8 Mayıs 2009 Cuma

"Hayatta Ben En Çok Annemi mi Sevdim?


"Hayatta ben en çok annemi sevdim" dersem yalan söylerim.


Zaten desem ki anneme, "ben seni çocuklarımdan daha fazla seviyorum" diye, kızar bana.


Anne baba olmanın kanunudur bu; sen çocuklarını seversin ama onlar da kendi çocuklarını.


Bir nevi "sevgi" devir teslimidir bu!

Ama çocuk ve anne sevgisi birbiriyle karşılaştırılamaz; ikisinin de karşılığı yoktur.


Karşılıksız seversiniz onları...

Ben annemi ve çocuklarımı karşılıksız sevdim.

Ama ben en çok çocuklarımı karşılıksız sevdim. Çünkü ilahi sevgi çocuk sevgisidir, ben buna inanırım.


Çocuklarınızı severken hesap yapamazsınız!

Ama ben annemi severken de hesap yapamam!

Annem, annesiz büyümüştür. Klasik üvey anne hikayesi onun için de geçerlidir.


Bu nedenledir ki, onun hiç bilmediği anne sevgisini ve onun yoksunluğunu, çocukları olarak karşılamamız gerektiğini düşünmüşümdür

Ben, "annesiz" bir anneye sahip oldum... Çünkü annemin anası yoktu..!

Allah'ım bir insanın yaşamında ne büyük bir boşluktur bu?

Annem, sadece, annesinin mavi gözlerini, beyaz tenini, uzun boyu ve gür uzun saçlarını anımsar.

Annem on beş yaşında Menekşe Hatunun annesi olmuştur ve 30'unda beni doğurduktan sonra da menapoz annesi...

Ben insanlara sevgi ile bakmayı öğrendiysem eğer, bunun kökeni anamdan gelir. Çocuk bile olamadan anne olan anam nasıl yaptı, nasıl becerdi bilemedim ama "sevgiyi" yedi canlı çocuğuna vermeyi bilmiştir ve ben eminim ki canlı doğuramadığı karnındaki bebelerine de vermiştir sevgisini.

Büyüdüğüm mahallede, çocuklarının bile bakmadığı Rabia Nenemize bile bakan ve felçli olan bu nenemizin altını temizleyen de benim anamdır. Hem de aylarca...

Ben o yıllarda henüz 6-7 yaşlarındaydım ve gözlerimle izledim bu çabayı. İşte bu olaylar nedeniyle beni insan iyi bir insan annemim bu pratiğidir.

Benim annem, yedi çocuğuna sevgisini bölüştürmeden ama yedi ile çarparak çoğaltan bir Anadolu anasıdır, daha ne diyeyim?


Benim anam benden önce ölecek, orası öyle! Ancak annemden önce ölmeyi dilerdim. Fakat onun çekeceği acıyı düşündüğümden, onun bu acıyı yaşamasını istemem.


Anneme kızıyorum zaman zaman; biraz daha "sıradan" olsaydı onun ölümünü daha kolay kabul edebilirdim!

Ama benim anacığım sıradan değil ki...

"Sıradan ana" olur mu, olur ve hatta "sıra altı" bile olur!

Açın TV' de sabahları yayınlanan kadın proğramlarını görürsünüz.

Ne acıdır öyle anaya sahip olmak bir çocuk için!

Benim annem 1933 doğumlu... Ama ay ve gününü sorarsan bilmez! Ben de bilmem.

Hatta nüfus kağıdın da bile yazmaz.

Benim annem, benim içindeki "düzgün ve namuslu" çocuğu yaratan insandır. Yaratıcısıdır benim karakterimin ve ben anamla her konuştuğumda derim ki O'na "Anne, eğer ben iyi bir insan olabildiysem bu senin sayendedir!"

Sadece sessizce dinler ve "siz zaten öylesiniz" der! Ben ise öyle olmadığımızı bilirim.

Anam önümüzdeki yıllarda bizimle olmayacak ama...

Bizim amacımız onu en az yüz yaşına kadar yaşatmak.

Eğer anneme sorarsak "Tanrı bilir!" Ben de derim ki ona , "arasıra da olsa biz de bilsek be annem!"

Analar günün kutlu olmasın anacığım ,sadece bir güne sığar mı senin yaptıkların...

Ama biz sana layık olmaya devam eden evlatların olarak kalalım hep.

Sense sadece bizimle kalmaya devam et, yeter!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder