doğusunda olan 13 yeni büyükşehirle 29 rakamına ulaşarak, ülkemizin nüfusunun %80'ninin günlük hayatından sorumlu olacak.
1900 civarındaki belde belediyesinin ise 1600 kadarının tüzel kişiliği bu yasayla ortadan kaldırılıyor. Muhtarlıklar da aynı yasayla ortadan kaldırılmış durumda.

İl Özel İdarelerinin de bu yasayla tüzel kişiliğine son verilerek valilik ve kaymakamlık nezdinde yapılan tüm yatırım yetkileri ellerinden alınıyor.
Merkezi devletin şehirlerdeki güçlü makamları yetkisizleştirilerek yerel yönetimlerin oyuncağı haline getiriliyor, sembolikleştiriliyor.
Köy muhtarlığının elindeki bütün topraklar belediyelere devroluyor, köy içindeki yapılaşmalardan vergi sistemine kadar her şey köylülerin aleyhine dönüyor.
Aslında buna artık "dönüyor" demek doğru değil, bu yasa Resmi Gazete'de yayınlandığı andan itibaren "döndü" diyebiliriz. Çünkü Cumhurbaşkanı'nın da bu yasaya karşı olmadığını biliyoruz.
Merkezi otorite olan devlet, şehirlerde otoritesizleştirilirken yerel yönetimlerin yetkileri de, yetki alanları da il bazına yayılarak belediyeler tek muktedir güç haline gelmiş bulunuyor.

Bu yasa aslında iki aşamalı planın yasal çerçeveye yansımış ilk adımıdır.

İki aşamalı planın birincisi elbette Başkanlık Sistemine geçmek, ikincisi ise ancak başkanlıkla yönetilebilecek ve merkezi parlamentonun hem yerel yönetimler nezdinde yetkilerinin olmadığı hem de Başkan'a karşı korumasız olacak olan bir eyaletler sistemine dönüşümüdür.

Bütünşehir Yasası işte bu iki aşamalı planın ilk parçasını oluştururken, aslında Oslo'da PKK ile varılan anlaşmanın da ülke parlamentosu tarafından onanan ilk ihanet yasası olması açısından da önemlidir.

Okyanus ötesinde kurgulanan plan deyim yerindeyse tıkır tıkır yürüyor.

Bu yasanın diğer adı ise, merkezi yönetimin yerel temsilcilerinin yetki ve sorumluluklarının büyükşehir belediyelerine devredilmesi nedeniyle "Bütünşehir Parçalı Ülke Yasası" olabilir. Çünkü merkezileşmiş bir yetki yoksa," bütün" bir ülke de yoktur.

Düşünün ki ,ülke genelindeki bütün yatırımlar yerel yönetimlerin denetimi ve kontrolüne geçmiş, ayrıca bu denetim ve uygulama gücü köylere kadar uzanmış ve bu büyükşehrin sorumluluk alanı içinde kamu yararını koruyacak yerleşik mekanizmalar da yok.

Yabancılara köylerden toprak satılamazken, tüm köyler şehre dönüştüğü için artık tarım arazileri ve hatta köyler, toptan yabancılara satılabilir ve elde edilecek bu muazzam rantlar doğruca belediyelerin mensup olduğu güçlerin kontrolüne akar. Tablo en hafif ifade ile budur.

Bunu durdurabilecek hiçbir şey, hiçbir güç devlet mekanizmaları içinde yok.

Bütünşehir Yasası, kurgusuyla, yaklaşımıyla parçalı bir ülkenin ilk ve önemli bir adımıdır ve bu yasanın Anayasa Mahkemesi ve Cumhurbaşkanlığı Makamı'ndan dönmesi hayaldir.

Bundan sonraki adım eğitimden sağlığa ve hatta silahlı gücün bile yerel yönetimlerin emrine devredilmesidir ki, amaçlanan da budur.

Peki, bu uğursuz gidiş nasıl durdurulacak?

Bunun ciddi işaretlerini ve yanıtını 29 Ekim'de Ulus'ta ve 10 Kasım'da Tandoğan'da gördük.

Bu gidişi durduracak olan da, başı dik yarınlara ülkemizi ulaştıracak olan da halk hareketinin gizil gücündedir.

Çözümü hep beraber orada arayacağız.

Parlamento içinde bu ülkenin çözülecek bir sorunu kalmamıştır.

Bu ülke ya sokaklarda yeniden kurulacak veya sokaklarda tamamen ezilecektir.

Bu iki seçeneğin dışında bir seçenek yoktur!

1 Kasım 2012 Perşembe

Karışık Kafalı Aydın


Doğru İnsan Yanlış Yerde Ne olur?

 Sayın Bedri Baykam’la Tweet”leştik bugün. Aşağıda yazılanları okuduğunuzda bilmem bana hak verecek misiniz?

Sayın Baykam  Tum yurtsever sivil toplum kuruluşları katılımcılarınaçağrı yapıyor.Üstelik diyor ki çağrısında iktidar alternatifi bir siyasi Partiyi desteklemiyorsanız, çabalarınıza yazık olur!

Tartışmamız bu “Tweet” üzerine başladı.” “İşçi Partisi var Sayın Baykam”  dediğimizde “İP örnek aktivist-çalışkan bir Parti.Sağlam ve duyarlı.Ama iktidar alternatifi kesinlikle değil.Göremeyen bu iktidara hizmet eder” diyor.

Başbakan ne demişti “CHP marjinal yasadışı grupların peşine takılıyor”.

Sayın Bedri Baykam’ın niyeti ne olursa olsun,Başbakan’la buluştuğu nokta aynı noktadır.Bunu üzülerek yazıyoruz.
Dün de benzer sözleri Orhan Birgit Cumhuriyet’te yazdı.”TGB, tıpkı bu parti(İşçi Partisi) gibi marjinallikten kurtulamamıştır” diyor.

TGB Türkiye tarihinin en büyük gençlik yürüyünü yapmıştır ama Orhan Birgit gibi CHP’liler nezdinde “marjinaldir”.

Koroya bakınız. Bir yanda BOP Eşbaşkanı, bir yanda kendisine Kemalistim diyen ama Kemalizmi kafatasçı ilan edenlerin yönetimini ele geçirdiği CHP’ye “oy verin” diyen Bedri Baykam, bir diğer yanda YCHP’li Orhan Birgit...

30  Ekim günü Hürriyet hangi manşetle çıkmıştı anımsıyor musunuz, sizin için aşağıya aldık.

BARİKAT’IN GANDİ’Sİ

“CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, dün Cumhuriyet yürüyüşünde “Birinci ve İkinci Meclis önündeki polis barikatını kaldırma” harekatını bizzat yönetti.”

Soros’çu olursanız destekleyeniniz çok olur.Hürriyet’te destekler sizi, Zaman’da , Yeni Şafak’ta...
Cumhuriyet bile böyle bir başlığı atmaya cesaret edemedi...

Oysa aynı Hürriyet başından beri kürsüde olan, bu muhteşem buluşma için haftalardır çalışan bir partiyi yöneten, üstelik kürsüde tazyikli suya maruz kalan İşçi Partisi Genel Başkan Vekili Hasan Basri Özbey’den de, TGB Genel Başkanı İlker Yücel’den de tek kelime etmez.

Barikat Gandi’si öyle mi?

Sayın Baykam, Sayın Birgit, bakın sizin Gandi’nizi kim destekliyor ve sizler kimlerle hangi safa düşüyorsunuz?

“Oy bölünürmüş, eğer İşçi Partisi’ni desteklersek AKP’nin yıkılmasını önlermişiz...”

Size 40 yıldır verdiğimiz emanet oyları geri alıyoruz beyler, duyun bunu!

1950’den beri bizi Nato kapılarında süründüren, AB kapısına bağlayan, ülkemizi bölünmenin eşiğine getiren bir mirasta paylarınız var.

İkiz Sözleşmeler’de,Libya’nın bombalanmasında imzanız var!

Bu halkı hangi yüzle hala CHP’ye oy vermeye çağırırsınız veya samimiyet ve büyük bir emek ve ciddiyetle ülkemizi savunan İşçi Partisi’ne küçümser gözle bakarsınız?

Eğer Mustafa Kemal ” kendisine marjinal ve çapulcu” diyenlere hak verseydi şu anda ülkemiz Amerikan Mandası altında yaşardı.

İşçi Partisi ise, Namık Kemal’lerin, Talat Paşa’ların, Mustafa Kemal’lerin ve Nazım Hikmet’lerin devamı olarak başta Silivri’ de olmak üzere her anti-emperyalist mevzide ülkesini savunuyor.

Aydın uyuşukluğu ile devrimci miras arasındaki fark budur!


Şimdi buyrun yazışmayı okuyun;


Tum yurtsever sivil toplum kuruluşları katılımcılarına: iktidar alternatifi bir siyasi Partiyi desteklemiyorsanız, çabalarınıza yazık olur!

@meettheturk işçi Partisi var. Yoksa siz de mi "marjinal" diye düşünüyorsunuz Sayın Baykam?

@KKubilayK İP örnek aktivist-çalışkan bir Parti.Sağlam ve duyarlı.Ama iktidar alternatifi kesinlikle değil.Göremeyen bu iktidara hizmet eder

@meettheturk AKP'nin alternatifi İP'dir. 40 yıldır sizin işaret ettiğiniz partiye oy veriyor bu halk.Amblemindeki 6 Ok'u bile savunamıyorlar

@KKubilayK bu tezinizi öne koyarak ilelebet AKP iktidarı oluşturanlardansınız,bravo devam edin(!)İPönemli bi çekim merkezi,alternatif değil.

@meettheturk Hepimiz Mustafa Kemal'in evlatlarıyız,aramızdaki fark 6 OK'u samimiyetle savunan bir platform tercihiniz Sn.Baykam,Saygılar..

@KKubilayK oyları bölen iktidara hizmet eder. Bu hep böyle oldu. Uyanın artık...

Bottom of Form
@meettheturk hala "oy bölme' gerekçesine mi sığınıyorsunuz,yazık!Sanırım bu kez "aydınlar" halkı değil, halk aydınları aydınlatacak.Saygılar

9 Ekim 2012 Salı

Dökülecek Olan Kan Kimin Kanı?

bizimkanimiz
Dökülecek olan kan bizim kanımız.
Amerikalı kanı değil; Türk, Arap, Kürt, Süryani, Alevi, Sünni kanıdır.
Urfa'ya düşen bomba da Suriye değil, ABD bombasıdır.
Kimileri diyor ki;
"Türkiye ve Suriye arasında savaş çıkmaz."
"Suriye neden böyle bir bomba atsın, bu büyük bir güce karşı açılan yeni bir cephe, Suriye bunu göze alamaz ve Türk yetkilileri bunun bir provokasyon olduğunu bilir" diyorlar.
"Türkiye bu bomba için savaşa ilan etmez" diyorlar.
Keşke öyle olsaydı ama çok masumane çok safça öngörüler bunlar.
Tam bağımsız ve özgür bir ülkenin yöneticilerinin kararı olabilir yukarıdaki iyi niyetli yorumlar.
Kimin patenti?
Bugün meclise gelen ve Suriye ile savaşa bizi götürecek olan yeni teskerenin patenti kime aittir?
Kırmızı-beyaz-mavi renkli şeritli bir bayrağa sahip ve 50 eyaletli bir ülke olmasın?
Barbar Batı'ya kaç milyar Dolar borcumuz var?
Her yıl bu ülkede aklanan milyarlarca Dolar tutarında kara paranın musluğu kimler tarafından tutuluyor?
ABD eski Dış işleri Bakanı Colin Powel'la bu ülkeyi bölmek için 2 sayfalık 9 maddelik sözleşme yapan Cumhurbaşkanı Fildişi Sahilleri'nin mi Cumhurbaşkanı?
Büyük Ortadoğu Projesi'nin Eş Başkanı hangi ülkenin Başbakanı?
Biz bağımsız ve biz özgür bir ülkenin çocukları olup da ve böylesi bir ülkeye layık "onurlular" tarafından yönetiliyoruz da haberimiz mi yok?
Bunlar Allahsızlar, bu AK Haçlılar Suriye'ye karşı savaş açarlar, tankları da, Mehmetçikleri de vatanını eşkiyaya karşı savunan Suriyeli vatanseverlerin üzerine sürerler, hiç kuşkunuz olmasın.
AKP'ye bahşedilen on yıllık iktidarın diyetinin ödeneceği bir sürece soktu bizi Urfa'ya atılan bomba.
İlki, TSK'nın silahsızlanması ve kahramanlarının biçilmesiydi, başardılar!
İkincisi, Kürt sorununun siyasallaşması ve uluslararasılaştırılmasıydı, başardılar.
Zemin uygun, milleti savunacak süngüler kırık, okyanus ötesinden çakallar uluyor; hadi bakalım son perde!
Öyle mi, dersiniz?
Türkiye'yi köpeksiz köy mü zannettiniz siz alçaklar!
Ön Asya'nın kuzeyine gerilen bu son beyaz perde, bu kurguları yapan ve Türk Milleti'nin "gayrık yeter" dediği anda yapacaklarının ölçüsünden bir haber olanların kefeni olacak.
ABD de dahil!
Kubilay Kızıldenizli
Kemalistler.net

4 Ekim 2012 Perşembe

SON PERDE




Dökülecek olan kan bizim kanımız.
Amerikalı kanı değil Türk, Arap, Kürt,Süryani, Alevi,Sünni kanıdır

Urfa’ya düşen bomba da, Suriye değil, ABD bombasıdır.

Kimileri diyor ki;

“Türkiye ve Suriye arasında savaş çıkmaz.”
“Suriye neden böyle bir bomba atsın, bu büyük bir güce karşı açılan yeni bir cephe, Suriye bunu göze alamaz ve Türk yetkilileri bunun bir provokasyon olduğunu bilirdiyorlar.

“Türkiye bu bomba için savaşa ilan etmez” diyorlar.

Keşke öyle olsaydı ama çok masumane çok safça öngörüler bunlar.

Tam bağımsız ve özgür bir ülkenin yöneticilerinin kararı olabilir yukarıdaki iyi niyetli yorumlar.

Kimin Patenti?

Bugün meclise gelen ve Suriye ile savaşa bizi götürecek olan yeni teskerenin patenti kime aittir?
Kırmızı-beyaz-mavi renkli şeritli bir bayrağa sahip ve 50 eyaletli bir ülke olmasın?
Barbar Batı’ya kaç milyar Dolar borcumuz var?
Her yıl bu ülkede aklanan milyarlarca Dolar tutarında kara paranın musluğu kimler tarafından tutuluyor?
ABD eski Dış işleri Bakanı Colin Powel’la bu ülkeyi bölmek için 2 sayfalık 9 maddelik sözleşme yapan Cumhurbaşkanı Fildişi Sahilleri’nin mi Cumhurbaşkanı?

Büyük Ortadoğu Projesi’nin Eş Başkanı hangi ülkenin Başbakanı?

Biz bağımsız ve biz özgür bir ülkenin çocukları olup da ve böylesi bir ülkeye layık “onurlular” tarafından yönetiliyoruz da haberimiz mi yok?

Bunlar Allahsızlar, bu AK Haçlılar Suriye’ye karşı savaş açarlar, tankları da, Mehmetçikleri  de vatanını eşkiyaya karşı savunan Suriyeli vatanseverlerin üzerine sürerler, hiç kuşkunuz olmasın.

AKP’ye bahşedilen on yıllık iktidarın diyetinin ödeneceği bir sürece soktu bizi Urfa’ya atılan bomba.
İlki, TSK’nın silahsızlanması ve kahramanlarının biçilmesiydi, başardılar!
İkincisi, Kürt sorununun siyasallaşması ve uluslararasılaştırılmasıydı, başardılar.

Zemin uygun, milleti savunacak süngüler kırık, okyanus ötesinden çakallar uluyor; hadi bakalım son perde!
Öyle mi, dersiniz?
Türkiye’yi köpeksiz köy mü zannettiniz siz alçaklar!

Ön Asya’nın kuzeyine gerilen bu son beyaz perde, bu kurguları yapan ve Türk Milleti’nin “gayrık yeter” dediği anda yapacaklarının ölçüsünden bir haber olanların kefeni olacak.

ABD’ de dahil!


1 Ekim 2012 Pazartesi

Kürdistan: Mandacı Birleşik Devletleri


Mustafa Sarıgül'ün "Türkiye Değişim Hareketi"nin Genel Sekreteri Hasan Aydın "Türkiye Birleşik Devletleri neden olmasın?" demiş.
Sabah Gazetesi'nden Mahmut Övür'ün köşesinden aktardığına göre, Hasan Aydın bu görüşünü "Amerika'nın Birleşik Devletleri oluyorsa (ABD) Türkiye Birleşik Devletleri de olur. Avrupa Birliği (AB) devleti oluyorsa Türkiye Birliği Devleti de olur. Bal gibi olur. Federal Almanya oluyorsa, Federal Türkiye de olur." diye temellendirmeye çalışmış.
Müthiş bir zeka, müthiş bir tarihsel birikim, Kürt sorunu açısından benzersiz bir çözüm önerisiyle karşı karşıyayız!
İnsan kendi kendine sormadan edemiyor, "neden böylesi bir çözümü yapmadım?", "Neden bizim aklımıza PKK'nın ayrılıkçı talebini haklı çıkarmak için,Amerika Birleşik Devletleri oluyor da Türkiye Birleşik Devletleri olmuyor" sorusu aklımıza gelmedi.
Gelmez tabii...
Birazcık tarih bilgisi olanların aklına elbette böylesi bir öneri gelmez!
"Parçadan Bütüne"; ABD, Kanada, İspanya ve Almanya'nın Devletleşme Serüveni
İsterseniz ABD'nin kuruluş sürecine kısaca bir bakalım;
Biliyorsunuz, Amerika Kıtası 1492'de Avrupalılar tarafından keşfedildi. Ispanyollar,Fransızlar, Portekizliler ve İngilizler yerli halkı katlederek zorla ellerinden topraklarını alarak toprak sahibi oldular.Bu süreç özellikle İngiltere tarafından örgütlenerek Avrupa'dan Amerika'ya kitlesel göçler sağlandı.
Bu göçler sonucunda on üç ayrı koloni oluştu. Bu koloniler ilerleyen yıllarda kurulacak olan ABD'nin ilk eyalet devletleridir ve ABD'yi bu koloniler kurmuştur..
Bu koloniler, alt ve üst meclisli iki sistem tarafından yönetilmekteydiler. Alt Meclis üyeleri toprak sahipleri tarafından seçilirken, Üst Meclis üyeleri ise İngiliz Devleti tarafından seçiliyordu.
İngilizlerin kendi mali gereksinimlerini gidermek için bu kolonilere yüksek vergi koymaya başlamasıyla birlikte bu vergileri kabul edilemez bulan toprak sahipleri zaten yükselen bağımsızlık istekleriyle birlikte birleşerek İngilizlere karşı bağımsızlık savaşı başlattılar.
Bağımsızlık savaş altı yıl sürdü.
George Washington komutasındaki "koloni güçleri" İngiltere'yi yendi ve İngilizler 1783 yılında Paris Antlaşması ile 13 koloninin bağımsızlığını kabul etmiştir.
İşte ABD, zaten birbirinden bağımsız olan bu 13 koloninin birleşerek(federasyonlaşarak) 1789'da Anayasanın yazılmasıyla oluşturulan bir ulus devlettir.
Yani Amerika Birleşik Devletleri zaten temelinde İngilizlerin, Portekizlilerin, Fransızların,İspanyolların, daha sonra Latin Amerikalıların da katılarak kurduğu, daha önce ayrı yaşayan, farklı "devletçiklerin" bir araya gelerek ortak düşman sömürgeci İngiltere'ye karşı savaşla kurulan bir devlettir.
Önce şunu bilelim; ABD parçadan bütüne doğru ilerleyen kanlı bir serüvenin sonucunda kurulmuştur bu biiiir!
Almanya Federal Cumhuriyeti ise İkinci Dünya Savaşı sonrasında galip devletler olan ABD, İngiltere ve Fransa tarafından kurulmuş bir devlettir. Almanya, Nazi almanyası hariç, bu tarihe değin asla güçlü bir merkezi devlet tarafından yönetilmeyen 11 eyalete ayrılmıştır ve bu eyaletler Almanya'nın tüm tarihi boyunca vardır.Doğu-Batı birleşmesinden sonra bu eyaletler 16'ya çıkmış ve üç işgal gücünün rengi, eyaletlerin Anayaslarına işlemiştir. Federal yapı Anayasal bir kurumdur veasla kaldırılamazlar.
Federal Almanya Cumhuriyeti tarihsel nedenler ve gerçekler nedeniyle aynı ABD gibi, parçadan bütüne doğru giderek kurulmuştur, bu ikiiii....
1978 Anayasası İspanya'nın 17 Eyalet ve iki özerk şehrin bileşimden oluştuğunu tanımlamıştır.
Bu bütünün tüm parçaları zaten tarihsel olarak var olan parçaların bütünü oluşturmasına hizmet etmiştir.Bu üüüüüç!
DilKullanım %Konuşulan yerler
İspanyolca%99Tüm ülke
Katalanca%10Katalonya, Balearic adaları, Valencia
Baskça%6Bask ve Navarra'nın bazı bölgeleri
Tüm İspanya'da resmi olan tek dil İspanyolcadır ve diğer diller sadece yukarıda belirtilen bölgelerde günlük yaşamda kullanılır. Eğitim, Hukuk ve Bilim dili İspanyolcadır.
Hele AB örneğinin elle tutulur bir yanı yoktur. AB'nin büyük devletleri İngiltere, Fransa ve Almanya Dünya'nın en sağlam ulus devletleridir.Kendi ülkelerine karşı bir tehditin oluştuğu koşullarda refleksleri bellidir.Üstelik daha şimdiden gevşek yapısı nedeniyle dağılmaya yüz tutmuş ve çevre ülkeleri derin ekonomik çıkmazların içindedir(İspanya, Yunanistan).
Türkiye'nin Devletleşme Serüveni; "Bütünden Bütüne"
Türkiye'nin kuruluş süreci bellidir. Bu topraklara yaşayan insanlar, sadece Osmanlı'dan tarihi başlatacak olsak bile, 600 yıldır aynı devlet çatısı altında yaşamışlardır.Aynı topraklarda ise bin yıldan fazla. Osmanlı, Sevr nedeniyle Emperyalizm tarafından "bütünden parçalara" ayrılma süreci içine itilmiştir. Bu sürece direnen ve birlikte yaşama iradesi gösteren Kürtler ve Türkler emperyalizmi alt ederek, parçalanmayı durdurmuş ve bu coğrafyanın en uygar ülkesini kurmuşlardır.Bu coğrafyada insanlar hiçbir zaman eyaletler veya aynı devlet altında farklı özerk bölgelerde yaşamamışlardır.Türkler ve Kürtler tasada ve kıvançta ortak bir yaşamı sürme konusunda dünyanın birçok milletlerinden daha birikimli ve deneyimlidir.
Türkiye'de federasyonlaşmaya gitmek, Emperyalizmin çıkarları için ,90 yıl önce olduğu gibi, bütünü parçalayarak tarihin akışını tersine çevirme girişiminden başka bir şey değildir.
Hasan Aydın gibilerin önerilerinin sonucunda, ülkemizde Türkiye Birleşik Devletleri değil ancak ve ancak Mandacı Birleşik Devletleri kurulabilir.
Hasan Aydın'ın Milliliği
Hasan Aydın yeni bir Misak-ı Milli tanımı yapıyor.Bu sınırsızlığın sınırıdır, yani girelim derken bizim tarafımıza girilen sınırları tanımlıyor. Tam da 900 Km'lik Güney sınırlarımızın silindiği bu günlerde, beyefendinin önerisi çok anlamlıdır.
Emperyalizmin parçalama tehditiyle saldırdğı coğrafyamızda Hasan Aydın tarafından yapılan bu öneri, ne kadar "iyi niyetli " olursa olsun, ABD'nin ülkemizde yarattığı bölünme atmosferine yardımcı olmaktan öte bir anlam taşımaz.
Misak-Milli ile tanımlanan toprak parçası, emperyalizme karşı başkaldıran ve savaşarak egemenliği altına aldığı Anadolu insanlarının yaşadığı topraklardır. Irak, Suriye ve Türkiye'de yaşayan ve aynı etnik topluluk içinde yer alan Kürtlerin kader birliği, bu önemli seçimle birbirinden ayrılmıştır.
Bu nedenle, "Gürcüler madem kardeşimiz, onların Gürcistan'da yaşayan kandaşlarında kardeşimizdir" veya "Kürtler madem kardeşimiz ve onların Suriye ve Irak'ta yaşayan kandaşları da kardeşimizdir" diyemeyiz. Bunu elbette insani açısından söyleyebiliriiz ama bunu Millet kavramı açısından yapamayız.
Milletler kan bağı veya ırk temelinde olan birlikler değil ama siyasi birliklerdir. Yani millet, aynı hedefe koşan ve aynı ulusal pazar içinde örgütlenmiş siyasi oluşumlardır. Bu nedenle aynı ulusal pazar içinde, aynı amaca yönelmiş insanlar arasında en son ortak payda ırksal akrabalıklardır. "Ulusal Pazar ", milletin var eden ekonomik temeldir ve ulusal pazarın dağıldığı koşullarda Millet de ortadan kaybolur.
Hasan Aydın farkında değil ama bu önerisiyle ulusal pazarı da ortadan kaldırmaktadır.
ABD'yi,İspanya'yı, Almanya'yı ve ABD'yle aşağı yukarı aynı süreçte ve koşullarda kurulmuş Kanada'yı ırk temelinde birleştirmeniz mümkün mü? Elbette değil. Bu ülkelerin insanları olan Milletler, onlarca farklı ırkı Millet kavramıyla birleştirmiş siyasi birliklerdir.
Millet Ne Zaman Yok Olur?
Elbette emperyalizmin baskısının ve tehditinin olmadığı koşullarda sınırların da anlamı kalmayacaktır. İnsanlar böylesi özgür ve barıçı koşullarda daha çok bir araya gelecektir.
Bu aynı zamanda Milletin de tarih sahnesinden görevini tamamlayarak ayrılacağı zamanları işaret eder.
Emperyalizm var olduğu sürece milletler de var olacaktır. Tersini de söyleyebiliriz,"emperyalizmin yok olması Milletlerin de yok olması için gerekli koşulları sağlayacaktır..
Mustafa Sarıgül Büyük Efendi'ye Hizmet İçin Aday mı Olmak İstiyor?
Göreceksiniz sağdan ve soldan daha ne cevherler çıkıp bu ne öneriler yapacak.
ABD'ye dayanarak parlayıp iktidar hedefinde olan kuvvetler, yıpranmış ve güç kaybetmekte olan Recep Tayyip Erdoğan'ın yerine geçmek için, babalarının malı gibi memleket toprağını ve halkı silikleştirip köleleştirmeye aday olmaya daha çok istekli olmak zorundadırlar.
AKP kolayı mı başardı sanıyorsunuz?
Türkiye tarihine bakın, Vahdettin'den bu yana emperyalizmle emir komuta zinciri altında hevesle ve kusursuzca çalışan kaç tane yönetim var?
Ancak unutulmasın, vatan hainliğine giden yol Milletin döşediği cehennem taşlarıyla doludur!
Kubilay Kızıldenizli
Kemalistler.net