1 Mart 2009 Pazar

Portreler1

İlhan Kırıt

Düzensiz adam!
Düzensizliği kendi iç düzeninden gelir.
Siz daha" ne kadar da düzensiz bu adam"derken onun için, aslında "O", herşeyi düzene koymuş ve sizi ilgi alanından çıkarmıştır.
İlgi alanından çıktığınızı siz asla hissetmezsiniz. O derecede de kibardır; sizi asla örselemez.

Rahatlığı, dinginliği "Yedi Uyuyanlar Mağarası' ında" binlerce yıldır uyuyanlardan bile fazladır.
Eğer onlar uyanıp baksalar İlhan Ağbiye ,ondaki rahatlık için "bu kadarı da fazla" diyeceklerdir.
İnanılmaz ölçüde sahip olduğu canlılığını , inanılamayacak ölçüdeki rahatlığıyla sarmalar.
Hayatı öylesine ciddiye alır ki, dertlerine saplanıp kalmaktansa "ti" ye almayı yeğler.
Siz birden "sorunları konuşurken daha ciddi görünmek lazım" derken, aslında "O"size öğretmeye de başlamıştır.
O anda ondan neler öğrendiğinizi farkedemezsiniz.

Matematikçidir ama soğutamamıştır onu bu nadide bilim dalı, diğer matematikçileri soğuttuğu gibi. Matematik onun kişiliğinde insallaşır; yaşama karışır. Kuru matematik denklemlerinden alır onu İlhan Abi, sosyolojik problemlerin çözümünün parçası yapar.
Isıtır matematiği.
Saygı ve şaşkınlık uyandıracak derecede öneriler yapar. "Pat" diye söyler çözümü ve bakış açınızı hiç tahmin edemeyeceğiniz noktaya çeker. Bütün Türkiye sorunu tarışırken o kaynağa inmiş ve çözümü inşa etmeye başlamıştır bile!

Entellektüeldir. Hititleri de tartışır sizinle, Aka ve İnka uygarlığını da.
Bilgiyi süs olarak taşımaz. Aydın olmanın vicdani sorumluluğunun farkındadır. Bu nedenle hayatı boyunca "vicdanı" olan arkadaşlarıyla birliktedir ve borcunu ödemeye çalışır ülkesine.

Eğer bir dik üçgeni uzun, kısa ve hipotenüs çizgileri oluşturuyorsa ve İlhan Kırıt bu bileşen üç parçadan biri olacaksa "O" hipotenüs olur; sorunu çözecek en kabul edilebilir eğimi bulur ve dik üçgenin birbirini 9o derece açıyla kesen ve hızla birbirinden uzaklaşan uçlarını birleştirir.

Hipotenüs en kestirme yol değil midir zaten?

İşte İlhan Kırıt bu kestirme yoldur. Hipotenüstür. Sorunları en kısa ama en verimli yöntemlerle çözer ve çözerken de onunla dalga geçip eğlenmeyi de bilir.

Birbirinden köken alan ama uzaklaşan parçalar onun kişiliğinde de birleşir aslında.
Bir bakıma bu onun en güçlü yanıdır da, zamanın örselediği herşeyi yine zamanın kollarına jelatine sararak bırakır.

Onun için zorlukların yol açtığı herbir kayıp, aslında kendisi için kazançtır da; bunu anlatır size hep.
Diyalektik bir bakış açısı matematikle birleşir ve Toros Dağların' ın sıcacık folklorünün kattığı "Nasreddin Hoca" tavrıyla buluşur.
Mizahi yaklaşımıyla sizi büyüler ve sorunların içinden sizi çekip alır.

Çocuklarla beraberken artık o 55 yaşında değildir. Torosların Göksu ilçesindeki kısa pantolunlu çocuktur ; büyülerken çocukları aslında kendisi de büyülenir onlardan.

Bilir bunu, tadını çıkarır bu yüzden çocukluğunun ve çocukların.

Benim oğlum Mehmet'in İstanbul'daki dedesidir bir de...
Mehmet ona alenen teklif etmiştir: "İlhan, benim İstanbul' daki dedem olur musun, benim dedem İzmir' de kaldı da!" dediğinde, bu teklifi duraklamaksızın kabul etmiştir zaten.

İlhan Kırıt benim ağbim; 45 yıllık yaşamımın en önemli kazanımlarından biridir.
İlk kez onu 199o' lı yılların sonunda, bir kış akşam üstü Koşuyolu'nda oturduğu sitenin bahçesinde gördüm. Adını yıllardır bildiğimden ve gözümde devleştiğinden olmalı "ne kadar da boyu kısaymış" dedim şaşarak.
Bir kışlık palto, yüzüne yakışan bıyıklarıyla ve koltuğunun altında bir "el çantasıyla" hatırlarım onu...
Şimdi o yine bir dev benim için.
Dostu olmak bana gurur verir.
Bir de Göksu' daki kirazları vardır, elmaları vardır ama hala fidandırlar, hala çocuk.!
Aynı İlhan ağbileri gibi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder