3 Mayıs 2009 Pazar

Kangal Hikayeleri-1-




Akıllı ama Korkak Kangal!


Benim için insan dışında en muhteşem canlı ne diye sorarsanız eğer, ben duraksamadan Kangal Köpeği derim.
Sadece "Köpek" demem haaa! Kangal Köpeği derim!
Onun estetik olarak olaganüstü güzelliği, iriliği ve heybetli görünüşünün yanında, sıcacık babacan ve tam bir Anadolulu olması ve zekası beni kendine çeker.
Yanlış anlaşılmasın ben her canlının doğada gerekli ve önemli bir rolü olduğunu düşünürüm ama ben Kangal'ı ayrı bir severim. Mesela dünyaya insan olmak dışında bir kez daha gelme şansım olsa, Kangal olarak gelmeyi dilerim.
Sizlere bugünden başlayarak, önümüzdeki günlerde ardı ardına bir kaç gerçek Kangal Hikayesi paylaşacağım.
Tüm bu olaylar biri hariç Sivas'ın Kangal ve Divriği ilçelerinin köylerinde geçiyor.


Bu anlatacağım hikaye hem köylü zekası ve onun ince espri anlayışına güzel bir örnek hem de söz konusu Akbaş'ın zekası ve üzgünüm ama sadece anlatacağım bu kangal temsilcisinin korkaklığına da.
Bilirsiniz Kangal korkusuzdur ama... Okuyun bakalım!

Bizim Akbaş Kangal 70 kg ağırlığında bir devdir.

Teryağını ise çok sever. Ama çoook!
Her gece girer çadıra sessizce ve ahali uyurken bir güzel yer tereyağ parçalarını hapur hupur!

Bu Kangal o kadar değerlidir, o kadar iyi bir çban köpeğidir ki, kimse kıyamaz ona.
Ama hırsız da hırsızdır yani..!

Bizim kurnaz köylü çan takar boynuna hayvanın, çadıra doğru geldiğinde çanlar "çın çın" ötsün ve uyansınlar. Böylece Kangal'ın hırsızlığına engel olsunlar.

Fakat bizim Akbaş Kangal da zekidir ve geceleri çadıra yaklaşırken ayaklarını öyle yavaş yavaş hareket ettirir ki, kayar gibi yanaşır çadıra, bir tek "çın" sesi bile duymaz köylü.
Tereyağlar yine "luuuup" diye mideye kangalımızın, iyi mi?

Yine bir gece bizim kangal tereyağlarını lüp lüp yemektedir. Tam ziyafetin ortasında bizim köylü Mehmet uyanır, bakarki köpeği tereyağları lüpletmektedir ve hınzırca gülümseyerek "Beeeeeeeeee! " diye bağırır korkutmak için köpeğini.
Bizim Kangal öyle bir korkar, öyle bir korkar ki altına yapar. Yağ dolu barsaklardan fışkıran yağlı dışkı tüm çadırın içine ve uyuyan diğer sakinlerin üzerine püskürür.

Aaaaah benim şakacı köylüm, zeki ve korkak köpeğim.

Sizler Anadolunun neşelerisiniz.






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder