22 Kasım 2014 Cumartesi

Aydınlık Söyleşileri

pamukogluBaşbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı Yapısal Dönüşüm Programı’nı değerlendiren gazetemiz yazarı-ekonomist Mustafa Pamukoğlu, programın yeni olmadığını ve 10. Kalkınma Programı’ndan alındığını belirtiyor. Bu planın aslında risklere vurgu yaptığını ve Halkçı bir modelin uygulanabilmesi için katma değer yaratan bir üretim ekonomisi olması gerektiğine vurgu yaparak, “Dönüşüm Paketi, AKP’nin ekonomi programının sonunun geldiğinin tespit belgesidir. Saadet zinciri kırılmak üzeredir” dedi. 
-Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun açıkladığı “Yapısal Dönüşüm Programı” bir dizi değişiklikler içeriyor. Genel olarak bu konuda değerlendirmenizi öğrenebilir miyiz? Sizce bu, Cumhuriyet tarihinin en büyük yapısal değişim programı mıdır?
Açıklanan “Ekonomik Yapısal Dönüşüm Paketi” aslında 10. Kalkınma Planı’nın bazı bölümlerinin özetidir. Yani yeni bir şey değildir. Paketi değerlendirirken aslında 10. Kalkınma Planı’na bakmak gerekir. Bu planda vurgulanan bazı önemli hususlar bize ışık tutmaktadır.
-Riskler devam ediyor!
Plan, küresel ekonomide geleceğe dönük risklerin ve belirsizliklerin sürdüğünü, dünya ekonomisinde değişim ve dönüşümlerin yaşandığını, yeni dengelerin oluştuğunu, gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler arasında güç dengelerinin yeniden şekillendiğini vurgulamaktadır.
Küresel ekonominin giderek daha fazla bütünleşmesiyle, ekonomik ve mali kriz riskleri daha sık gündeme gelmekte, krizler yayılma etkisiyle küresel boyut kazanmakta ve derinleşmektedir. Ayrıca, gelişmiş ülkelerdeki büyümenin yavaşlamasına ilave olarak gelişmekte olan ülkelerin mevcut yüksek büyüme hızlarının kısmen yavaşlaması ve tasarruf oranlarının azalmasının, uzun dönemde küresel ekonominin ortalama büyüme hızını düşürmesi beklenmektedir.
Ortadoğu ve Kuzey Afrika ülkelerinde yaşanan sosyal ve siyasi istikrarsızlıklar, Türkiye’nin komşu ve çevre ülkelerle oluşturmaya çalıştığı ekonomik bütünleşmenin önünde kısa vadede önemli bir risk oluşturmaktadır. Türkiye, kalkınma deneyimini paylaşarak, bölge ülkelerinin orta ve uzun vadede siyasi, iktisadi ve sosyal alanlarda gelişmelerine katkılar sağlayabilecektir. Ani sermaye akımlarından olumsuz yönde etkilenmektedir. Ani sermaye hareketleri bu ülkelerin döviz kurları ve cari dengeleri üzerinde risk oluşturmakta ve ekonomide istikrarsızlığa yol açabilmektedir. Yani sıcak paranın tehlikesi belirtiliyor.
Kısa vadeli likidite bolluğu ve küresel finans sisteminde süregelen kırılganlıklar, sermaye akımlarında ciddi oynaklıklara ve istikrarsızlığa yol açan bir unsur olmaya devam etmektedir.  Şehirleşirken sermaye fazlasının yüksek ve spekülatif kâr güdüsüyle şehirleşme sürecine paralel olarak büyüyen gayrimenkul sektörleri ile türev araçlarına yönelmesi ve buna bağlı oluşan suni fiyat artışları, finansal krizlerin temel nedenleri arasında bulunmakta ve risk oluşturmaktadır. Türkiye’nin birincil enerji arzında büyük oranda yurtdışından karşılanan petrol ve doğal gaz kaynaklarına olan yüksek bağımlılığı devam etmektedir. Özellikle elektrik üretiminde doğal gazın payı yüksekliğini sürdürmekte, bu kaynakta sınırlı sayıda ülkeye olan yüksek bağımlılık arz güvenliği açısından ayrıca bir risk unsuru olarak görülmektedir
'ÇÖZÜM SEÇENEKLERİ GERÇEKÇİ DEĞİL'
-Açıklanan bu ekonomik program sıradan bir tercih midir yoksa Türkiye ekonomisinin şu anda içinde bulunduğu durumdan çıkmasını sağlayacak kamucu çözümün bir dayatması mıdır?
Açıklanan bu ekonomik program başta da belirttiğimiz gibi Onuncu Kalkınma Planının içinde olan bir programdır. Kalkınma planı binlerce akademisyen ve uzmanın katkısı ile hazırlanmıştır. Öylesine bir plan değildir. Bu nedenle hem plana hem de onun içinden çıkan programa sıradan diyemeyiz. Burada bizim üstünde durduğumuz paketin Başbakan tarafından sunuluş biçimi ve her şeyin çözüm yeri gibi sunulmasıdır. Oysa Plan zaten küresel ve bizim için risk ve tehlikeleri işaret etmekte ve çözüm seçeneklerini sunmaktadır. Bizim eleştirdiğimiz husus çözüm seçeneklerinin zaman ve içerik olarak gerçekçi olmadığı ve birçok çelişki içermesidir.
-Ülkemizin yakın geleceğinde “halkçı-devletçi” bir ekonomik programın uygulanacağı bir modelden bugün için söz etmek mümkün müdür?
Halkçı bir ekonomiden kastınız kalkınma ile sağlanacak refah artışının halka adil biçimde paylaştırılması ise bu planın ve paketin bunu sağlaması mümkün değil. İstihdam, işgücü, sosyal güvenlik konularında Plan ve pakette güzel şeyler var. Ama bu güzel şeylerin uygulanabilmesi için katma değer yaratan üretim ekonomisi ile kalkınma modellerini geliştirmek gerekiyor. Bunun için plandaki temenniler yanında modeller oluşturmak gerekir.
Devletçi bir ekonomi uygulaması tanımı yerine stratejik alanlarda devletin öncü ve koordinasyonunun mutlaka sağlanması, madenler gibi insan odaklı çok özellikli alanlarda kamu işletmeciliği ve diğer alanlarda ise özel sektörün gücünün verimli kullanılması şeklinde özetleyebileceğimiz karma ekonominin uygulanması ile refah artışı halka hakça dağıtılabilir. Kalkınmanın önündeki en önemli engellerden biri de kayıt dışı ekonomi ve yolsuzluklardır. Bunu çözmek için kamu gücünün adil biçimde ekonomide belirleyici olması şarttır.
DIŞ KAYNAKLARA OLAN BAĞIMLILIK AZALTILMALI
-Sizce bu planın ana fikri nedir, açıklanan bu planla ne yapılmak isteniyor?
Gelişmiş ülkeler, değer zincirlerinin yüksek katma değer yaratan aşamalarına hâkim olup, zincirin diğer aşamalarını ve üretim ağını da yönetmektedir. Daha düşük katma değerli aşamalar, çoğunlukla gelişmekte olan ülkeler tarafından gerçekleştirilmektedir. Türkiye henüz yüksek katma değer yaratan halkalar içerisinde potansiyeli ile orantılı bir biçimde yer almamaktadır.
Ülkemizin kalkınma sürecinin başarıyla devam etmesi için büyümenin yüksek oranda, istikrarlı ve sürdürülebilir bir yapıda sağlanması, tasarruf oranlarının artırılarak yatırımların ve büyümenin finansmanında dış kaynaklara olan bağımlılığın azaltılması büyük önem taşımaktadır. Gelişmekte olan ülkelere kıyasla düşük tasarruf oranlarına sahip ülkemizin yurtiçi tasarruf oranlarını artırması, kendi potansiyelini daha fazla harekete geçirmesine imkân tanıyacaktır
-Cari açık riski azaltılmalı
Orta vadede mali disiplinin ve finansal istikrarın korunması, yüksek cari açık riskinin azaltılması ve ülkemizin uluslararası yeni düzenlemelere uyum kapasitesinin artırılması gereklidir.
Gelişmekte olan piyasalara yatırımcı ilgisinin giderek artmasının ülkemize kazandırabileceği en büyük kaynaklardan birisi Körfez Bölgesindeki sermayenin ülkemize çekilmesi olabilecektir. Bu nedenle, yeni finans ürünlerinin geliştirilmesi; mali piyasalarımızın büyümesi ve ürün çeşitliliğinin artması için önemli bir fırsattır. Ani sermaye akımlarının riskli olduğundan söz ediliyor.Ama Körfez ülkelerinden paranın gelmesi de bekleniyor. Bu bir çelişki...
-Serbest ticaret anlaşmaları önem kazanacak
Gümrük Birliği, ülkemizin üçüncü ülkelerle ticari ilişkilerini belirleme serbestisi imkânını kısıtlamaktadır. Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bir yandan AB üyeliği hedefini sürdürürken diğer yandan son dönemde yoğunluk kazanmış olan küresel düzeyde ekonomik ve sosyal işbirliği faaliyetlerini ve komşularıyla ilişkilerini geliştirmeyi devam ettirmesi önem taşımaktadır.
-Yeşil büyümeye önem verilecek
Sürdürülebilir kalkınma hedeflerine ulaşmak için küresel ölçekte başlayan yeni büyüme modeli arayışlarıyla birlikte “yeşil büyüme” kavramı önem kazanmıştır. Bir yandan bu tespit yapılıyor. Öbür yandan yeşil talan ediliyor.
Bütün bu tespit ve vurgular 10. Kalkınma Planı’nı hazırlayan AKP hükümetinin küresel ekonomik risklerin devam ettiğinin ve ülkemizin o kadar rahat olmadığının farkında olduğunu gösteriyor. Ama dönüşüm paketinin sunuş biçimi şahlanış programı gibi. Oysa kendilerinin tespitleri ile ekonomimizin oldukça riskli bir pozisyonda olduğu bu kalkınma planı ile ortada. Cumhuriyet tarihinin en önemli programı ifadesi de bir güldürü skecine konu olacak kadar komik!
-Sizce 12 yıldır borçlanma ekonomisini uygulayan AKP üretime dayalı, ithalatı azaltan ve ekonomide devletin rolünü arttıran bir ekonomik program uygulayabilir mi?
Hükümet zaten devletin rolünü artırmayı düşünmüyor. Küresel ve bölgesel düzeyde ticari bütünleşmelerin arttığı, sermaye akımları bakımından savunmasız yükselen ve gelişmekte olan ülkelerden biri olarak Türkiye’de AKP ve benzeri partilerin devletin işlevini ve ekonomideki payını artıracağını beklemek mümkün değildir.
Üretim ekonomisine dönülebilmesi için yurt içi tasarruf oranının artırılması gerekir. Kalkınma planına baktığımızda 2018’de tasarrufların gayri safi milli gelire oranı olan tasarruf oranı olarak yüzde 19 hedeflenmiştir. Bu tasarruf oranı ile üretime dayalı ekonomiye dönüşüm sağlanamaz.
Sanayide yaratılacak katma değerin GSYH’ya oranı 2018 için yüzde 19,9 öngörülmüştür. Buna karşılık hizmetler sektöründe beklenti yüzde 61,9’dur.Tarımda ise bu oran yüzde  7,2 olarak hedeflenmiştir. Bir üretim ekonomisinden söz edebilmek için katma değer yaratan sanayi sektörünüzün yüzde 50’nin üstüne çıkması lazım.
İthalatı nasıl azaltacaksınız? “Enerji ithalatının toplam ithalatımızın yaklaşık dörtte birini oluşturması nedeniyle, önümüzdeki dönemde küresel enerji piyasalarındaki fiyat ve arz gelişmeleri, Türkiye ekonomisini hem büyüme dinamikleri hem de cari açık açısından etkilemeye devam edecektir” tespitini yaparken enerjide dışa bağımlılığın kısa vadede çözülecek bir iş olmadığını ve çok şeyin yapılmasını zaten Plan öngörüyor.
VE SONUÇ...
Ekonomik Dönüşüm Paketine fazla önem atfetmemek gerekir. Bu paket 10. kalkınma planının içinden çıkarılmıştır.
Onuncu Kalkınma Planında gerçekçi tespitler yapılmıştır.
Kalkınma modelleri ve seçenekleri ise dilek ve temennilerden ibarettir. Faydalı bir belge ve yol haritası olmakla birlikte temel çözümleri yeterli biçimde getirememektedir.
Dönüşüm Paketi AKP ekonomi programının sonunun geldiğinin tespit belgesidir. Saadet zinciri kırılmak üzeredir.
Bütün bunlardan sonra şu sonuca varabiliriz.
1-Ekonomik Dönüşüm Paketine fazla önem atfetmemek gerekir .Bu paket Onuncu Kalkınma Planının içinden çıkarılmıştır.
2-Onuncu Kalkınma Planında gerçekçi tespitler yapılmıştır.
3-Kalkınma modelleri ve çözüm seçenekleri ise dilek ve temennilerden ibarettir.Faydalı bir belge ve yol haritası olmakla birlikte temel çözümleri yeterli değildir
4-Dönüşüm Paketi AKP ekonomi programının sonunun geldiğinin tespit belgesidir.Saadet zinciri kırılmak üzeredir.
Kubilay Kızıldenizli

http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/57760-mustafa-pamukoglu-saadet-zinciri-kirilmak-uzere.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder