27 Ekim 2014 Pazartesi

Aydınlık Söyleşileri; Korkut Boratav

Kriz kaçınılmaz zamanını kestiremem

PDFYazdır
boratav
Değerli hocamız Prof. Dr. Korkut Boratav ile Türkiye ekonomisinin durumunu ve yakın döneme ilişkin görüşlerini konuştuk. Boratav, Türkiye’de ekonomik istikrarsızlığın belirtilerini, dış borç ödemelerinde çözüm yolunu, dışa bağımlılığın her geçen gün arttığı ülkemizin ekonomik problemlerine kalıcı çıkış planını Aydınlık’a anlattı. İşte Boratav’ın sorularımıza verdiği yanıtlar:
- Türkiye ekonomisi nereye gidiyor, ekonomik kriz olasılıkları konusunda görüşünüz nedir?
Kısaca ve peşinen özetleyeyim; Türkiye, ağır bir ekonomik krizin ön koşullarını taşımaktadır. Dolayısıyla kriz olasılığı vardır; ancak, iddialı bir öngörü yapmak mümkün değildir. 
Emperyalist sistemin bugünkü bağımlılık ilişkileri içinde Türkiye en kırılgan çevre ekonomilerinden biri konumundadır. Sistemi sarsıntıya sürükleyen; kronik istikrarsızlığı ağırlaştıran ekonomik koşullar patlak verirse, krize sürüklenecek üç-beş bağımlı ülkeden birinin Türkiye olacağı aşağı yukarı belirlenmiştir. 
Emperyalist sistem, niteliği gereği kriz potansiyeli taşımaktadır. Bu potansiyelin krize dönüşmesi her an olasıdır; ancak,  “ne zaman” sorusuna yanıt vermek güçtür. 
- İçinde bulunduğumuz coğrafyanın yeniden tasarlandığı bir süreçte, ABD Türkiye’de ekonomik istikrarsızlık ister mi? 
Dünya ekonomisinin yukarıda değindiğim ortamı içinde, ABD’nin Türkiye’de tek başına ekonomik istikrarsızlık oluşturabilecek gücü yoktur. Böyle bir niyeti olduğunu sanmıyorum; ama olsaydı bile, etkileme gücü sınırlıdır. Finans kapitalin başıboş niteliği, belli ölçülerde ABD yönetiminden bağımsızdır. Siyasi müdahalelerin ekonomik etki yapabilmesi için, bunların yakın geçmişte İran’a, bugünlerde Rusya’ya karşı Obama yönetiminin uyguladığı türden yaptırımlar biçimini alması gerekir. Ancak, zaman zaman “stratejik müttefik” de denilen bir NATO ülkesine karşı bu tür bir çıkış söz konusu olamaz. Daha örtülü etki-baskı kanallarını ise ABD kullanmamayı yeğlemiştir. Örneğin “terörün finansmanı ve kara para aklanması” konularında çalışan uluslararası bir kuruluş olan Financial Action Task Force’ta 17-25 Aralık’ta Türkiye’nin günahlarını teşhiri, Türkiye’nin üyeliğinin askıya alınması için bir vesile olarak kullanılabilirdi. ABD temsilcileri, Türkiye’nin kredi puanlarını etkileyebilecek bu adımı atmadı. Buradan da, ABD’nin AKP iktidarını sarsacak bir eğilim içinde olmadığını çıkarabiliyoruz. Kapalı kapılar ardında ekonomiyi doğrudan etkilemeyen baskılar herhalde işlemektedir.
AKP DIŞ BORCA ÇÖZÜM BULAMAZ
- AKP dış borç yüküne kalıcı veya geçici çözüm bulabilecek midir? 
AKP dış borç yüküne kalıcı çözüm bulamaz; zira ekonominin dış açıkları yapısal hale gelmiştir; ekonomi küçülürken dahi cari işlemler açık vermekte; dolayısıyla borçlanma gereksinimi süregelmektedir. Doğrudan yatırımlar gibi ilk aşamada borç yaratmayan sermaye girişleri ise, derde deva olamamaktadır. 
- AKP, Ortadoğu’daki ittifaklarından; Türkiye’ye çekilen kara para ile veya Batılı finans merkezlerinden daha yüksek faiz oranlarıyla bu sorunu öteleyebileceği yeni borçlar bulabilecek midir? 
Esasen Türkiye’nin 2009’da daha ağır bir krize sürüklenmesini frenleyen etkenlerin başında ekonomiye giriş yapan kara para ve Körfez sermayesi olmuştur. Arap dünyasında AKP’nin siyasi desteği, Müslüman Kardeşler fiyaskosundan sonra, Katar ile sınırlı kalmaktadır ve o kaynaktan açık-örtülü destekler belli ölçülerde sürdürülebilir. Buna karşılık, Avrupa Merkez Bankası’nın yüksek tempolu, sıfır faizli likidite genişlemesine yönelmesi, spekülatif, “sıcak”  finans sermayesi hareketlerini besleyecektir. Bu fonlar, yüksek kazanç arar; Türkiye kısa dönemde yüksek getiri sağlayabilecek bir plasman alanı olarak görüldüğü süre, devlet tahvillerine, borsaya, hatta mevduata girebilirler; kırılganlığın krize dönüşmesi ertelenir. Dolayısıyla bugünden yarına büyük bir çöküntüye yol açacak kriz beklentisi, sadece bir olasılıktır.
MB REZERVİ BORCA GİDİYOR
- ABD’nin girdiğimiz süreçte krizi önleme, Türkiye’nin ödemeler açığına çözüm bulma olanağı var mı?
Haziran sonunda Türkiye’nin 131 milyar dolar kısa vadeli borcu vardır. Bunlara vadesi bir yıl içinde dolan orta-uzun vadeli borçları eklerseniz, toplam 168 milyar dolara çıkmaktadır. Merkez Bankası’nın brüt döviz rezervi 112 milyar dolardır; ancak bu toplamdan döviz yükümlülüklerini çıkarırsanız TCMB’nin net döviz pozisyonu 
34 milyar dolara iniyor. Türkiye’nin kırılganlığının ardında bu bulgular var. 
Bir kriz patlak vermedikçe bu borçları erteletme kabiliyeti yoktur. Kriz ortamlarında IMF araya girer; kısa vadeli borçlar, IMF kredileriyle ödenir. IMF’nin katkıları da ABD’nin desteği ile hayata geçer.
TÜRKİYE ANCAK HALK İKTİDARIYLA KURTULUR
- Ülkemiz açısından ekonomik krizin önündeki seçenekler nedir? 
Krize karşı ekonomik seçenekler, Arjantin’in 2002’de yaptığı gibi, “borçlarını ödemiyorum” tepkisiyle başlar; ancak, Arjantin’in aksine Türkiye kronik ve yüksek dış açık verdiği için, bugünkü siyasi ortamda bu tepki, kısa dönemde ekonominin küçülmesine; yani krizin derinleşmesine yol açar. 
Bu durumda, uzun vadeli, yapısal sorun, Türkiye’yi bağımlılıktan kurtaracak, planlı büyümeyi başlatacak bir halk iktidarı ile çözülebilir. “Halk iktidarı nasıl gerçekleşir?” sorusunu yanıtlayacak bilgeliğe sahip değilim. Türkiye’nin ilerici güçleri, geçmişten ders alarak; özeleştiri yaparak; bu soruyu elbirliğiyle, dayanışmayla çözmek zorundadır.
Kubilay Kızıldenizli

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder