26 Ağustos 2009 Çarşamba

Vedalaşma Zamanı

Allah'a Ismarladık Baba!
25 ağustos 1995'te sabah saatlerinde seni kaybettik ya baba, üzerinden tam 14 yıl geçmiş.
Sana sorsam dersin ki şimdi "amaaaaan, ben öldükten sonra ne önemi var zamanın!"
Haklısın.
Zaman senin için o an durdu; ama bize de hak ver, "zamanın içinden hala geçip gitmekteyiz ve bir hayli de sürsün bu durum" demekteyiz.
Dün düşündüm, sadece bir kaç kez gördüm seni rüyamda bu 14 yıl içinde ve hiç biri de gerçekçi değildi.
Zaten nasıl gerçek gibi olabilirdi, değil mi ama?
Sen kanlı canlı, bağırıp çağıran, çalışkan ve seven bir babaydın.
Benim babamdın.
1985 yılında, ben senden habersiz öğrenci derneği başkanlığı yaparken "senin oğlun terörist olmuş" lafını duyduğunda 70 yaşına merdiven dayamışken, telaşla ve korkuyla taaa Adana'dan kalkıp İzmir'e yanıma gelmeni anımsıyorum.
Hatta evdeki kitaplarımı görme diye "baba arkadaşlar evi bir toplasınlar sen ev sahibim Ali Amcayla bir sohbet et" dediğimde anladığın halde ses çıkarmamıştın.
Ben bu dedikoduyu çıkaranı hiç affetmedim baba. Kalp hastasıydın ve seni kalpten öldürebilirdi bu söylenti ve ben de zaten öyle biri değildim. 25 yıldır görmüyorum onu ve kalben hiç affetmedim.
Bir de Narlıdere'ye askerken beni ziyaret ederken ki halin hep gözümdedir.
Oğlunu o kadar asker arasından seçememiş ve beni tanıdığında sıkı sıkı sarılmıştın.

Çok kızan, bağıran ve küfür de eden bir adamdın ve ben senin o halini hala sevmiyorum.
Çok seven bir babaydın ve inan bu halini çok özlüyorum.

Sapsarı tenin, boylu poslu oluşun ve gerçekten şık giyiminle bizim mahallenin en yakışıklı babasıydın.

Hep senin Türkçe'nin neden klasik bir Adana şivesi taşmadığını merak ederdim. Daha sonra bir Türkmen çocuğu olduğunun ayrımına vardığımda anladım nedenini...
Eeeee kızıl saçlı, sarışın ve elaya kaçan gözlerin vardı.
Dedem Osman Efendi okumuş bir adam ve onun babası Veliddin Efendi de...
Öyle bir aileden böyle Türkçe konuşan bir oğul olmalıydı elbet.
Baba, ben şimdi senin bana anlattığın "Büyük Aileni" yazıyorum.
Ne kadar çok şey anlatmışsın bize yıllar içinde.
Sonra o çok sevdiğin ve benim de çok sevdiğim kıymetli yeğenlerin de anlattılar bana hafızalarında kalanları.
Dolayısıyla sen ve ataların ölüp gittiler ama ben onları tarihin kapanan sayfalarından gün ışığına çıkarıyorum şimdi.,
Hacı Mehmet Efendi, onun oğulları Zekeriya ve Veliddin Efendi ve onların çocukları...
Dayın Ahmet Bey ve onun oğulları ve elbet senin dayı çocukları Ali Bey, Şehit Şerafettin Bey ve kız kardeşleri Sabriye Hanım, senin Büyük Teyzen Nazife Hanım ve sen ölene değin büyük bir sevgiyle bahsettiğin ağabeyin Mehmet ve ablaların Seher ve Hatice Hanımları anlatacağım.

Bu bir aynı zamanda seninle vedalaşma çabam da olacak.

Çünkü seni en son gördüğümde, hastayken ve beni evin salonunun daire kapısının önünde nisan ayının bir günü yolcu ederken, öyle bir sarıldın ki, ben sana aynı derecede canını acıtırım diye sarılamamıştım.
Ne büyük bir hata yapmışım...
Acırsa canın acısın değil mi ya?
Bir insan oğluyla her zaman mı bir daha görmemecesine vedalaşır?
***
İpek koca bir genç kız oldu. Adı gibi duru ve güzel. Üniversiteli şimdi o...
Sen öldükten sekiz sene sonra oğlum Mehmet doğdu. Bu yeni bir haber senin için şimdi.
Çok şükür sağlıklı, boylu poslu güzel bir oğlan ve bana benziyor.
Ben de sana benzemeye başlamışım; ablam Nevin ve yeğenlerin öyle söylüyor.
Yaşıyoruz işte çok şükür ve yanıbaşımızda senin yokluğun var.

Buna da alıştık.

Sen gittin biz kaldık, bir süre bir hayli de ağladık.
Sana en son ben dokundum yüzünü sevdim ve gelenekmiş o zaman öğrendim, Çukurova toprağı serptim kefeninin içindeki sapsarı yüzüne... Ayağını okşadım mezarında.
Hani çok üşürdü ya ayakların, en çok o ayakları öylece toprağa koymak zor geldi bana baba...
"Doğa yasaları" dedim kendi kendime ama can acıtıyor bu yasalar bilesin ...

Özlemedim seni, çünkü özlersem oralara gelmek gerekir ve istemem gelmeyi; oğlumun büyümesi lazım.
Onunla ilgili güzel planlarım var ve mutlaka gerçekleştireceğim.

Nur içinde yat baba.

Artık sana edemediğim vedamı da etmeme izin ver:

Sarıldım şimdi sana sıkı sıkıya, göğsüme dayadım da üstelik seni ve annenin yanına, şimdi yatırmış gibi uzattım seni Çukurova' nın benzersiz ve bereketli  toprağına.

Allah'a ısmarladık baba!
.....

11 yorum:

  1. Okurken yüreğim acıdı..Kaybetmenin en dayanılmaz yanı özlem sanırım..Allah sabır versin..

    YanıtlaSil
  2. Aynı yıl bir Haziran günü kaybettiğim dostum,arkadaşım,sırdaşım babamı , ona olan sevgi ve özlemimi senin satırlarından okumak bana inanılmaz bir duygusallık yaşattı. Ne kadar içten ,ne kadar sevgi dolu. Babalarımızı rahmetle anıyorum.
    Kalemine ve yüreğine teşekkürler

    YanıtlaSil
  3. Allah rahmet eylesin... Okuduğum en iyi veda yazılarından birisiydi.

    YanıtlaSil
  4. Çok duygusalım bugünlerde,senin yazıların senin düşüncelerin senin insanlığın beni çookk alıp götürüyor.
    Amcama Allah rahmet eylesin diyorum.Sert adamın yumuşak kalbi vardı.)
    Kubilaycım canım kardeşim sen çok değerlisin.

    Nilly

    YanıtlaSil
  5. Buyuk dayima allah rahmet eylesin.. ve sen Kubi inanilmaz bir tekamul esigindesin sanirim, kiskandiracak kadar...

    duygularinin guzelliginin yani sira ifaden o kadar duru ve sadece sen gibi...

    kalemine saglik.
    goz yaslarinin kusuruna bakma, onlar oyle iste; akar gider...

    YanıtlaSil
  6. Babam....Mutlaka hepimizin babaları çocuklarının yanında daha bir başkadır.Çok katı ve sert yapılı bir insandı babam ama bunun yanı sıra içinde çok sevecen ve duygusallık taşırdı.Bunu pek hissettirmezdi ama bilirdik..Kendisi bazan hani ne derler etmediğini bırakmazdı bize ama dışarıdan bizlere en küçük bir ters etki geldiğinde (hastalık olsun yada başka şeyler) o insan gitmiş yada hiç doğmamış öyle bir insan, bambaşka biri olur çıkardı.Neredeyse hepimizin ayrı ayrı 24 saatini takip ederdi.Biz gençliği mizde geceleri her genç gibi geç gelirdik eve, biz gelene kadar uyuyamazdı.Annem anlatırdı sokağın başında bir ayak sesi duyduğunda gecenin bir saatinde Osman geldi Hasan geldi Mustafa geldi diye söylermiş anneme, hiçte yanılmazdı der annem.Ben Ana olduğum halde bilemezdim derdi annem.Keşke hayatta olsaydıda yine kızsaydı. Zaten onun kızması bağırması sabun köpüğü gibi gelir geçerdi,kindar değildi.Bir saat önceki hali ile bir saat sonraki hali arasında dünyalar kadar fark vardı..Babaydı,insandı,insancıldı.BABAM dı.Çok özledim. Işıklar içinde ol hep...

    YanıtlaSil
  7. Ağlattınız beni Kubilay bey! o kadar içten o kadar yalın anlatmışsınız ki...

    YanıtlaSil
  8. esin gürpınar17 Ekim 2009 23:01

    canım kardeşim muhteşem bir yazı olmuş beni eniştemin hayatta olduğu günlere götürdün. bizim büyüklerimiz çok muhteşem insanlardı.bizleri biz farkında olmadan çok güzel eğitirlerdi.asla işlerne karştırmaz fakat olayların içindeymişiz gibi ders verirledi. ben kendi adıma diyorumki keşke bende onların yarısı kadar anne baba olabilsek üstelik o zamanların imkansızlıkları olmadan .kubilay bende onların yokluğunu çok arıyorum.çünkü anne baba olmayınca aile yere düşen bir vazo gibi tuzla buz oluyor. allah halama sağlık versin.onunla olduğunuz bu günleri inşaallah doya doya sağlıklı yaşarsınız. nur içinde yatsınlar...

    YanıtlaSil
  9. Amcacim cok duygulandim yüregine saglik.Dedem geldi gözümün önüne. Dedem bizi cok severdi amca. Her sabah ince dilimli ekmek keserdi her birimize. Sonra eski elektirikli izgaramizda kizartirdi.Hepsinin üzerine yag recel sürer koyardi önümüze.Biz yemeyince agzimiza verirdi. Canim dedem seni cok özledim bagirmani küfür etmeni bile özledim...

    YanıtlaSil
  10. Bir bayram günüydü.O zaman henüz orta okula gidiyordum.Tüm aile Adana'daydık.Sabah kahvaltısıydı.Tüm aile kahvaltıda.Ben Mustafa dayıma dedimki; Dayıcığım,bana adresini verirmisin bayramlarda,yılbaşılarında sana kartpostal yollayacağım.O zamanlar cep telefonu sms nerde? kartpostal vardı.Mustafa dayım dediki "Ne adresi yeğenim.Mustafa Kızıldenizli-ADANA yaz o bana gelir" dedi.Rahmetli dedemin cevabı hepimizi kahkaya boğdu."S...tir lan eşşoleşşek sen kimsin" :)))) Çok özledim dedemi.Mekanı cennet olsun.

    YanıtlaSil
  11. Bir bayram günüydü.O zaman henüz orta okula gidiyordum.Tüm aile Adana'daydık.Sabah kahvaltısıydı.Tüm aile kahvaltıda.Ben Mustafa dayıma dedimki; Dayıcığım,bana adresini verirmisin bayramlarda,yılbaşılarında sana kartpostal yollayacağım.O zamanlar cep telefonu sms nerde? kartpostal vardı.Mustafa dayım dediki "Ne adresi yeğenim.Mustafa Kızıldenizli-ADANA yaz o bana gelir" dedi.Rahmetli dedemin cevabı hepimizi kahkaya boğdu."S...tir lan eşşoleşşek sen kimsin" :)))) Çok özledim dedemi.Mekanı cennet olsun.

    YanıtlaSil