24 Kasım 2014 Pazartesi

Aydınlık Söyleşileri

spkuretimEski Sermaye Piyasası Kurulu(SPK) Başkanı Prof. Dr. Doğan Cansızlar’la Başbakan Davutoğlu’nun açıkladığı “Yapısal Dönüşüm Programı’nı” konuştuk. Programın yeni birşey olmadığını vurgulayan Cansızoğlu, Cumhuriyet tarihinin ekonomide en büyük yapısal reformunun Atatürk döneminde İzmir İktisat Kongresi’yle başladığını belirterek, parasal bollaşmayla başlayan süreçte reel(üretim) sektörle finans sektörü arasındaki bağın koptuğunu belirtiyor.
- Davutoğlu’nun açıkladığı “Yapısal Dönüşüm Programı” hakkında ne düşünüyorsunuz?
Başbakan Davutoğlu’nun açıkladığı paket yeni bir paket değil. “Cumhuriyet tarihinin en önemli yapısal dönüşüm paketi” deniyor, aslında hiç alakası yok. Cumhuriyet tarihimizin en önemli yapısal reformunu biliyorsunuz Atatürk, Cumhuriyet kurulduktan sonra, İzmir İktisat Kongresi’nden itibaren yapmıştır. 
Burada açıklanan program aslında 2012 Şubat’ında açıklanan 10. Kalkınma Programı’nın aynısı; değişen bir şey yok. İkincisi ise temenniler bütünü olan bir programdır. Bu programda Ali Babacan da söyledi, rakamsal hatalar var. 
Şimdi geriye doğru baktığımızda, 2001 krizinden sonra ne oldu bize? Kemal Derviş döneminde dışa bağımlığı dışarıdan finansman sağlamaya zemin hazırlayan ekonomi programları ortaya konuldu, Çünkü o sırada bizim dış kaynağa da ihtiyacımız vardı, parasal kaynaklar, finansman sıkı bir şekilde daralmıştı. Onun için de bu program çerçevesinde, IMF’de yapılan program çerçevesinde dışarıdan kaynak girişini sağlamak için faizler yükseltildi ve işler gayet muntazam hale geldi. 2002’den sonra özellikle bu politikaları ısrarla AKP hükümeti sürdürdü. Zaten dünyada da trend, finans kesimi ağırlıklı bir modelle yürütüldü. Reel sektörün ikinci plan bırakılması ve reel sektörle finans kesiminin bağımın koparılması aslındas tüm dünyadaki gibi Türkiye’de de bu hissedildi ve dünyada bu eğilimden dönüşler başladı.
- Finans ve reel kesimin arasındaki bağın kopartılmasının nedeni neydi? Şimdi neden birleştirme ihtiyacı duyuluyor?
Aslında, finans kesimi reel sektörün aynası olmak zorundadır. Ne demek bu? Yani, şu malı ürettiniz, fiyatı bunun bir lira ise finans kesiminde bunu karşılığı da bir lira olur. Hadi bilemedin yüzde 50 fazlası olur; finansal piyasalardan bahsediyoruz. Şimdi reel sektörde üretilen bir liralık mal, bir liranın üzerinde 1,5 liraya kadar tolere edilebilir ama bir liralık mal finans kesiminde 3 liraya 5 liraya çıkmışsa aradaki bağ kopmuş olur.
Dolayısıyla reel sektörde oluşacak herhangi bir ufak bir dalgalanma bütün şu finans piyasalarını alt üst eder. Amerika’da çıkan küresel krizin altında yatan neden de bu zaten. Dolayısıyla dünya, parasal bollaşmayı gördü. Amerika’da ve Avrupa’da reel sektörleri canlandırma operasyonları devam ediyor. O bakımdan bana göre gördüğümüz en önemli husus üretimin ithalata bağımlı yapısını kesmek, daha doğrusu azaltmaktır
- Bu arada bu süreçle yani tüm dünyada parasal daralmayla eş zamanlı olarak ithal ikameci politikalar uygulanabilir mi?
Çok kısa vadede yapamazlar, en kısa vadede kur politikasıyla yaparsınız bunu. Onun da etkisi enflasyondur. İthal ettiğimiz malların hepsini biz yapalım anlayışı da yanlıştır. Bununla birlikte üretim yapısında bizim rekabet edebileceğimiz alanlarda üretilecek malların Türkiye’de üretilmesi için bu malların yerli sanayiye teşvik edilmesi için ayrı bir kategoriye sokulabilir.
1929 BUNALIMINDA SERMAYENİN SERBEST DOLAŞIMI YOK
- Reel sektörle finansal sektörü küresel alanda da Türkiye’de de “yeniden barıştırmak” diye tanımladığınız bu kopukluğu ortadan kaldırmayı bir tercihmiş gibi anlatıyorsunuz. Bunun zorunluluktan kaynaklanan bir tarafı da yok mu, üretimin aşağıya itildiği finansal operasyonların her şeyi yönlendirdiği son 20-25 yıllık dönemin bir çıkmazı değil mi bu yönelim?
Gelinen nokta bu hale getirdi aslında... Sadece Türkiye’de değil her yerde finans sektörüyle reel sektör arasındaki kopukluğu azaltmaya yönelik tedbirler alınıyor. Dünyanın en çok korktuğu şey resesyondur. Resesyon demek, ekonomide durgunluk demektir, işsizlik demektir. Bunu canlandırmak için parasal genişlemeye gidildi. Peki, neden uzun sürdü parasal bollaşma? 1929 ekonomik buhranı hatırlayacak olursak harcamacı politikalar vardı ve devlet “çukuru kazdırın, geri kapatın, işçilere de iş temin edin.” diyordu. Bu çok önemli aslında. O dönemde serbest dolaşım yoktu. Parasal bollaşma kısa sürede etkisini gösterdi. Fakat şimdi sermayenin serbest dolaşımı var. Amerika’da para basılıyor. Amerika’da ya da Avrupa’da diyelim ki parasal geliştirme yapılacak ama para kalmıyor. Bizim gibi ülkeler faizi yüksek verdiği için adam geliyor bizim gibi ülkelerde parasını değerlendiriyor. Yüksek faiz politikasıyla sadece bize değil, bizim gibi olan ülkelere de mesela Brezilya, Hindistan gibi paralar bu şekilde geldi. Amerika’nın resesyondan kurtulması bu anlamda uzadı. Sermayenin serbest dolaşımıdır bu. İlk buhran döneminde sermayenin serbest dolaşımı falan yok.
- 1980 başından itibaren malların ve sermayenin serbest dolaşımını zaten yücelttiler. İnsanın aklına anlattıklarınızdan sonra şu geliyor; madem sermayenin serbest dolaşımı ABD’de durgunluğu uzattı, peki neden “mal ve sermayenin serbest dolaşımı” uygulandı...
Evet, 80 başında başladı. Teknoloji ağırlıklı mallar Amerikan toplumunu doyuma ulaştırdı. Bu anlamda yeni teknolojiler üretildikçe eski teknolojileri alacak nüfus kalmadı. O zaman bir karar verildi. Vaşhington mutabakatı budur. Eski teknoloji ürünleri bizim gibi ülkelere geldi. Biz daha o zamanlar açız, halen de açız yeni teknolojiye. Fakat serbest bırakılınca almak isteyenler aldı daha sonra alacak paraları kalmadı, para yok. O zaman 80 sonrasına ne dendi “sermaye serbest dolaşsın” dendi. Bu defa borçlanmalar arttı.
- Benim tam da demek istediğim bir zorunluluk olarak kapitalizm kendi krizini-”bunu sizin dediğiniz gibi “üretim fazlalığı” diyelim- mal ve sermayenin serbest dolaşımıyla çözmeye çalıştı.
Bir ihtiyaca binaen bunlar yapıldı. Şimdi ise bu ihtiyaç tersten başlayan bir sorumluluk haline geldi. Parasal genişlemeyle bu işin yürümeyeceği görüldü 2008 krizinden sonra. Ardından tedbirler tedbirler, tedbirler... Finans sektörüyle ilgili önemli düzenlemeler var.
PARASAL BOLLAŞMA DÖNEMİNİ HEBA ETTİK
Davutoğlu’nun “Yapısal Değişim Programı’nı” siz, dünyada gelişen bu yeni trendin yani sermayeyle reel sektör ya da finansla reel sektör arasındaki kopan bağın yeniden birleştirilmeye çalışılmasının bir yansıması olarak düşünüyorsunuz, değil mi?
Tabii. Tüm dünyada bu yönde bir gidişat var. İçinde tek önemli gördüğüm şey ithalata bağımlılıktan kurtulması. Kısa vadede alınacak önlemler belli. Kur politikası mutlaka olacak. “Yapısal Reforma” falan güvenmiyorum. Son 12 sene içerisinde parasal bollaşma dahil bu dönemi aslında biz heba ettik. O paranın bol olduğu dönemlerde parasal reformlarımızı gerçekleştirmiş etmiş olsaydık şimdi çok daha rahat olurduk. Mesela bankacılık sektöründe bunu yaptık 2001 krizinde onun için “bizi teğet geçti” diyoruz ya, doğru! Finans kısmıyla ilgili bir dizi sıkı tedbirler aldık.
YAPISAL DÖNÜŞÜM BÖYLE OLMAZ
- AKP hükümetinin yeni programının arkasında, birikmiş sorunların eskisi gibi sıcak para bularak, daha çok borçlanarak çözülemeyeceği ve Türkiye’nin önündeki seçeneğin de daha devletçi, daha halkçı bir yöntemle çözülebileceği bir seçenek görüyor musunuz?
Devletçi, halkçı değil. Yani serbest piyasa ekonomisinin...
- Karma ekonomi mi?
Karma da değil ama kendi üretim yapısını korumaya yönelik adımlar. Çünkü bu, bugüne kadar uygulanan politikadan dönüş anlamına gelir. Yani şöyle dönüş, ithalata bağımlı halden kurtulması çok önemli bence. Yani ben destekliyorum.
REEL SEKTÖRÜ KAYBETTİK
Ama bunun için de yapılması gerekenlerin gecikildiği kanaatindeyim. Dolayısıyla bugüne kadar uygulanan, mesela 2001 krizinden sonra uygulamaya konulan politika, o dönem için krizden çıkış ile ilgili önemliydi ve iyiydi. Fakat 1-2 sene sonra bu programın revize edilmesi lazımdı. Bunu yapmadılar. AKP’nin de en büyük hatası burada o oldu. Arkasından parasal bollaşmayla hazır para girişi vardı. İşte özelleştirmeler, efendim düşük faizler ve arkasından bol para girişi ekonomide refah düzeyini görünürde arttırdı ama bu arada reel sektörü kaybettik. Şimdi reel sektöre geri dönmeye çalışıyoruz bunu bir vurgulayalım.
GÜZEL GÜNLER BİTTİ
- Peki, bu hükümetin bu programı uygulayabileceğine bir ekonomist olarak inanıyor musunuz? Sizce AKP ithal ikameci, korumacı ve üretim odaklı bir ekonomik sistemi uygulayabilir mi? 
Şimdi bugüne kadar uygulanması gereken en önemli politika, dediğim gibi, üretimin ithalata bağlı yapısının kaldırılması ile olur. Bundan sonra yapılacaklarla ilgili, öyle bir temenninin ortaya konulmasını olumlu buluyorum. Fakat uygulamalara baktığımızda ve dünyadaki o parasal genişlemenin de azaldığı bir ortamda bunun çok zor olacağını, bunun realize edilebileceğini zannetmiyorum ben. Çünkü o güzel günler gitti. Şimdi artık paranın çok zor bulunduğu bir ortamda siz kalkıp da bunu uygulamaya koyduğunuzda, bir, enflasyon fırlar, zaten üretim düşer ki şimdi düşüyor. Şimdi cari açık rakamları açıklandı yeni cari açık düşüyor diye seviniyoruz ama cari açık düştükçe de büyüme düşüyor.
Kubilay Kızıldenizli


http://www.aydinlikgazete.com/mansetler/57886-eski-spk-baskani-prof-dr-dogan-cansizlar-uretimin-ithalata-bagimli-yapisini-kesmek-gerekir.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder