25 Kasım 2014 Salı

Nuh’un gemisinde yeni bir sefere çıkıyoruz

Aydınlığa can kurban!
Aydınlığa adanmışız, Türkiye halkının aydınlığına, büyük insanlığın aydınlanmasına!
Feda olsun!
Gözünüz aydınlık!
Gözümüz aydınlık!
Onunla görüyoruz.
Hem gözümüzü, hem gönlümüzü aydınlatıyor.
Aydınlık, adı üstünde ulaştığı her menzile aydınlık taşıyor.
Gözünüz aydınlık!
Yeni bir sefere çıkıyoruz!
Yolumuz aydınlık!
Yükümüz aydınlık!
Kök boya
Türkiyemizin yaşayan en eski gazetesidir. 1 Haziran 1921 günü, İstiklâl Savaşı’nın ateşi içinde doğdu. O ateşle yanıyor.
Kurucusu Dr. Şefik Hüsnü Değmer. Rengini o verdi. Kök boyadır. Bin yıl geçse solmaz, hep alev alev yanar. Yunus Emre gibi bin yıllara yana yana yürüyecektir.
Yanacaktır ki, Türkiye’yi aydınlatsın! Emekçi halk için yanan fedai geleneği en büyük güç kaynağıdır.
Hazreti Nuh’un seçtikleri ve Fikret Otyam’ın seçtikleri
Nuh’un gemisidir Aydınlık!
İnsanlığın değerlerini tufanlardan kurtarır ve geleceğe taşır.
Aydınlık’ın 1920’lerden bu yana kadrosuna bakın, en başta Nâzım Hikmet’ten bugün Fikret Otyam’a kadar, Hazreti Nuh tarafından Amiral gemisine seçilerek alınmışlardır. Asılları, nesilleri sağlamdır.
Keçileri dolduran, bilginiz olsun, Fikret Otyam’dır. Bir de ceylan gözlü kızları! (Kozmik bilgi!) Bu konuda Hazreti Nuh’un hiçbir mesuliyeti yoktur!
Gemiye kaçak binenler de olmuştur. Fırtınalarda denize ilk atlayanlardır. Ama kaptan ve mürettebat hâlâ Nuh’un gemisindedir. Herkes görevinin başındadır ve gözler ufuklardadır. Vurulanların yerini, hemen sıradaki alır. Aydınlıkçı, fırtınalara, kasırgalara göğüs geren adamdır. Menzilin devrim olduğunu bilir. Rotadan emindir.
İsmimiz kıyamete kadar kütüğe yazılmıştır
1968 yılında yeniden aylık dergi olarak yayımlanırken, Vahap Erdoğdu “Aydınlık” dedi. Kütükteki ismimiz!
1978 başında günlük gazete hazırlanıyor. O zaman Yaşar Kemal de Yaşar Kemal’di haa! Yine öyledir. Cağaloğlu’ndaki merkeze geldi. Adı ne olacak, o konuşuluyor. “Doğu” dedi, “Siz aklınızı mı kaybettiniz, Aydınlık varken, isim mi aranır. Aydınlık, Türkçenin en güzel gazete adıdır. Kıyamete kadar daha güzel bir isim bulunamayacaktır.”
Kütüğe ismimiz, erdemle ve irfanla yazılmıştır, kimse değiştiremeyecektir.
Aydınlık sözü
1993’te başyazar Aziz Nesin’dir. Halka Aydınlık sözü vermiştir:
“Yediden yetmiş yediye herkesin gazetesi değil Aydınlık. Çünkü kendini herkese beğendirmek isteyen, sevimli görünmek için çırpınan insanın, partinin, politikanın, inancın hiçbir gerçek değeri yoktur. Herkese kendini beğendirmek, hem olanaksız, hem gereksiz, hem de böyle yapanın kendisi ve karşısındaki için onur kırıcıdır. Aydınlık, halkın doğrularını halka yansıtan bir gazetedir. (...) Okurlarımız bize sormalıdır: Hani halkın gözü kulağı, dili olacaktınız, hadi olun da görelim. Büyük bir çaba ve özveriyle halkın gazetesi olmaya çalışacağız. Söz veriyoruz.” (Aydınlık, 1 Mayıs 1993.)
Bize Aydınlıkçı derler, sözümüz namustur.
Emeğe ve vatana sadakat: Namusumuz alnımıza yazılmıştır.
Okuyucu kimdir
Aydınlık’ın okuyucusu kimdir?
“Ölümünden dört gün önce 16 Mart 2013 günü, saat 7.00’de O’na bir şeyler yedirebilmek için yoğun bakıma gittim. İsteksizdi. Ölüme gittiğini biliyordu ve yüzüme bakmıyordu, bakamı-yordu. ‘Bak abi sana bir sürprizim var’ dedim. Koynumdan çıkardım Aydınlığı ve çarşaf gibi açtım. Bir insan ölüm yatağındayken, böyle ışıltılı mı bakar, böyle mi parlar gözleri. Ben kardeşinden bile esirgediği sıcaklığını son enerjisiyle Aydınlık’a verdi. Aydınlık’ı içer gibi okumasını izledim. Aydınlıkçı olmak, demek böyle bir şeymiş. Aydınlık’ın ölmekte olan bir insana nasıl umut ve iyimserlik aşıladığını gördüm. Aydınlık, ağabeyim Genç Osman Kızıldenizli’ye ölümsüzlüğün sırrını vermişti.” (Kubilay Kızıldenizli’nin 16 Nisan 2013 günlü mektubu.)
Kökten Aydınlıkçılar
Aydınlık, şimdi yeni bir atağa kalktı. Daha zengin haberleri ve daha engin yorumlarıyla okuyucuya ulaşıyor. Büyük Halk Hareketinin gazetesiyiz. Fırtınalara yelken açıyoruz.
Aydınlık, yeni yazarlarla süreci tahlil ve çözüm yeteneğini güçlendirdi.
Onlara “Aydınlık’ın yeni yazarları” diyemiyorum, hepsi Türkiyemizin Kökten Aydınlıkçıları. Soyadı sırasıyla hepsini selamlıyorum:Ekrem Ataer,
Tuna Kiremetçi,
Nasuh Mahruki,
Ufuk Söylemez,
Barbaros Şansal,
Ümit Zileli,
Aptülika (Sona yazılsın diye soyadı kullanmıyor).
İster Acil Kurtuluş isteyin, ister söküğünüzü diktirmek ya da sevgilinize türkü yollamak, hepsi Aydınlık’ta.
Daha gurbette olanlar da var. Gurbet, Aydınlıkçı Cemal Süreya’nın deyişiyle “garba gitmektir.” Garba gitmiş olanların da gurbetten Aydınlık’a dönecekleri günler yakındır, yollarını gözlüyoruz. Aman dışarıda yolcu kalmasın!
İlk hedefimiz aydınlıktır ileri!
Aydınlık, bugün 65-75 bin eve ulaşıyor. Avrupa’yı da eklerseniz, satışı 80 bine dayanmıştır. Bu, 300 bin okuyucu demektir. Belki de 400 bin.
Aydınlık, ilk aşamada 100 bin eve girmeyi hedefliyor. Yani 500 bin öncüye ulaşmak!
Kaptanımız İlker Yücel’in önderliğindeki devrimci kadro elbirliği-gönül birliğiyle bunu başaracak.
Hepimiz, yüz binlerce Aydınlıkçı, bize verilecek görevleri canla başla yapmak için heyecan içindeyiz.
İlk hedefimiz aydınlıktır, ileri!
http://www.aydinlikgazete.com/yazarlar/dogu-perincek/24525-nuhun-gemisinde-yeni-bir-sefere-cikiyoruz.html
DOĞU PERİNÇEK

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder