21 Eylül 2013 Cumartesi

Faşizm Kapımızda





“...Ama, millet yaşamı tehlikeye uğramadıkça, savaş bir cinayettir.

                                Mustafa Kemal

Faşizm Kapımızda!
Şaka değil.
Türkiye’nin Suriye helikopterini düşürmesi sadece angajman kurallarıyla açıklanabilecek bir olay değil.
Türkiye, arkasında Amerika olduğu halde koşar adım Suriye ile savaşa itiliyor.
İşte bu yüzden biz bugün Türkiye’’yi yöneten rejimi Mafya- Gladyo-Tarikat rejimi olarak tanımlıyoruz.
Bir tane bile ulusal güvenlik çizgimiz yok, koskoca ülke Amerika’nın koçbaşı olarak bir kabadayı gibi kullanılmak isteniyor, isteyenlerin istediği yönetim ise maalesef iktidarda.

Ama bu yönetimin bile böylesi bir savaşı uzun sürece sürdüremeyeceği açık.

Türkiye, faşist bir rejim olmadan, askeri faşist bir diktatör tarafından yönetilmeden Suriye ile savaşa itilemez. Bunu “sıkıyönetim altında faşist kanunların uygulanması olmadan” olarak da yazabiliriz.

Şimdi son 45 güne bir göz atalım.

Türkiye tarihinde, ancak olağanüstü koşullar olmadan uygulanan uygulamalar ile karşı karşıyayız.

Bu uygulamanın gerçekleştiği en önemli yer olan TSK’ya bakalım.

Önce Kara Kuvvetler Komutanı ve  ardından Genelkurmay Başkanı olacak olan Jandarma genel Komutanı Bekir Kalyoncu Emekli edildi.
Ardından görevdeki bir Hava Kuvvetleri Komutanı olan Orgeneral Mehmet Erten görevden alınarak YAŞ üyeliğine atandı ve ilgili komutan yapılan bu atamanın ardından istifa etti. Yerine ise bir hava Korgenaral atandı. Bir Korgeneralin kuvvet komutanı olması TSK gelenekleri içinde yok.

Bu yapılanı doğru okumalıyız. Ergenekon ve Balyoz davalarıyla bir türlü TSK içinden silinemeyen Kemalist subaylar bu kez “atama” operasyonlarıyla askerlikle ilişikleri kesiliyor.
Ülkemizin savunma refleksleri, askeri gücü ve bu gücü Türkiye lehine komuta edenler tasfiye ediliyor.

Suriye ile savaşa giderken ABD’nin istediği gibi tasarladığı bir Genelkurmay oluşturuluyor.

Yaşanan budur!

Peki Türk Milletinin rızası olmadan Suriye ile savaşa ülkemiz gidebilecek mi?
Hiç sanmıyoruz.
Suriye ile savaşın olduğunu düşünsek bile, savaş karşıtı eylemlerin ve savaşın bizzat kendisinin yeni ve güçlü talepleri olan halk hareketini tetikleyeceği kesin.
Bunu biz de Amerikancı Mafya-Gladyo-Tarikat rejimi de görüyor.

DİKKAT FAŞİZM KAPIMIZDA!

Son iki üç haftadır Doğu'daki birliklerden ciddi sayıda asker Suriye'ye komşu olan Urfa, Gaziantep, Mardin ve Hatay gibi illerimize geçici görevle gönderilmekteler.


Ben bunun, PKK ile AKP'nin yaptığı ihanet anlaşmanın sonucunu olduğunu düşünüyordum, hala böyle de olabilir ama son olay gösteriyor ki, bu olay sadece bu anlaşmayla açıklanamaz.

Tüm vatanseverler olarak parti farkı gözetmeksizin birleşmeli ve ağırlığımızı koymalıyız. Suriye ile savaşı önleyemez isek, bu kez bilinen tüm heybetiyle faşizm bir Amerikancı darbeyle gelecek. Çünkü bizi Suriye ile faşizm dışında kimse savaştıramaz. O zaman ne yasal partilerimiz, ne yayın organlarımız ne de demokratik kitle örgütlerimiz kalır.

Halkımızla birlikte eziliriz.

Ezilmek bir yana, bu savaş büyük çaplı bir bölgesel savaşa yol açacağı gibi savaşın sonunda sahip olacağımız bir Türkiye de kalmayacak.
Bu çıkarılmak istenen haksız savaş Türkiye’nin alnına bir kara leke olarak sürülmekle birlikte elli yıllık Nato serüveninin bir sonucu olarak Türkiye ikinci bir İsrail olarak Ön Asya’da ABD adına kan dökecek, kanımız dökülecek.

En kritik nokta budur!

                                                                                           

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder