27 Mart 2009 Cuma

ÖNCELİKLERİN İÇİNDE OLMAK VEYA OLMAMAK


“Öncelikler”

Öncelikler insan yaşamını belirler.
Bazen ajandanıza bazı “maddeleri” siz almazsınız.
Bazen de "siz bir madde” olarak başkasının ajandasına giremezsiniz.
Seçen ve seçilen olarak hızla yer değiştiren bir dünyada yaşıyoruz.
Bu “seçinim ve öncelikler” yasasıdır aynı zamanda.
Ve böyle bir yasaya karşı durmak, ayak diretmek pek olanaklı değildir.

Rüzgara karşı mı duruyoruz acaba?

Ama geldiği coğrafyanın kokularını üzerinize salmayacağı bir rüzgarın…
İçeriğini korur, vermez. Olmadığından değildir ha!
Vermek ister ama vermez; tavrını deneyimleri belirler.
Kaynar sütün tecrübesini unutmaz ya da unutmak istemez.
Oysa yoğurt, " yoğurta göre tüm çekiciliğiyle" onun karşısındadır ama...
Belki de yoğurdunuzun sütü kalitesizdir veya mayasında bir sorun vardır üstelik çilingiri de alüminyumdandır, kim bilir?

Rüzgarın öncelikleri vardır ve bu öncelikleri atmosferin yasaları belirler ayrıca.

Sert jilet gibi dağların kestiği ve oluşturduğu bir rüzgardır ve çekiciliği de bu yüzdendir.

Dağların, meraların, bozkırların ve ormanların çiçeklerinin kokusunu alırsınız rüzgardan ama...
Sonra bir bakmışsınız "Aaaa! Herkesten biri " olmuşsunuz…
Herkesin içinde "biri" olmak mı önemlidir yoksa sadece birinin "biri" olmak mı?
Siz hangisini hayal etmiştiniz?
Kritik soru budur!

Herkes mi olmaktı düşündüğünüz veya herkesin dışında biri mi olmaktı amacınız?
Bunun yanıtını kendinize verirsiniz ama sesli olarak dile getirmezsiniz.
Alacağınız yanıttan korkarsınız belki de, kim bilir?
Ama unutmayın:
Kendiniz olmaktan vazgeçtiğiniz anda herkesin biri olursunuz; sıradanlaşırsınız, çekiciliğiniz kaybolur.
Bunu bilirsiniz ama kendinize söz geçiremediğiniz için kaçınılmaz sona doğru atınız dörtnala koşar.
"Atınız" ve "rüzgar" nereye gittiğini bilir ama siz bilmezsiniz.

Savrulur gidersiniz.

"Hadi bakalım, kolay gelsin!"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder