Kayıtlar

Vatan Yazıları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Hayır Ama Niçin?

13 Eylül sabahı Türkiye yeni bir güne uyanacak. Bu kesin! 12 Eylül 2010 günü Türkiye halkı ya 12 Eylül çocuklarının doğduğu bu günde onlara " Hayır !" diyecek ya da tarikatlara ve Amerikan emperyalizmine bu ülkemiz tam olarak teslim edilecek. Bu referandum kadar ülkemizin kaderini siyasal anlamda etkileyen hiçbir seçim olmamıştır. Eğer oylamadan "Evet " çıkarsa, 12 Eylül 1980 faşistlerinin bile cesaret edemediği yargı erkinin yürütme organınına devri  gerçekleşmiş olacak. Bu referandumda oluşacak bir "Evet" sonucu, son sekiz yıldır tahrip edilen ve neredeyse paçavraya çevrilen "Cumhuriyet" kurumlarının sonu olacaktır. "Evet" sonucu Cumhuriyet'i yıkıma uğratma çalışmalarının tamamına "kesin ve en etkili" bir ivme kazandırılmasının en son ve en büyük atağı olacaktır. "Evet " sonucu Padişahlık/ Krallık/ Monarşi sisteminin "Kuvvetler Birliği" kuralına kesin ve faşizan bir dönüşün "yasal...

Psikolojik Savaş!

3 Ekim 1922. Mudanya Ateşkes Anlaşması görüşmeleri başlar. Şimdi biz bu tarihin bir kaç hafta gerisine gidelim... 9 Eylül 1922'de TBMM Ordusu İzmir'e girer. Sırada İstanbul vardır. İstanbul ise İngilizlerin işgali altındadır. Mustafa Kemal 1. ve 2. Ordu'ya istanbul'a doğru yürüme emri verir. Amaç müttfekleri barış masasına oturmaya zorlamaktır. "Askerler tüfekler inin namluları yere bakacak şekilde"  İngiliz siperlerine doğru yürüyeceklerdir. Düşman ateş etmedikçe ateş edilmeyecektir. Ama kesinlikle de durmayacaklardır. İngilizler ateş açamazlar ve siperlerden geriye doğru çekilmeye başlarlar. İki cephede de büyük bir "sinir" savaşı başlar. Türk Ordusu savaşmak istememektedir, ama gerektiğinde savaşma kararlılıklarını düşmana göstereceklerdir. Mustafa Kemal'in 1. ve 2. Ordulara verdiği bu emir "Kurtuluş Savaşı'nın" bilinen en büyük psikolojik harp emridir . Bu "psikolojik harp" silah desteği ile yapılan belki de ilk harp...

Fırtınalı Bir Yıla Girerken..!

Geriye doğru sadece birkaç ay  için olanlara bakalım. Ergenekon Tertibi, "Açılım Tartışmaları" PKK'lıların "kahraman" olarak karşılanmaları, Habur'da  kurulan seyyar "mahkemeler", Başbakan'ın büyük patron Obama ile görüşmesi, İntihar eden askerler, Devletin kurumları arasında bugüne değin görülmemiş güven kaybı, Başbakan yardımcısına "suikast" iddiaları, Yargı kurumlarının üst düzey yöneticilerinin dinlenmesi, Başsavcı yardımcılarının kendi başsavcılarını dinletmesi... Lütfen aklınıza gelen diğer olayları siz ekleyin...! Yukarıda sıraladıklarımız sadece  "görebildiklerimiz" ve ben asıl göremediklerimizin bu fırtınanın içinde asıl rolü oynadığını ve yenilerini hazırlamakta olduklarına inanıyorum. Hiç bir yıl bir sonraki yıla bu kadar büyük sorunlar devretmedi Türkiye'de. Ve Türkiye fırtınalarla dolu bir 2010' a adımını attı bu sabah. Eğer Türkiye sadece bu fırtınayı yaratan dinamiklerle (ABD, Hükümet,Ordu) bu soruna ç...

Eğer Hizadan Çıkarsan!

Türk Ordusu hizadan çıktı! Bunu biz demiyoruz "Amerikalı generaller ve fikir kuruluşları diyor! Hizadan çıkmanın kısa tarihini aşağıda bulabilirsiniz... İlk hizadan eski Genel Kurmay Başkanı Necip Torumtay çıktı. Özal'ın Amerikan çıkarları için "Kuzey Irak'a gir!" emrini uygulamamak için istifa etti. Ardından Türk Ordusu, Sovyet ve komünizm tehdidine karşı kurulmuş ve ABD tarafından kontrgerillanın içinde örgütlendiği Özel Harp Dairesi' nin adını Özel Kuvvetler Komutanlığı olarak değiştirerek, Irak'ın Kuzey'inde ABD tarafından kurulması planlanan kukla Kürt Devleti' ne  ABD' ye ve PKK bölücü terörüne karşı yeniden örgütledi. Ve aynı operasyonla Amerika' nın faşist gladyosu Türk Ordusu içinden çıkarıldı. Türk Ordusu'nun ulus devleti koruma kararlılığı nedeniyle Amerikan tehdidine karşı pozisyon almasına ABD'nin yanıtı gecikmedi ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Eşref Bitlis' in uçağı 17 Aralık 1993'te ABD tarafından düş...

Vatan Sevgisi Hobi midir- 2-

"Vatan Sevgisi ciddi bir iştir demiştik." Şimdi kendi hayatımıza bakalım. Türkiye parçalanmanın eşiğinde, şaka değil bu. Avrupa Birliği'nin dayattığı "İkiz Sözleşmeleri" -ki buna İkiz İhanet Yasası da deniyor- bunun yasal temelidir ve imzalandığından haberiniz bile yoktur. Bu yasa iç işlerinde bağımsız yerel yönetimlerin(eyalet) yolunu açar, ana dillerinde eğitim ve kültürel haklar adı altında ulusumuzu oluşturan farklı etnik kökenli yurttaşların aklı karıştırır ve Atlantik ötesi büyük güç, büyük Türkiye lokmasını parça parça küçültüp yiyebilmek amacıyla (aynı Yugoslavya ve Irak gibi) bu yasaların geçmesi için yapması gereken bütün siyasi basıkıları yapmış ve tüm uyarılara rağmen TBMM'den geçmiş ve eski cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak yürürlüğe girmiştir.Biz ne yapıyoruz ? Hiç ! Farkında mıyız ? HAYIR! Ama vatanımızı seviyoruz(!) Önceliklerimiz maaşlarımız, otomobillerimiz, banka kredilerimiz, çocuklarımız, giysilerimiz... Peki bunlar iyi güzel de keyf...

Kahramanları İntihar Eden Bir Ulus ve Ordu Var mıdır?

Efendiler! (...) İngilizler ve yardımcıları milletimizin bağımsızlığını imhaya karar vermişlerdir.(...) Kuvveti olmayan, dolayısıyla mücadele edemeyen bir millet, mahkûm ve esir vaziyettedir.(...) Kuvvet ordudur. (...) İngilizler,(...) kumandanlarımıza ve subaylarımıza tecavüze ve taarruza başladılar. Askerlik izzetinefsini yok etmeye gayret ettiler . (...) Orduyu imha etmek için mutlaka subayı mahvetmek, aşağılamak lâzımdır.(...) Bundan sonra milleti koyun sürüsü gibi boğazlamakta engeller ve müşkülat kalmaz.(...)   Ordu ise, arkadaşlar, ancak subaylar heyeti sayesinde vücut bulunur . (...) ordunun ruhu subaylardadır . “. O halde subaylarımız, düşmanlarımız tarafından yıkılmak istenilen ordumuzu tamir edecek ve canlandıracak ve ordu ve milletimizin bağımsızlığını muhafaza edecektir.(...) Şahsi ve hususi itibariyle de subaylar, fedakârlar sınıflarının en önünde bulunmak mecburiyetindedirler. Çünkü düşmanlarımız herkesten önce onları öldürürler. Onları aşağılar ve hor görürler....

Ekümenik Patrik Ne İster ?

Resim
Bartholomeos! Fener Rum Patriği diye biliriz. Ama değil! O Ekümenik Partrik! Yani tüm dünya Ortodokslarının lideri! Patrik'in böyle resmi bir sıfatı yok, Osmanlı döneminde Osmanlı Hükümeti'ne karşı Patrik bu sıfatla sorumluymuş ama genç Türkiye Cumhuriyeti bu ünvanını almış onun.Ancak  Batı öyleeee bir bastırıyor ki, Türkiye Hükümeti yasak olmasına ve üstelik sayın Patrik açık açık bu sıfatı tüm uluslararası toplantılarda kullanıyor olmasına rağmen, soruşturma bile açamıyor! Vatikan tüm dünyada Katolikler için neyi ifade ediyorsa, Fener Rum Patrikhanesi de Ortodokslar için onu ifade ediyor ve bir tek Rusya ciddiye almıyor Patrik Hazretlerini... Biliyor çünkü emperyalistler tarafından kullanıldığını. Bu arada sayın Patrik'e Yunanistan Dışışleri Bakanlığı uluslararası gezileri için "Ekümenik Patrik" armalı uçak tahsis ediyor... Türkiye'den ise "tısss" bile yok! ***      ***    **** Türkiye'ye karşı Fener Rum Patrikhanesi ve "eküm...

İKİ EYLEM İKİ SONUÇ!

Resim
Her yerde olay... Molotof kokteylleri Yakalanan "canlı" bombalar! Dün Muş'ta gerçekleşen provakasyon, Kağıthane ve Dolapdere'de milletimizi birbirine düşürmeyi amaçlayan tertipler, Tahrip edilen dükkanlar, yakılan otobüsler, bankalar ama gerçekte tahrip edilen milletimizi bir arada tutan kardeşlik çimentomuz! Yukarıda anmaya çalıştığım ama zaten her gün ekranlarda naklen izlediğimiz ülkemizi yıkıma götüren manzaralardır. Nefesimizi tıkamaktadırlar. Türkiye'nin bu eylemlerle nefesi tıkanmaktadır... ***        ***        *** Kamu Çalışanları 25 Kasım'da bir günlük uyarı grevi yaptılar. Haydarpaşa Garı' nda görev yapan demiryolu işçilerinin grevi - ki işten atılan 16 arkadaşlarına sahip çıkmaktadırlar! Ankara'da grev yapan Tekel İşçileri - ki AKP'nin önündeki havuza şortla girip protesto eylemi yaptılar bugün. Ve Muş'tan gelen bir işçinin söylediklerinde etnik hiçbir şey yoktu ama sınıfsal taleplerini duyduk ...

On dokuz!.

Türkiye' nin yoksulluk sorunu var, Türkiye' nin eğitim sorunu var, Türkiye' nin  sağlık sorunu var Türkiye' nin dini gericilik sorunu var, Türkiye' nin  feodalizm sorunu var, Türkiye' nin yoksul köylü sorunu var, Türkiye' nin vatandaşlarının gelecek korkusu var, Türkiye' nin güvenlik sorunu var, Türkiye Ordusu' nun gerçek düşmanını analiz etme sorunu var, Türkiye' nin işçi sınıfının örgütlenme sorunu var, Fabrikalarında iş güvenliği sorunu var, Tuzla gibi tersanelerinde her ay üç-beş sigortasız, sendikasız çalıştırılıp ölen ve iskelelerinden bir fare gibi düşüp ezilen işçilerinin güvenliği sorunu var, 19 Mayıs 1919'dan itibaren Türkiye'nin çözül(e)memiş sorunları var... Ve dün 19 acı daha eklendi gazların ve yıkıntıların arasından... 19 Madenci, Ö  l  d  ü ! Kömür karası yüzlerde çakmak çakmak çakan 19 çift göz,  s  ö  n  d  ü ! Katmerleşerek birikir ölülerimiz toprağın altında, bizi yüceltmek için üzerinde yeryüzünün. Evet, 1...

Bir Bölü İki 'nin Cevabı Lütfen!

Resim
Yarım artı yarım , bir. Bir çarpı bir, bir . İki eksi bir, yine  bir . Peki bir bölü iki 'nin yanıtını bilen var mı? Diyeceksiniz ki "sıfır nokta beş" yani bir adet yarım! Eğer bu soru masum bir matematik sorusu olsaydı yanıtınız doğruydu. Ama değil! Bu soru aslında ABD tarafından, PPK marifetiyle 25 yıldır Türkiye'ye dayatılmaktadır. Matematik gibi, bilimlerin temeli olan bir bilim dalı adına üzgünüm ama, hiçbir kuvvet Türkiye'ye bu soruya  bir adet yarım  yanıtını verdirmeyi başaramayacak! Çünkü bu güzel ülkemizi asla böldürtmeyeceğiz. Çünkü hiç kimse kardeşleri birbirinden ayıramayacak! Bu tarihten sonra Türkiye'de tüm matematik denklemlerin yanıtı "BİR" dir! Soruyu tekrar edeyim.... Bir bölü iki kaç eder? BİR! Yedi şehit versek de BİR, 72 milyon şehit versek de BİR! Bu denklemin bu tarz çözümünü hala anlamayan var mı?

Batı "uygarlığı" ve İsviçre'de Cami Referandumu

Batı dedi ki Türkiye'ye, "azınlık haklarına saygı gösterin" Heybeliada Ruhban Okulu'nu açın. Akdamar Adası'ndaki Ermeni Kilisesi'ni faaliyete geçirin. Fener Rum Patrikhanesi'nin "ekümenik" sıfatını kabul edin. İşviçre dedi ki "Sözde Ermeni soykırımını tanımayanlar " bu ülkede yargılanırlanır. İşçi Partisi Genel Başkanı "peki o zaman, geliyorum ve açıklama yapacağım, sözde Ermeni soykırımı uluslararası bir yalandır" dedi. Gitti ve bu nedenle yargılandı "demokratik ülke" İsviçre'de... Bu arada "uygar Batı" dedi ki Kıbrıs'tan çık, soykırımı tanı, Heybeliada Ruhban Okulu'nu aç...Azınlık haklarını ver verebildiğin kadar... Vermezsen ve açmazsan AB'ye giremezsin! Sonra İsviçre "demokratik" bir yöntem olan referanduma giderek yeni cami yapılmasını yasakladı. "Ne zamandan beri azınlık hakları "referandumla" belirlenir oldu?" deseniz, "biz yaptık, oldu" d...

Altı Harflik Sihirli Sözcük

Şu anda Fransız yazar Alain Bosqut’ le görüşmeler alt başlığıyla “Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor” isimli bir kitap okuyorum. Tamamı yüz seksen sekiz sayfa ve şu ana 173. sayfasındayım. Dün başladım, birazdan bitecek. Avrupalı yazarların çoğu gibi “sanat sanat için yapılır” anlayışının günümüz dünyasına evrilmiş bir hali olan, ” ben mesaj verme kaygısı içermem, insanlar kendi düşsel dünyalarını benimkilerle özdeşleştirirse, bu bana yeter” diyor Bosquet. Hatta zaman, zaman kibar "Avrupalı” diliyle sorularının içinde Yaşar Kemal’ i bazı fikirlere “angaje” olmakla eleştiriyor. Ben bu yazarı tanımam, maalesef herhangi bir kitabını da okumuş değilim. Ama Balkan kökenli ve Fransız edebiyatında iyi bir yere sahip, iyi bir söz ustası olduğunu biliyorum. Zaten yapmaya çalışacağım şey yazarlığını eleştirmek değil ve sadece bu konudaki görüşleri hakkındaki fikirlerimi söylemekle sınırlı. Yaşar Kemal ise Bosquet’ in tersine bundan gurur duyarak “sosyalist” fikirlere “angaje” olmuş bir yazar ola...

YENİ BÖLÜNMÜŞ HUPRİLBİF-K DEVLETİ veya The New Separated States of Huprilbif-K"

DTP Şırnak Milletvekili Hasip Kaplan "Etnik Sayım Yapılsın, bu müthiş sonuçlar sağlar!" dedi. Ve ekledi "Kim ne kadarsa çıksın ortaya!" Bu arada, Tunceli’nin adının `Dersim’, Diyarbakır’ın “Amed”, Şanlıurfa’nın “Rıha”, Batman’ın ise “Elih” olarak değişsin önerilerini de, diğer DTP milletvekilleri Şanlıurfaya gelerek yaptılar. Ben de İzmir'in Smyrna'ya, İstanbul'un Konstantinopolis'e, Ankara'nın Ankcyra, Engürü veya Engüriye'ye (artık hangisini beğenirseniz!), Adana'nın Adanus'a, Aydın'ın Tralles'e.... Suriye Kralı ikinci Antiokos tarafından kurulan ve karısının ismini verdiği Denizli' nin adının Laodikea'ya dönüştürülmesi ve bütün Türk ismini çağrıştıran diğer şehir isimlerinin de tarihsel köklerine kadar inilmesini ve bu adların konulmasını öneriyorum. Hurriler döneminde başkent olan Van'ın , o dönemdeki adı Tuşba'ya dönüştürülmesi ise ayrıca önemlidir.Ne de olsa Tuşba başkent adıydı, Cumhuriy...

Tik-Tak, Tik-Tak, Tik-Tak..!

Resim
Cumhuriyet Bayramımız Kutlu mu olsun! Aşına aşına artık ne kadarı kaldıysa! Zamanın "Tik Tak" ları Cumhuriyet'e son darbeyi vurmak için işletiliyor! Tik-Tak, Tik-Tak, Tik-Tak... 12 Eylül, 12 Mart, 22 Temmuz.... Zorunlu din dersi eğitimi, Said-i Nursi, Fettullah Güven... Başbakanlık ve Çankaya'da Türban! Silahlı Kuvvetlere tezgah, cadı kazanı, Ergenekon safsatası. Tik-Tak, Tik-Tak, Tik-Tak... Cumhuriyet'in cenaze törenine doğru işliyor "Tik Tak" lar... Evlere kapanılmış ağlanıyor, Facebook'a asılıyor bayraklar...Cumhuriyet böyle mi savunuluyor? ABD kuklası vatan hainleri şölenlerle karşılanıyor! Gaziler ve Şehit Anaları madalyaları yerlere çarpıyor! Cumhuriyet'imizin yıkılışı böyle mi oluyor? Tik-Tak, Tik-Tak, Tik-Tak..! Hiç kimsenin Cumhuriyet Bayramı'nı kutlayamıyorum. Çünkü kutlayabilmek için bunu "haketmemiz gerekiyor" diye düşünüyorum. Örgütlenmiş bir yıkıcılığa karşı, dileklerin bir işe yaramadığını öğrenmemiz gerekiyor artık ...

Gelenler Kimler?

Resim
"ABD VE BATI'NIN KUKLALARI " Kimler geldi dün Habur Sınır Kapısı'ndan ülkemize, valisi, savcısı 50-60 bin kişilik halk kitlesiyle karşılananlar kimlerdi? Dün Star TV Ana Haber'de, Uğur Dündar'ın deyişiyle " Kandil'e mantar toplamaya gidenler mi gelmişlerdi?" Dün 34 " masum vatandaş" özgürlüklerine kavuşmak amacıyla esir oldukları bir düşman ülke topraklarından kaçarak mı gelmişlerdi ülkelerine... Yoksa yıllardır düşmanlık güttükleri bir ülkenin toprağına mı geri dönmüşlerdi? Gelenler kimlerdi, karşılayanlar kim? Sözü uzatmaya gerek yok! Kaba bir "milliyetçi" tavrıyla da yazmıyorum bu yazıyı. Çünkü değilim. Ama bir sosyalist olarak, gördüğüm manzara karşısında damarlarımda akan kanımın donduğunu hissetmedim dersem yalan olur. Her televizyon istasyonu canlı yayın ekipleriyle oradaydılar ve tüm ülkeye "zafer" kazanmış asker havasıyla gelen hainlerin görüntülerini ve onlar için hazırlanmış karşılama şenliğini yayıyorla...

İstanbul'da 30 Ağustos 2009'da Sabah Kahvaltısı

Resim
Arhavelili İsmail hem de takasıyla beraber, Kartallı Kazım, Ve İstanbullu Şoför Ahmet , 3 numrolu kamyoneti de dahil! Sonra Nurettin Eşfak, Ve İzmirli Ali Onbaşı, Ve daha onyedisinde gönüllü yazılan Konyalı Ali Özer, Sonra sonra, Adanalı Ahmet Oğlu Şerafettin, Nene Hatun da elbette , Ve Kahramanmaraşlı Sütçü İmam, Sonra Kambur Kerim; kamburu savaştan kalmadır. Sonra Allahuekber Dağları'nın şehitleri, Arkadaşlarının yerine nöbete kalkan Deli Erzurumlu, Ve Antepli Karayılan, Adanalı Çete Reisleri, Ve Halil İbrahim Çavuş, Ve Yörük Ali, Ve Çiğiltepe'yi vaktinde alamadığı için intihar eden Albay Reşat, Ve şarapneller ve 98956 tüfek ve onları tutan Mehmetler... Bugün sabah kahvaltımızda konuktunuz. Ve torununuz Mehmet'le kahvaltı yaptınız. Hoş geldiniz, sefalar getirdiniz! Bize bağımsızlığımız için ödenen bedeli anımsattınız! Canlarınız bizim içimizdedir, bizim oldunuz! Her 30 Ağustos'ta yine bekleriz... Yine bekleriz Yine... .....

"KURT KARTI"

Biliyorsunuz son günlerin gündemi "Kürt Açılımı" Aslında buna Türkiye'nin açılması da diyebilirsiniz. Yok yok! Türkiye'nin Yarılması galiba daha iyi olacak! Meselenin bir kaç demokratik hak tanınması olmadığını biliyor musunuz? Aklı başında her ortalama Türk yurttaşı biliyor ki, Amerika'nın Irak'tan çekilmesinden sonra oradaki Amerikan çıkarlarının korunması için büyük bir gücün kalması gerekiyor. Bu güç maalesef Türkiye olacak! Amerika adına artık oralarda kan dökeceğiz. Mehmetçiğin kanının değeri budur," Pazarlık Kanı!" Karşılığında da Türkiye'ye ödül olarak, PKK'nın sözde tasfiye edilmesi gelecek! Bu yüzyılın başında İngilizler tarafından oynanan "Kürt Kartı", son 25 yıldır Amerika tarafından yeniden keşfedildi. Ve bu keşfin sonunda Türküyle Kürdüyle 60.000'den fazla insanımızın kanı aktı. Kendi yuttaşlarımızla barışmak için, yabancı bir ülkeyle pazarlık yapan bir ülke haline geldik. Ne acı! Bizim yurttaşlarımızın kartı y...

Aaaaaah Kardelenler aaaaahhhh!

Resim
Türkan Saylan'ın veda törenine gittim. Bekledim Teşviki'ye Camii'nin girişinde bir saat kadar onun gelmesini. Onu karşılayan "ordunun" içindeydim. Hayatım boyunca bir çok törene, mitinge ve yürüyüşe katıldım ben. Daha 16 yaşında "Amerikan "U2 Uçaklarına ve Rusya'ya teslimiyete Hayır" yürüyüşüne katıldım. Tarsus'tan Mersin'e tam 30 km yürüdüm. 1 Mayıs miting ve yürüyüşleri, öldürülen arkadaşlarımın törenleri, üniversitede öğrenci derneğinin başkanıyken düzenlediğimiz yürüyüşler ve elbette 2006 yılındaki İstanbul'da düzenlenen Çağlayan'daki Cumhuriyet mitingi... Ben gençlik dönemlerimden farklı olarak, son derece kararlı, sakin ve vakur katılımcılar görüyorum bu toplantı ve gösterilerde. Gençlik dönemimdeki mitinglerden en önemli ayrım işte budur, Üstelik heyecan ve adanmışlık hiç eksik değil. Üstelik pırıl pırıl genç kızlar, yaşlılar, orta yaşlılar, çocuklar var artık mitinglerde annelerinin ellerinden tutan. Bugün " Musta...

Mavi Gözlü Dev Anadolu'ya Çıktı!

Resim
"Mavi Gözlü Dev" Samsun'a çıktı 19 Mayıs 1919'da... Vatan, bayrak ve namusumuz,vatan, bayrak ve bebelerimiz, annelerimiz, kız kardeşlerimiz ve bizler için! Şimdi artık sadece Samsun'a çıkma zamanı değildir ... Şimdi 81 şehrimize çıkma vaktidir. Bizi parçalamak isteyenlere inat... Bizi birbirimize kırdırmaya çalışanların gözlerine hınçla bakıp bağırarak: "Türk Kürt kardeştir, Türk Kürt Kardeştir, Türk Kürt Kardeştir!" Aynı kandan ve kutsal Anadolu annemizin memelerinden besleniyoruz biz! Dicle ve Fırat gibi kardeşçe akıp "Şattül Arap" nehrini oluşturur gibi tek bir ulusuz biz! Yeniden Samsun'a çıkma vakti değil, bugün seksen bir şehre birlikte çıkmanın vaktidir. Hadi, hadi, hadi... Anadolu'ya çıkmanın zamanıdır şimdi! Ne duruyoruz hala!

23 Nisan

Resim
"Ulusal Egemenlik, Son on yıldır, "milli egemenlik kavramı demode oldu, aslolan küreselleşmedir" deniyor. Halt ediyorlar! Bunu bir kukla gibi yönetilen yazarlara söyletenler, kendi ulusal güvenliklerini güçlendirmekle meşguller. Bakın ABD ve AB'ye ve İngiltere'ye bunu görebilirsiniz kolaylıkla. Ülkemizin güvenliğinden önce, küresel güçlerin eğemenliğidir söz konusu olan bu beyler için. Türkiye'ye verilen görev ise "Batı'nın güvenliği için askerilerini feda etmek, canını feda etmek." Yağma yok beyler! Bugün 23 Nisan.. "Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı" Egemenliğimizin simgesi balkonumuzda asılı... Kırmızı-Beyaz duvaklı bir gelin gibi bayrağımız. Hep asılı kalacak ve dalgalanacak bu güzel ülkemin gönderinde... Kaleler yıkılırsa, burçlarından alınacak yere düşmeden! Gönderler devrilirse ağaçlara asılacak! Son ağaç, son asker, son millet ferdi ölene dek dalgalanacak ülkemin rüzgarlarıyla "O"... Küresel egemenlik ve güvenlikmiş....