19 Eylül 2012 Çarşamba

PKK BÜYÜK ABİSİYLE KOLKOLA!


PKK-AKP-ABD FİLAN!

Cevap erken geldi.
Sistem bu, şaşırdınız mı?
Her devrimci eylemin bir karşı devrimci yanıtı vardır ya da tersinden de doğrudur; her karşıdevrimci girişime verilecek bir devrimci yanıt vardır.
Bugüne bakınız. Her iki koldan saldırıyorlar.
Ne demiştik  “Afyon’daki Cephane Patlaması” için; “CIA Başkanı David Petraus Türkiye’ ye geldi ve geldiği gün PKK 8 askeri şehit etti ve ertesi gün de Afyon cephaneliği patla(tıl)dı.”

Afyon‘daki patlama bir kaza değildir, kurgulandığını hep birlikte göreceğiz.

İki gün önce ise ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey Türkiye’ye  geldi, bugün ise PKK adı geçen Başkomutanını selamlamak için 10 askerimizi şehit etti ve 60 askerimizi ise yaraladı.
Karşıdevrim, Bingöl-Muş karayolunun 16. kilometresinde izinden dönen silahsız Mehmetçiklere roketatarlar ve makinalı tüfeklerle saldırdı.
Bu bir biat saldırısıdır, bu emperyalist Başkomutanı selamlamadır.

PKK, ülkemize büyük şefleri gelse, onların gelişlerini kendi yöntemlerince kutluyorlar. On beş gün önce, çok büyük şef CIA Başkanı Petraus’un elini pazarlıklarda güçlendirmek için sekiz askerimizi şehit ettiler. Bugün de ABD Genelkurmay Başkanı Dempsey'in elini güçlendirmek için on askerimizi şehit edildi.

Peki, bu tabloyu okuyabilecek bir devlet yönetimi var mı ülkemizde?

Elbette yok ve okuyabilenler de Silivri’de ikamet etmeye aday olduklarından, yurtseverlikleri ölçüsünde duruma müdahale etmeye istekliler. Yani birçoğu için vatan sevgisi bir hobi. Vatan sevgisinin ciddiyetini ancak riskle karşılaştıkları anda anlayabiliyorlar. Savaşmaya istekli olan savaşıyor, gerisi ise askerleri şehit olmuşken “halı” kabul etmek ve beğenmekle meşgul!
Şöyle de diyebiliriz; vatan sevgisinin turnusol kağıdı, “riski göze” alabilme durumunun oluşmasına bağlıdır. Ak ve kara popo böylesi kritik günlerde belli oluyor.

Pazar günü son yılların en büyük, en etkili devrimci eylemi İşçi Partisi önderliğinde Hatay’da gerçekleşti. Önce bu eyleme “içeriden” saldırıldı. Dedi ki bir grup “sol” ;“İşçi Partisi kitleyi terk etti.” Oysa bu satırları yayınlayanlar aynı anda İşçi Partisi’nin Genel Sekreter Yardımcısı Zafer Tezci’nin biber gazı ve coplara maruz kaldıklarını “göremiyorlardı”.
Gözaltına alınan beş kişiden üçünün ise İşçi Partisi yöneticileri olduğunu da…
Bu “solcular” da öğrenecekler, İşçi Partisi halkı terk etmez. Sertleşen mücadeleyi gören bir takım “solcular” mücadele dışında kalacakken, devrimci olanları ise, İşçi Partisi’yle aynı alanda mücadele edecekler.
İyi anlayalım; Hatay eylemi halkımızın direnmeye geçiş iradesinin başladığı andır. "Bana dokunmayan yılan ” fikrinin bittiği noktadır. Emniyetin koca koca ilanlarla “İşçi Partisi’nin eylemi Kanunsuzdur, eyleme katılmayın” uyarısına rağmen Hataylı vatanına sahip çıkmıştır. Evinde oturmamıştır

Ama karşıdevrimciler de yanıtlarını vermekte gecikmemişlerdir ve zaten bizler de bekliyorduk.

Yetmez, daha da üzerimize gelin!

Mademki, İşçi Partisi direniyor ve söz dinlemiyor, bu durumda onların canlarını yakmaya devam etme kararlılıklarını göstermeliydiler. Hiçbir mantıklı gerekçe göstermeden, İşçi Partisi’nin zaten beş yıldır hücrede tuttulan Genel Balkanı Doğu Perinçek’i, savunma yapacağı son güne kadar süresiz olarak mahkemeye katılmaktan men ettiler. Genel Başkan Yardımcısı Erkan Önsel’e de 16 hafta duruşmalardan yine men cezası verdiler

PKK-ABD-AKP size sesleniyoruz! Çullanın hep birlikte bu halkın üzerine, daha neler yapacaksınız görelim.
Hatay eylemine karşı 10 şehit 60 yaralı, katıksız hücre cezası filan.
Bu karşı devrimcilerin Türkiye'ye sözüm ona verdiği cezadır!

İyi görün ey karşıdevrimciler, bu eylemlerinize Türkiye halkının yanıtını İşçi Partisi halkı örgütleyerek  hazırlıyor.

Korkunuzun ve pervasızlığınızın zaten aslı nedeni de bu!

Korkunun neye faydası yoktu, anımsadınız mı?
Anımsamadıysanız karşılaşacağınız günler yakındır!
.
.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder