20 Mayıs 2012 Pazar

Maymun musunuz Yoksa Kaplan mı?

Bilgi Nasıl Yaşatılır?
Ya sorduğumuz soruyu şöyle de sorabilirdik; Bilgi Nasıl Öldürülür?


Biri zaten diğerini açıklıyor; birinin gerektirdiklerini yapmazsak aslında zıddı gerçekleşir.
Bilginin yaratıcısı maddi yaşamın kendisidir ve hatta duygularımızın da kaynağıdır. Yaşamda karşılaştığımız olaylar karşısında hissederiz. Bu nedenle “duygu” ne kadar öznel olursa olsun maddenin bir ürünüdür. Yani duygu da maddedir, elle tutulur ve gözle görülür.


Bilgi deneyimdir, zamanın içinde geliştiği için bir doğum süresi vardır. Bu nedenle aslında ebeveynlidir. Bilginin yaratıcısı maddedir. Bilginin ebeveyni tarihsel süreçler ve o süreçleri yapan insandır.

Buradan bilginin meşakkatli bir üretim süreci olduğunu anlıyoruz. İnsanın ve tarihin ve zamanın zorluklar içinde ürettiği çocuktur bilgi.
Burada bir soru aklımıza takılıyor; Peki, bilgiyi doğurmak yeterli midir?
Kitaplara geçirmek, dosyalamak, raflara dizmek veya bilgisayarlarımızda sınıflayarak tutmak bilgiye hak ettiği değeri verir mi?

Bilginin sınıflanarak depolanması gereklidir. Ancak konumuz bilginin sınıflanması ve depolanması değil ama kullanılmasıdır.Yani bilginin insanoğlunun hafızasına yerleştirildikten sonra, bu bilgiye sahip olan bireyin bu bilgiyi nasıl değerlendirdiğidir.

Kütüphane rafından çıkan ve insana ulaşan bilginin biyolojik olarak depolanması, kullanılmadan kalması, uykuya yatması, aslında bilginin gerçekte hareket etmemesidir. Çünkü bilgi kullanılmadığı anda ölür.

İnsan zihninde kendine yer verilen ve kullanılmayan bilgi aslında bir kitaplıktan bir başka kitaplığa geçmiştir. Bu yeni kitaplığın insan olması durumu değiştirmez. Burada sorulması gereken soru şudur; Bilgi nasıl hareket eder ya da bilginin bir hareketi var mıdır?

Vardır.

Bilgi yapılırken, kendi hareketinin zirvesindedir. Bilginin yapıcısı insan, sahip olduğu bir önceki bilgiyi harekete geçirerek yani “yaparak” bilgiyi geliştirir. Bilgi gökten zembille inerek insanın zihninde belirmez, diyalektik bir akışı vardır ve yeniden üretildiği yer insanın eylemidir.
İnsanın eylemi olmadan bilgi doğmaz. Bir önceki bilginin içinden daha gelişmiş bilginin üretimi insanın en sihirli özelliğine, onun eylem yeteneğine bağlıdır.

Bilginin harekete geçmesi insanın eylemiyle mümkündür ve işte o devrimci pratikten bilgi yeniden üretilmeye devam eder.

Bize göre kullanılan bilgi, yani bilince çıkmış bilgi önemlidir insanlığın gelişiminde. Canlı bilgi, bilince dönüşmüş bilgidir.
Bilinçtir çünkü insanın iradesi üzerindeki tek etkili güç.
Biliyor ve yapmıyorsanız, bilginiz ölüdür.

Yapıyorsanız bilmemeniz zaten düşünülemez.

Biliyorsanız ama bilginiz sizi itemiyorsa, siz bilgiyi süs olarak taşıyorsunuz demektir. Yani bu durumda bilgi ölüdür ve taşıyıcısı olan siz aslında ölü taşıyıcısı olmuşsunuzdur. Ya da en hafif ifadeyle bilgi sizin için “hobidir”, basit bir uğraştır ama siz asla bilgiye dayanarak hareket edemezsiniz.

İnsan zihninde sürekli birbiriyle mücadele eden maymun ve kaplan işte bilginin yeniden üretilmesini belirler.

Maymun “aman sende” boş ver vatanı falan, dünyaya bir daha mı geleceksin?” derken, kaplan yanınız ise “vatansız olunamayacağını” diretir. Güçlü olan yanınız bilgi karşısındaki tutumunuzu belirler.
Bu ise “yapmak” veya “yapmamaktır”
Bir eylem olarak “yapmak” bilgiyi canlandırır ve insanlık için yeniden geliştirirken, “yapmamak ise bilgiyi işlevsizleştirir.

Önünde sonunda insanın iradi seçimi devrededir. Yani kendi maymunumuz veya kaplanımızın birbiriyle mücadele gücü bilginin kaderini belirler.
Ve elbette son soru tam da burada belirir.
Sizin içinizde hangisi daha güçlüdür?

Kısacası “maymun musunuz yoksa kaplan mı?”

Bilginin gereksinim duyduğu tek yanıt budur!
.
.
Bu yazı aşağıdaki  www.kemalistler.net  de  yayınlanmaktadır:
http://www.kemalistler.net/bizim-koee/kubilay-kzldenizli/621-maymun-musunuz-yoksa-kaplan-m.html

1 yorum: