10 Kasım 2010 Çarşamba

Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir kimse böylesine bir aşkla sevilmemiştir.

10 Kasım 2010.
Saat 09:05
İstanbul Boğaziçi Köprüsü.

Köprü hafifçe sallanıyor.
Diğer binlerce insan gibi ben de köprünün üzerinde ayaktayım.
Trafik donmuş...
Yanıbaşımda pırıl pırıl bir genç kadın var, saçları boğazın rüzgarında savruluyor.
Arkamdaki şalvarlı amca hırkasının önünü ilikleyip, sakalını sıvazlıyor...
Motosikletli kuryeler durdurmuş motosikletlerini bir ileri bir geri salınıyorlar
Heryer matem sirenleriyle çınlıyor!

Köprünün sol tarafındaki Rakkastepe'deki dev bayrak, sonra Avrupa Yakasın'dakiler  ve Beylerbeyi' ndeki  de matem pozisyonunda dalgalanıyor...

Ve İzmir'de Atatürk'ün dev rölyefine ateş eden sapkınlara inat Türkiye Gençlik Birliği üyeleri " Sana Atılan Kurşunlara biz Siper Oluruz" pankartıyla sahneye iniyor.

Mustafa Kemal bu, yarattığı ulusunun içinde yeniden canlanıyor elbet.
"Sarışın bir kurda benzeyen", esmerler, beyazlar, kara kaşlılar, mavi gözlüler, yeşil gözlüler artıyor elbet.

Oğlum Mehmet ise, anasının aldığı kasımpatılarla okuluna gitti bugün!
Biliyor daha sekizinde Mustafa Kemal'in ne anlama geldiğini.
Biliyor çünkü doğduklarından beri anlatılıyor anaları tarafından benim bebelerime.

Seviliyor Mustafa Kemal Türkiye'nin yetiştirdiği en büyük devrimci olduğu için!
İyi bir insan olduğu için değil, anti-emperyalist olduğu için seviliyor!
Çok iyi bir asker olduğundan değil, ulusunu emperyalistlere boğdurmadığı için...
Ve vatan sevgisini bir hobi olarak görmeyip "vazifeyi ihmale uğratan merhamet, vatana ihanetttir!" dediği için..

İşte bu nedenlerden dolayı  "Dünyanın hiçbir ülkesinde hiçbir kimse böylesine bir aşkla sevilmemiştir. "

.

6 yorum:

  1. Gözlemlerinizi ustaca sözlerle yazdığınız duygulu paylaşımınız çok hoşuma giti.
    Sevgiyle.

    YanıtlaSil
  2. KALPAKLI SÜVARİ

    Gecenin arkasında bir yerde,
    Ufaldıkça gaz lambaları,
    Nehrin omuzlarına yaslanıp
    yaşlı ve dindar
    Yalnızlıktan soğumuş dağlar,
    Kalpaklı bir süvari dolaşırmış gizlilerde,
    Köylüler böyle diyorlar,
    Yatsıları...

    Nal sesleri duyulur mu yağmur olursa
    Ne mümkün
    En usul havalarda duyulacak
    Erzurum'a doğru şah damarın oynar gibi,
    Gören eden yok, her nasılsa
    Kalpaklı olduğunu biliyorlar.

    Bir elinde kılıç, bir elinde sancak,
    Kemah köylüğünde,
    Fakir fukaraya azık dağıtasıymış,
    Üçer arşın kefenlik,
    İçlik ve mintan,
    Birer kese sarı lira cep harçlığı,
    Olur mu olmaz mı
    Orası bilinmiyor...

    Tılhas'ta bir kağnıya dokunmasıyla
    bir ne halsa,
    Araba traktöre tebdil olmuş
    Allah tarafından.
    Tercan toprağındaki kerametini
    Anlata anlata bitiremiyorlar.
    Köylüler böyle diyorlar...

    Gecenin arkasında bir yerde,
    Ufaldıkça gaz lambaları,
    Nehrin omuzlarına yaslanıp
    yaşlı ve dindar,
    Yalnızlıktan soğumuş dağlar,
    Kalpaklı bir süvari dolaşırmış
    gizlilerde,
    Köylüler böyle diyorlar
    yatsıları...

    Kemal Paşa'dır diyorlar...

    Attila İLHAN

    YanıtlaSil
  3. Ne ararsın tanrı ile aramda
    Sen kimsinki orucumu sorarsın?
    Hakikaten gözün yoksa haramda
    Başı açığa neden türban sorarsın?

    Rakı, şarap içiyorsam sana ne
    Yok sana bir zararı, içerim
    İkimizde gelsek kıldan köprüye
    Ben dürüstsem sarhoşkende geçerim.

    Esir iken mümkünmüdür ibadet
    Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et..
    Senin gibi dürzülerin yüzünden
    Dininde de soğuyacak bu millet.

    İşgaldeki hali sakın unutma
    Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
    Sen anandan yine çıkardın amma
    Baban kimdi bilemezdin şerefsiz.

    YanıtlaSil
  4. tek kelime ile o eşsiz biri..

    YanıtlaSil
  5. Kurban Bayramı'nın İslam'a ve insanlığa barış, sevgi, hoşgörü getirmesini diliyor, sizin ve ailenizin bayramını kutluyorum. Sevgilerimle...

    (Her zaman yorum bırakamasam da güzel yazılarınızın devamlı takipcisiyim.)

    YanıtlaSil
  6. Sevgili Kubilay,
    Ben de bayramını kutluyorum, sevdiklerinle birlikte herkese iyilikler diliyorum...

    YanıtlaSil