14 Eylül 2013 Cumartesi


Süreci özetleyelim.
ABD: Git!
Esad: Asla!
Aslında tüm süreci özetleyecek ilk ve son sözcüklerdir bunlar.
Şimdi biz şimdi aradaki geniş boşluğu dolduralım.
ABD daha müdahale için gerekçelendirilen “kimyasal silah kullanımı” ortada yokken “Suriye’ye demokrasi “ getirme bahanesiyle Esad’a’a karşı elinin altındaki tüm güçleri kullanmaya başladı.
Yanıtlanması gereken soru şudur “ABD neden Suriye’ye demokrasi getirmeye çalışıyor?”
Yanıt.: “Ortadoğu halklarını çok seviyor!”
Gülmeyiniz.
Sıradan bir ABD vatandaşı buna içtenlikle inanıyor. ABD yurttaşına gore ikinci dünya savaşının başından beri ABD dünya halklarına demokrasi ve insan haklarını getiriyor.
Önce Vietnam, Afganistan, Libya, Irak, ve eş zamanlı Romanya ve Yugoslavya…
Demokrasinin ve insan haklarının bu bölgelere ulaşabilmesi için milyonlarca insanın ölmesi gerekti.
Öldü.
Olsun!
Vietnam“ben insan hakkı falan istemiyorum” dedi. O’nu yani ABD’yi bir güzel dövdü!
Yugoslavya’da milyona yakın insan öldü ve şu anda saymadım ama sanırım 5 ayrı ülkecik oluşturuldu ve Balkanlardaki ABD’nin karşısındaki en güçlü ulus devletlerden biri sizlere ömür
Sonuç, eski Yugoslavya topraklarında Nato en büyük üslerinden birini kurarak Rusya’yı kuşatmayı başardı.
Ardından Romanya… Çavuşeskilerin hazin sonu… İkinci büyük engel böylece Balkanlarda ekarte edildi.
Libya biliyorsunuz Kaddafi sonrasında dünyanın en demokratik Anayasasını yaptı(!)
ABD Irak’ta  iki milyon Arabı çöle gömdü, kadınlar ve direnişçiler en hayasız muamelelere tabi tutuldular ve kuzeyinde ikinci İsrailcik doğdu.
Suriye işte bu iklimde ön Asya’da ikinci İsrailcik için Akdeniz’e inmeye engel en sert baraj olarak duruyor ve  ABD tarafından bendleri zorlanıyor.
Peki, sıra Suriye’ye gelene kadar dünyanın büyük aktörleri ne yaptı?
Çin, ABD’yle boy ölçüşmeyi ertelemek için, Yuan’in Dolar’a karşı değerini dengede tutarak ve ABD hazine bonosu satın alıp parasını ABD Doları’nda tutarak barışı satın alıyor ve savaşa hazırlanıyor.
Rusya ise Yugoslavya, Romanya, Irak ve Libya’da ya süreci destekledi yada sessiz kalmayı tercih etti.
İran zaten bölgede ABD’ye kafa tutan yegane güç olarak konumunu koruyor ve Suriye’yi ve Lübnan Hizbullahı’nı destekliyor.
Lübnan Hizbullahı ise 2006 yılında İsrail’I dövdükten sonra bölgenin vazgeçilmez emperyalizm karşıtı gücü olarak parlıyor.
Türkiye ise alnına kara sürmekle meşgul. Ya AKP yıkılacak yada Türkiye. Başka bir seçenek kalmadı.
Suriye sorununa yeniden dönelim.
Güçlü bir hava savunma sistemi var. Nato Türk Hava Kuvvetleri’nin iki uçağını test için, Suriye kıyılarına birkaç kilometre mesafede Suriye hava sahasında uçurdu.
Bir uçağımız düşürüldü, iki pilotumuz şehit!
Dün ise israil, Akdeniz’deki uluslararası sulara iki füze attı, Rusya anında “gördüm” dedi ve dünyaya ilan etti.
Buradaki “görmek” fiili önemlidir. “Biz tarafız ve sizi yakından izliyoruz “ demenin başka bir ifadesi.
Rus yetkililer, Dışişleri Bakanı Lavrov gibi “ABD için Suriye’ye müdahale iyi sonuçlar doğurmaz” diyorlar.
Dün Aydınlık’ta Rafet Ballı’nın aktardığına gore gerek Suriyeli gerekse de Hizbullah(Lübnan) yetkililer“Türkiye Suriye’ye saldırırsa ne yaparsınız?” sorusuna “İsrail’i vururuz!” yanıtını veriyorlar.
Tuhaf değil mi? saldıran Türkiye, vurulan İsrail! Çünkü biliyorlar ki Türkiye böylesi bir savaşın aktörü olsa bile uzun sure Türk askerini Suriye’nin üzerine süremezler. İsyan çıkar. Zaten Türk ordusunun Suriye saldırtılmasının sonuçlarını kimse hesaplayamaz.
Ama bir gelişme daha oldu. Suriye Dışişleri Bakan Faysal al-Makdut “Eğer ABD müdahale ederse, müdahale çağrısı yapan Ürdün ve Türkiye’yi de vururuz” açıklaması yaptı. Doğu Akdeniz’I ısıtan ve bölgesel savaşın geleceğini bu kadar net ifade eden başka bir açıklama yok:
Suriye konusunda pazisyonlanma şu:
Türkiye, israil, ABD, Suudi Arabistan, Ürdün,Katar bir yanda. Yani Şer Cephesi.
Bize burada alnımıza kara bir leke sürülmesidüşüyor.
Diğer yanda ise hatalarını tekrar etmeyeceği konusunda kararlılığını ilan eden Rusya, Çin, Lübnan, İran ve ve kesinlikle Irak ve dünya halkları.
Bu tabloda “savaşı kim kazanacak?” sorusunun yanıtı çok belli. Biz!
Yani Doğu!
Bu yüzden Obama “karar aldım ama Kongre desteklerse” diyor. Kısacası Obama’da tek başına karar alacak ve sandalyeye oturmasını sağlacak bölgesi yok!
John Kerry’nin oluşturduğu kongre alt komisyonu ancak ve ancak “uçakların uçmadığı, askerin adım atmadığı bir füze sallama” işini karar alarak kongreye oylamaya götürebiliyor.
Bu arada dün ABD Senatosu 7’ye karşı 10 oyla müdahaleyi onayladı.Ama nafile!
Yazın bunu bir yere,bu coğrafyada ABD dişi dökülmüş bir kedi.
Suriye’den kopartılacak Akdeniz’e kadar inecek bir Kürt koridoru hayal. Suriye’den geri kalan kısmın İsrail’le dost ve İsrail için güvenlik üretecek bir Suriye işi Akdeniz havzasına gömülmüş görünüyor.
İkinci İsrail olacak olan Barzanistan da  Kürt devleti de bu tabloda sisli bile değil.
Son söz!
Sonbahar öyle sıcak geçecekki Türkiye’de, bir yandan dünya halklarına barışı götürürken, ülkemizde ise Kürdümüzü emperyalizmin pençesinden kopararak bağrına basacak.
AKP’nin daha Amerikancı, PKK’nin de daha çok piyonlaşmasının nedeni bu.
Ön Asya’daTemizlik başlıyor!
Göreceğiz!


Kubilay Kızıldenizli
telgrafhane.org

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder