21 Haziran 2012 Perşembe

Bir Generalin Gözyaşları




Balkanlar’ da , Trablusgarp’ da , sonra Çanakkale’de !
Ve Suriye Cephesi’nde de elbet…
Sakarya’ da, Dumlupınar’ da, Afyon ‘ da, İnönü’ nde ve İzmir’ e giren ordularda  da dahil…
Hepsinde şehit verdi bu millet!
Şehit vermekte deneyimlidir ve vakurludur ayrıca milletimiz.
Gitti evlatlar, emperyalizmin en haslarıyla aracısız çarpıştı, toprağa düştü ama, arkalarında koskoca bir milletin olduğunu da bildi hep.
Sorularımız var;

  • Birer ikişer, beşer onar toprağa düşen çocuklarımız aynı kaderi paylaştığı şehit ataları kadar şanslılar mı?
  • Bu yüzyılın ilk çeyreğine kadar, savaşa savaşa kırılmış, toprağa düşmüş delikanlıların ardında tek vücut halinde bir ülke varken, bugün aynı şeyden söz edebilir miyiz?
Memetçik Memed  nöbet bekler Hakkari ve  Şırnak dağlarında.
Ve başbakanın adamları, özel yetkilerini de yanlarına alarak, katillerin komutanlarıyla Oslo’ da ABD gözetiminde %95’ lik anlaşmalar yaparlar. 
Habur’ da katiller için “beraat mahkemeleri” kurulur ve kahramanlar gibi tüm Güneydoğu’ da zafer turu attırılır.
AKP’ nin  yasa tekliflerini boş veriniz, çünkü görevlidirler ama  Cumhuriyet’ in kurucusu CHP ardı ardına bölünmeyi adım adım oluşturacak yasa teklifleri üretir.
CHP her durumda geleceğini ABD ile kurgularken “Akil adamlar” önerisiyle meclisin ve halkın üzerinde bir güç, bir odak yaratma hevesi ve “ Siyasi Partilerin Kürtçe Propoganda” yapabilmesini serbestleyen teklifler hazırlar.
Ve Kemal Kılıçdaroğlu,“eğer dört parti anlaşırsa Öcalan’ ın ev hapsi başım üstüne” diyecek kadar pervasızlaşır.
Hatta bu sorunu çözmek "benim genel başkanlığıma da  mal olsa" devam edeceğini ilan eder.

MHP zaten AKP, BDP ve CHP ile yeni anayasa yazmak konusunda hevesini sürekli belli eden “kıyıda köşede beni unutma Sam Amca bak ben buralardayım” davranışıyla ortalıkta gezinir.
Ama  Memetçik Memed  kendi ülkesinin dağlarında hain pusularda kanını döker.

Tüm orduların komutanı ise savaşacağına, Mehmetçiklerin cenaze töreninde ağlar.
Ağlayın sevgili general, ağlayın; duygulara gem vurulmaz.
Ağlayın sevgili general ağlayın, Mehmetçikler hiç olmazsa samimi bir gözyaşını hak eder.

Ama unutmayın siz ABD ‘ de, ABD Silahlı Kuvvetleri’nin ordugahlarını gezerken planlandı bu eylemler.
Hani siz, Amerikan ordusunun teröre karşı savaş merkezi olan Langley’deki istihbarat üssünü geziyordunuz ya, işte o anlarda planlandı bu eylemler, inanın.
Belki de size brifing verilen salonun yan odalarında hazırlanıyordu bu planlar. Bu da tarihin  bir cilvesidir. 
Ağlayın sevgili general ağlayın, dindirsin gözyaşlarınız anaların gözyaşlarını. Ama dindiremez bunu iyi bilmelisiniz.
Ya da iyisi mi asker olduğunuzu "anımsayarak" savaşın.
Apoletlerinizdeki yıldızlar, bayrağımızdaki yıldızımızın bir emanetidir.
Hak edin!
Baskın yiyen karakolların etrafında değil, Kandil’ de savaşın, Haftanin’ de savaşın, ABD’ nin egemenlik alanına girin.
Komutanlarınız 1995’ te Çelik Harekatı yapmışlardı ya, CIA peşmergeleri şalvarlarını bile bağlamaya zaman bulmadan ABD helikopterleriyle kaçırılmışlardı ya Guam Adası’ na… İşte cesaretinizi  o anlardan, o özgüvenden  alın.
Gözyaşınızı derhal dindiriniz general!
Komutan ağlamaz, savaşır çünkü.
Siz ağlarsanız bu asker nasıl savaşır!
Elinizin tersiyle itin ABD tehdidini; durumdan vazife çıkarmanın vaktidir!
Askerlerinize şu saniyede  “süngü tak” emri verin!
Süngünün ucundaki ABD ve piyonlarından oluşan hedeflerin sabun köpüğü misali dağılacağını göreceksiniz.
Gözyaşlarınıza inanmıyoruz general.
Çünkü orada ölen sizin değil, bizim çocuğumuzdur!

Artık gözyaşı yok!
Süngü var!
Bu savaş ABD tarafından açılmıştır, kabul edin bu savaşı, çünkü artık erkekçe savaşmanın vaktidir!
.
.

2 yorum:

  1. Tebrikler harika bir yazı olmuş.Yazının hedefi olan zat-zatlar anlasa bari.

    YanıtlaSil
  2. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil