Kayıtlar

“Marx’ın bir hayaleti yok, kendisi var

Resim
3 Temmuz 2003 günü Londra Heathrow Havaalanı’na indiğimde beni karşılayan arkadaşlarımdan ilk isteğim “beni Marx’ın mezarına götürmeleri” isteğim olmuştu. Aslında Londra’ya 11 yıl aradan sonra 3 Temmuz 2003- Highgate Cemetery Londra ikinci gelişimdi ancak ilk gelişimde Marx’ın mezarının Londra’da olduğunu dahi bilmiyordum. Politikayla pek ilgisi olmayan arkadaşlarım “Marx’ın mezarının yerini bilse bilse ancak Mesut Abi bilir” dediler, hayatın güzel sürprizi olarak “Mesut Abi” hem Aydınlıkçı hem de beş yıl önce kaybettiğim Aydınlıkçı ağabeyimin Adana Erkek Lisesi’nden arkadaşı çıktı. Böylece benim de mezun olduğum ve Aydınlıkçılarla ilk tanıştığım güzel okulum bana sürprizini yine bir başka Aydınlıkçı üzerinden Londra’da yapıyordu. Aynı gün, mezarın bulunduğu Highgate Mezarlığı’na gittik. Londra’nın en lüks semtlerinden birinde tarihi bir mezarlık. İçinde kimleri konuk etmiyor ki; Douglas Adams, Edwards Hodges Baily, George Eliot, Micheal Faraday gibi bilim insanları, sa...

Emperyalizmi en iyi Aydınlıkçılar bilir “Bir Rüyanın Sonu”

Kubilay Kızıldenizli Teori Yazı Kurulu Üyesi Türk milletinin yiğitliği bu yazının ikinci cümlesinden kaynaklanıyor. Milletimiz 1876 yılından beri emperyalizme karşı savaşan ilk ve tek millet olma onuruna sahiptir. Bu kavgasını 19. Yüzyıldan 21. Yüzyıla kadar ısrarla sürdürmüştür ve tek amacı olan vatanını korumaya devam etmektedir. Bu nedenle Suriye’de ABD emperyalizminin taşeronu olan PKK-YPG’ye karşı yürüttüğü silahlı mücadeleye biz Aydınlıkçılar “Vatan Savaşı” diyoruz. Gerektiğinde savaşmaktan çekinmeyen Türk Milleti, en yiğit, en savaşçı millettir ve vatanı konusunda kıskanç ve tutkuludur. Emperyalizme karşı iki yüz yıldır sürdürülen savaşımızın edebiyattaki temsilcileri olan Namık Kemal, Tevfik Fikret, Nazım Hikmet ve siyasal temsilcileri olan Talatpaşa, Şefik Hüsnü ve Mustafa Kemal’in fikirlerinin günümüzdeki takipçisi ve tek örgütlü mirasçısı olduğumuz için, emperyalizmi en biz Aydınlıkçılar biliriz. Çünkü dostlarınızı tam olarak bilemeseniz de düşmanlarınızı çok iyi...
Resim
Karlı çölde bir vaha: BOĞATEPE Köyü ve sıradışı bir kadın Zümran Ömür “Gittiğiniz her yer sizin değildir ancak gitmediğiniz her yer sizin olabilir.” İşte içinde bulunduğumuz ve yaklaşık 15 dakika önce   Kars’tan hareket eden otobüsümüz bir saat sürecek bir yolculuk boyunca Boğatepe Köyü’ne doğru tırmanırken aklımda bu düşünce vardı. Doğu Anadolu’nun sadece sıcak bir pencerenin ardından güzel olabilecek coğrafyasına bakarken “ne kadar büyük bir ülkemiz var” diye sık sık içimden geçirdim. İlkokuldan bu yana bildiğimiz 780.576 kilometrekarelik alanın büyüklüğünü insan ancak üzerinde yol kat ederek daha iyi anlıyor. Bir gezgin değilim, çalıştığım iş nedeniyle sık seyahat ediyorum.   Altmışyedi vilayetimizden doğan şehirlerimizi hesaba dahil etmezsek, şehir merkezine adım atmadığım bir tek Hakkari ve Bitlis kaldı. Özellikle kış geceleri bilmediğiniz bir şehirde dolaşırken yalnız olmanın hüznüyle pencelerden saçılan sarı ve beyaz renkli ışıklar görürsünüz. İçinde t...

Çözümleri konuşma zamanı

Çözümleri konuşma zamanı Kubilay Kızıldenizli Teori Yazı Kurulu Üyesi Çok zaman geçirmeden elimizdeki mevcut tüm olanakları kullanarak ülkemizin özellikle ekonomik ve güvenlik sorunlarının çözümlerini Parti disiplini ve  platformu üzerinden dalga dalga ve üstelik yüksek perdeden milletimizin önüne getirme görevi ile karşı karşıyayız. Ekonomi konusunda yazılmış neredeyse tüm makaleleri taradığımızda içinde pek azının gerçekçi çözümler içerdiğini görüyoruz. Önümüze çözüm olarak sürülenlerin tamamına yakını ya ülkemizdeki mevcut “mafya tarikat gladyo sisteminin” yarattığı ve yine aynı sistem içinde “çözüm” önerileriyle doludur.  Ayrıca yine aynı makaleler, küresel düzeydeki önemli aktörlerin davranışlarının veya alacağı kararların ülkemiz ekonomisini nasıl etkileyebileceği ile ilgili. Bakınız söz konusu “çözüm” önerileri, ekonominin emperyalizm temelli küresel “öksürüklerinden” nasıl korunacağımızdan çok aynı hastalıklı sistemle daha fazla nasıl bütünleşmemizle ilgil...

Dinler böler, mehzep parçalar, emperyalizm kullanır!

Resim
Kubilay Kızıldenizli Teori Yazı Kurulu Üyesi AKP hükümeti tarikatları yeniden gündeme aldı. Bu gündeme alışı hükümet, 15 Temmuz’daki  Amerikancı kalkışmanın maşası olarak kullanılan Fettullah Gülen Tarikatı’nın, bu kalkışmadaki rolüne atıfta bulunularak, tarikat ve/ veya cemâatların “şeffaflaşması ve kontrol altına alınmalarına” dayandırıyor. Oysa gerçek bu mu? Tarikatlar veya cemaatlere yasal şemsiye sağlanarak ülkemizin güvenliği ve milletimizin birliği sağlanabilir mi, yoksa onlara yasal bir “av alanı” yaratılarak devletin koruculuğunda serbest çalışma ortamı mı sağlanır? Bugün bu sorulara yanıt arayacağız. Çağdaşlaşma yolunda önemli adımların atıldığı  ve demokratik devrimlerin peş peşe yapıldığı Cumhuriyet’in ilk yıllarında, şeyhlerin nezdinde saadet arayacak kadar ilkel insanların Türkiye’de yerinin olamayacağını Atatürk Kastamonu’da halka net bir şekilde söyler .”Mevcut tarikatların gayesi, kendilerine tabi olan kimseleri dünyevi ve manevi hayatta mazharı...

PARTİ VE DEVRİM

Resim
Tarih:  2015-07-23 12:01:20 "Sosyalist Devrim ve Milli Demokratik Devrim arasındaki farklar ve daha önemlisi her bir devrim için gerekli zemin bugün yeterince bilinmediğinden, gençlerde “sosyalizm” vurgusu gönülleri okşuyor. Meseleyi ileride bu açıdan da tartışmak yerinde olacaktır."  Kubilay Kızıldenizli / Teori Dergisi Yazı Kurulu Üyesi Maalesef cihazım kaydetmediği için Aydınlık’ta yayımlayamadığım bir söyleşide, “sosyalist” solun önemli önderlerinden biri “Merkez ülkelerde yapılacak devrim (zayıflayacakları için) bizim gibi ülkeleri olumlu etkileyecektir” anlamına gelen sözler söylemişti. Bu acınacak bir durumdur, çünkü hâlâ Fransa gibi ülkelerde olacak “devrimi” ülkemizde bekleyenler ve yarar umanlar var. Sosyalist Devrim ve Milli Demokratik Devrim arasındaki farklar ve daha önemlisi her bir devrim için gerekli zemin bugün yeterince bilinmediğinden, gençlerde “sosyalizm” vurgusu gönülleri okşuyor. Meseleyi ileride bu açıdan da tartışmak yerinde olacaktır. Aydınlık’ta kon...

Çukurova'da Fransız!a İlk Kurşun

Resim
Adana’nın Kurtuluşu 5 Ocak 1922’dir. Ancak Adana’nın Fransız işgalinden kurtuluşunu sadece Adanalı Kuvayı Milliyecilere bağlamak doğru değildir. Aslında 5 Ocak 1922, tüm Çukurova’nın emperyalist Fransız işgalinden kurtuluşunu simgeler. Bu süreç Dörtyol’da, Kozan’da ve tüm Çukurova’da Fransızlara karşı yapılan “çete” savaşıyla başlar ve Sakarya Meydan Savaşı’nın kazanılmasıyla Fransızların direncini tamamen kırar. Tüm Anadolu’da düşmanı bozguna uğratan mermilerin ilki Çukurova’da sıkılmıştır. Bu satırların yazarı da buna inanıyor. Bu konuda gerek İzmir’de Hasan Tahsin’in gerekse de Balkesir’de 15 Mayıs 1918’de ilk kurşunun atıldığına ilişkin tezler de vardır. Burada önemli olan Anadolu’da düşmanla yapılan savaşta kuvvetler arasındaki tatlı yarıştır. Türkiye’nin Güney’i ve Doğu’su, Batı’sından daha önce uyanmıştır. Dörtyol’da örgütlü bir şekilde atılan kurşunlar bunu işaret eder. Dörtyol’u Fransız üniformaları içinde işgal eden Ermenilerin yaptıkları zulme daha fazla ka...