2 Eylül 2012 Pazar

Orgeneral İvaşov’un Çizdiği Hat!



Aydınlık Gazetesi 24 Ağustos 2012 tarihinde, Komsomolskaya Pravda Gazetesi’nin Rusya Jeopolitik Sorunlar Akademisi Başkanı Orgeneral Leonid İvaşov’ la Suriye üzerine yaptığı oldukça önemli bir söyleşiyi  yayınladı.
Öncelikle söyleşinin ana hatlarını özetlemek isteriz;
·         Rusya, Libya’ da yaptığı hatayı yapmayacaktır ve Suriye hattından geri çekilemez.
·         Suriye’ye Şanghay İşbirliği Örgütü gözlemci göndermeli  ve ortak bir barış gücü kurulmalıdır.
·         Rusya dış politikada savunma pozisyondan, karşı saldırı pozisyonuna geçmelidir.
·         El Kaide CIA tarafından, Suudi istihbaratına kurdurulmuş ve müslümanları birbirine kırdırmak için kullanılmaktadır.
Orgeneral İaşov’un, ABD’nin Ortadoğu politikalarını bütün çirkinlikleriyle, tüm diplomatik teamülleri bir yana bırakarak anlatmasının altını önemle çizmek isteriz.İvaşov’a göre, Şanghay İşbirliği Örgütü artık operasyonel davranmalıdır. ABD’nin örtülü operasyonlarının açıkça üst düzey bir askeri yetkili tarafından paylaşılması ise, kanlı ABD mızrağının artık çuvala sığdırılamadığını göstermesi açısından önemlidir.
Tüm bu açıklamaları,İran’ın “gerektiğinde Kürecik’i vururuz” açıklamasıyla birlikte okuduğunuzda,Asya’nın kırmızı çizgisinin Suriye olduğunu net görebilirsiniz.Peki  bu “kırmızı çizgiler” her zaman kırmızı mı? Bunun yanıtı aslında aşağıdaki sorunun cevabında gizli.
Soru şudur; “Peki bu açıklamalar iyi güzel ama, Rusya Suriye’yi satar mı?”
Orgenaral İaşov’un açıklamalarına göre, “Esad’ı belki, ama Suriye’yi asla” diyebilirsiniz.
Bildiğimiz kadarıyla içerdiği kuvvet açısından sembolikte olsa,Rusya’nın Akdeniz’deki tek deniz üssü Suriye’dedir ve Rusya buradaki çıkarlarını korumadan hiçbir anlaşmaya yanaşmayacaktır.
Peki, Amerika kendi çıkarlarını korumak için, Rusya’ya rağmen direk bir askeri müdahale yapar mı?
Eğer ABD,Rusya’yı Ortadoğu’da yalnızlaştırmayı becerebilirse, yapar. Ancak bu kolay görünmüyor. Çin,İran, Irak,Lübnan ve Rusya’nın bu konuda birlikte hareket ettiği biliniyor. Buna rağmen, ABD’nin Suriye’ye askeri müdahalesi bölgesel savaşlardan daha büyük bir savaşa yol açacaktır.Tam da bu anda ABD Genelkurmay Başkanı Org. Martin Demsey Japonya’ya giderek, bu ülkede kurulu bulunan füze kalkanının “etkinlik alanını genişletme” görüşmesi yapması ,aslında emperyalizmin doğası gereği ABD’nin silahlı çözüm seçeneğini kullanmaktan çekinmeyeceğini gösteriyor.
İvaşov’a göre,“Rusya, Türkiye ile ilişkilerinin düzeyini düşürebilir”. Böyle bir konu Soğuk Savaş Döneminde bile gündeme gelmemiştir.Türkiye için olayın bir başka ciddi boyutu buradadır.
Asyalı kuvvetlerin  önündeki can alıcı soru şudur; “Dünya barışını koruyabilmek için daha ne kadar ABD’ye taviz verilebilir,bu tavizler Dünya barışını sağlayabilir mi?”
Taviz vererek sadece zaman kazanıldığnı biliyoruz.Ancak artık kazanılacak bir zaman da kalmamıştır ve sırf bu nedenle bile Suriye, Avrasya’nın kırmızı hattıdır.Afganistan, Irak ve Libya’da verilen tavizler savaşı önlemediği gibi yeni savaşların ve işgallerin önünü açtı.Rusya ve diğer bölge ülkeleri birbiri için vazgeçilmezdir.Bunu bölge ülkeri görürken bir tek türkiye “gör(e)müyor.Türkiye hal böyleyken, doksan yıllık dış politikasını terkederek tüm kırmızı çizgilerini bir beyzbol sopasına endeksledi. Bölge ülkelerine düşman bir politikaya savruldu.
Ülkemiz şu anki durumunu “sistem içinde kalarak” sürdüremez.Bu topraklar ya kendi çözümünü üretecek ya da ABD’nin çözümünü kabul edip kanlı süreçlerin içine yuvarlanacaktır.
Yani iç ve dış dengeler önümüze iki seçenek koyuyor, bir üçüncü seçenek yoktur.
Yani “devrim mi istersiniz, karşı devrim mi”,siz hangisi için çalışacaksınız?
Bu sorular sadece tek tek bireylerin değil,başı dik yaşama isteğinde olan ulusların da önündeki yaşamsal sorulardır ve kaçış için yapılacak manevra ise kalmamıştır.

1 yorum: