Kayıtlar

Kavram Yazıları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Vatan Sevgisi Hobi midir- 2-

"Vatan Sevgisi ciddi bir iştir demiştik." Şimdi kendi hayatımıza bakalım. Türkiye parçalanmanın eşiğinde, şaka değil bu. Avrupa Birliği'nin dayattığı "İkiz Sözleşmeleri" -ki buna İkiz İhanet Yasası da deniyor- bunun yasal temelidir ve imzalandığından haberiniz bile yoktur. Bu yasa iç işlerinde bağımsız yerel yönetimlerin(eyalet) yolunu açar, ana dillerinde eğitim ve kültürel haklar adı altında ulusumuzu oluşturan farklı etnik kökenli yurttaşların aklı karıştırır ve Atlantik ötesi büyük güç, büyük Türkiye lokmasını parça parça küçültüp yiyebilmek amacıyla (aynı Yugoslavya ve Irak gibi) bu yasaların geçmesi için yapması gereken bütün siyasi basıkıları yapmış ve tüm uyarılara rağmen TBMM'den geçmiş ve eski cumhurbaşkanı tarafından imzalanarak yürürlüğe girmiştir.Biz ne yapıyoruz ? Hiç ! Farkında mıyız ? HAYIR! Ama vatanımızı seviyoruz(!) Önceliklerimiz maaşlarımız, otomobillerimiz, banka kredilerimiz, çocuklarımız, giysilerimiz... Peki bunlar iyi güzel de keyf...

Altı Harflik Sihirli Sözcük

Şu anda Fransız yazar Alain Bosqut’ le görüşmeler alt başlığıyla “Yaşar Kemal Kendini Anlatıyor” isimli bir kitap okuyorum. Tamamı yüz seksen sekiz sayfa ve şu ana 173. sayfasındayım. Dün başladım, birazdan bitecek. Avrupalı yazarların çoğu gibi “sanat sanat için yapılır” anlayışının günümüz dünyasına evrilmiş bir hali olan, ” ben mesaj verme kaygısı içermem, insanlar kendi düşsel dünyalarını benimkilerle özdeşleştirirse, bu bana yeter” diyor Bosquet. Hatta zaman, zaman kibar "Avrupalı” diliyle sorularının içinde Yaşar Kemal’ i bazı fikirlere “angaje” olmakla eleştiriyor. Ben bu yazarı tanımam, maalesef herhangi bir kitabını da okumuş değilim. Ama Balkan kökenli ve Fransız edebiyatında iyi bir yere sahip, iyi bir söz ustası olduğunu biliyorum. Zaten yapmaya çalışacağım şey yazarlığını eleştirmek değil ve sadece bu konudaki görüşleri hakkındaki fikirlerimi söylemekle sınırlı. Yaşar Kemal ise Bosquet’ in tersine bundan gurur duyarak “sosyalist” fikirlere “angaje” olmuş bir yazar ola...

Şehitler Ağacı

Resim
Ankara, Kızılcahamam... Kurumuş bir ulu Sedir Ağacı ve 6500 Mehmet'in künyesi. İpleri ABD'nin elinde olanlar tarafından şehit edilenlerin anıtı! İnsanın bu anıt ağacın karşısında oturup rüzgarda şıkırtılar içinde sallanan künyelerin sesini dinleyesi geliyor. Nereden, kimlerden haberler getirirsiniz çelik künyeler? Dün gece haberlerde izlerken, Sedir Ağacı'nın altı bin beş yüz Mehmet'in canıyla canlandığını sandım . Nazım Hikmet "Ben bir ceviz ağacıyım Gülhane Parkı'nda" der. Ben de artık bir Sedir Ağacı'yım şimdi... Şehitler Ağacı! Şehitler Ağacı! Şehitler Ağacı! Meyve verme artık Şehitler Ağacı! Canııım Ağaç! Ağaç! Şehitler! !

İnsan Neyle Yaşar?

Ne ile yaşar insan? Biliyor muyuz gerçekten ne ile yaşadığımızı... Bu konuyla ilgili uzun süredir yazmak istiyordum ve sonunda bu isteğimin yaşama geçmesini üç olay tetikledi. İkisini söyleyeceğim ama üçüncüsünü söyleyemem. 11.Uluslararası İstanbul Bienali'inin bu yılki sloganı, Bertolth Brecht'in ünlü "Üç Kuruşluk Operasın'daki "İnsan Neyle Yaşar " adlı şarkının adı olarak belirlenmiş.. İyi de yapmışlar. Üç Kuruşluk Opera, 20.Yüzyılın en önemli Marksist şairlerinden biri olan Brecht 'in ciddi bir kapitalizm eleştirisidir ve dünya çapında da ün kazanmıştır. İkincisi tetikleyici neden ise dün bir arkadaşımı ziyarete gittiğimde, apartman blokları içinde 4. katta yaşayan 7-8 yaşlarındaki bir oğlan çocuğunun açık pencereden dışarıdaki insanları izlediğini izledim uzun uzun... Güzel bir apartmanın içinden, insanlarla dolu bir sokağı izliyordu. Düşündüm, " bu çocuk ne ile yaşar?" Muhtemelen elektronik cihazlarla dolu bir evde ve benim çocukluğumda ha...

Mülkiyetin Değersizleştirilmesi

Mülkiyetin tanimi bir esya sahibine o esyayi kullanma, esyadan yararlanma ve tasarruf etme yetkilerini veren haktir. Kavram olarak dusundugumuzde ise, mulkiyetin, insanligin "burasi artik benim" demesiyle basladigina inanabiliriz . Mulkiyetin "el" değiştirmesi ise sistemin akışını belirlemektedir. Örneğin "paranın" kullanımından önce ürünler, ürünlerle el değiştirirdi. Buna "trampa" usulü denirdi. Bir kilo elmayı, 1,5 kilo çilekle değiştirmek gibi. Aslında mülkiyetin şimdiki değeri , onun "değersiz" olduğu zamanlardan geliyor. Yani mülkiyet herkesin ortak kullanımındayken "en değersiz" halindeymiş! Neden peki? Çünkü herkesin sahip olduğu "şey", en değersiz şeydir sisteme göre ve herşey alınıp satıldığında değerlenir! Ne tuhaf değil mi? Aslında herkesin olan "şey" en değerli "şey" değil midir? Hep düşünmüşümdür "maddeye atfedilen değer nereden gelir" diye. Maddeye atfedilen ...

ÖNCELİKLERİN İÇİNDE OLMAK VEYA OLMAMAK

Resim
“Öncelikler” Öncelikler insan yaşamını belirler. Bazen ajandanıza bazı “maddeleri” siz almazsınız. Bazen de "siz bir madde” olarak başkasının ajandasına giremezsiniz. Seçen ve seçilen olarak hızla yer değiştiren bir dünyada yaşıyoruz. Bu “seçinim ve öncelikler” yasasıdır aynı zamanda. Ve böyle bir yasaya karşı durmak, ayak diretmek pek olanaklı değildir. Rüzgara karşı mı duruyoruz acaba? Ama geldiği coğrafyanın kokularını üzerinize salmayacağı bir rüzgarın… İçeriğini korur, vermez. Olmadığından değildir ha! Vermek ister ama vermez; tavrını deneyimleri belirler. Kaynar sütün tecrübesini unutmaz ya da unutmak istemez. Oysa yoğurt, " yoğurta göre tüm çekiciliğiyle" onun karşısındadır ama... Belki de yoğurdunuzun sütü kalitesizdir veya mayasında bir sorun vardır üstelik çilingiri de alüminyumdandır, kim bilir? Rüzgarın öncelikleri vardır ve bu öncelikleri atmosferin yasaları belirler ayrıca. Sert jilet gibi dağların kestiği ve oluşturduğu bir rüzgardır ve çekiciliği de b...

Adi adimla yuruyen adil adamlar...

Askere gitmek hiç istemedim. Ama okulu bitirir bitirmez erken başlama dilekçesi verip gitmeme engel değildi bu elbette… Üstelik askerliğimi “Narlıdere’ de yaptım. Çünkü bunu planladım. Sadece Ulaştırma ve İstihkam sınıflarını tercih ettim doldurduğum formlarda ve bu sınıfların okulları sadece İzmir’ deydiler :-) Önce Narlıdere’ de bir berbere gittim ve saçlarımı üç numara kestirdim. Saçım başım asker olmuştu ama ben daha hala Kubilay’dım. Bir de walkman’ imi, kasetlerimi ve kitaplarımı yanıma aldım. Sanki tatile gidiyordum da! Ama nizamiyedeki askerler hemen onları "emanete adılar" ve ben bu işin tatil olamayacağını işte o zaman anladım ! Tugay'ın duvarının öte yanındaki Urla- Çeşme yolu; bizim eskiden "fink attığımız" yerlerdi ama şimdi oraları tanıyamıyordum bile. O yol o kadar, o kadar, o kadar uzaktaydı ve öteki dünyaydı ki... Kocaman bir Tugay, her yer birbirine benzer :-) tuvalete giderken kıdemli bir er götürür kaybolmayalım diye… Biz 25 olmuşuz ama herke...

Bir paylasim...

Resim
Sizinle çok beğendiğim bir yazıyı paylaşmak istiyorum. Bir Oscar ödülü' nün "Makro Ekonomik" açıdan düşündürdüklerini göreceksiniz. Başarıların tesadüf olamayacağını... Lütfen bu yazıyı iyi okuyup üzerinde düşünün, düşünün ki, ben de bloğuma koyma hedefime ve yazarı olan değerli arkadaşım hedefine ulaşsın. " O" yani Gülteinen Enkelini benim kanımdan aynı zamanda. Sadece ortak düşünceler dünyasında değil, genetik olarak da... " Aaaanddd the Oscar goes toooooooo...." Dogu, sanatta da atagini yapti. Bilimde de yapiyor, daha da yapacak... Global kriz, "buyuk depresyon" hatta bazi soylemlere gore daha da agir gibi ortaya cikmis olsa da tarihi bir surece sahit olmaktayiz biz su anda. Kanimca bu donem SSCBnin cokusunden cok daha derin bir imza atacak dunya tarihine, cunku bu donem DOGU ile BATI nin keskin hatlarla birbirinden ayrildigi ve Orta dogu ile Uzak dogunun guclendigi surecine girdigimizin bir isareti. Ekonomik krizle harmanlanan bu yeni do...

Zaman

Resim
Zaman ile ilgili bildiğim en önemli şey; zamanın oldukca serseri hatta "fütursuz" olmasıdır. İnsan, dünyanın güneşle dansını zamanlaştırdı oysa bundan ne güneşin, ne dünyanın haberi vardı; ama ne gam !!! İnsanoğlu zamanı tanımlamaya sanırım 7-8 bin yıl önce başladı… Ay Takvimi Güneş Takvimi Rumi Takvim Miladi Takvim… İnanmadım, inanamadım kategorilerin hiç birine. Bunu için geçerli nedenlerim ve cevaplarım vardı: Örneğin, Zaman, “ne zaman” başladı? “Ne zaman” bitecek? Ben o evimin damında yatarken sivrisinekler beni yemesin diye yatagımın üstüne anam tarafindan egreti tutuşturulmuş şu cibinlik aslinda beni sivrilerden degil de "zaman"dan mı koruyor idi? Niye? Sivriler yer yemez beni, bir sonraki zamana engel olsun veya olmasın diye miydi o incecik tül? O incecik tülü hayatım boyunca örtünebilecek miydim? Bu benim "zamanımın korunma süreci" denemesi miydi? Zaman neleri gördü ve neleri görecek idi… Zaman başladığında Tanrı vardı ise, Tanrı “ne zaman” başladı...

"Vicdan üzerine"

“ VİCDAN” Şu yukarıya gördüğünüz altı harfin dizilimi hepimizin zihninde hep aynı güzel imgeyi canlandırıyor eminim. Yufka bir yüreğiniz olduğunu hissediyorsunuzdur, mutluluk değildir hissettiğiniz ama hayata ve insanlara sorumluluğunuzu hatırlatıyor olmalı. “Vicdan” ve “Vicdansızlık” kavramının iç içe geçtiği bir dönemde yaşıyoruz. Her kavramın erozyona uğradığı ve insanlığın en aşağılık sürecinin hüküm sürdüğü bu dönemde Vicdan “kavramının” bu erozyondan kurtulması mümkün müdür? Vicdan bireysel olarak bakıldığında insan davranışlarını ayırt eden bir turnusol kağıdı işlevi görür. Davranışlarınız tutarlılığını ve kendi vicdanınızın hüküm sürdüğü -”geçerli” olduğu- alanın sınırlarını işte bu turnusol kağıdı size gösterir. Vicdanınızın tutarlığı davranışlarınıza yansır. Vicdanın nimetlerini hak eden ve hak etmeyenler var mıdır? Kendi çocuğunuz haksızlığa uğradığında hissettiğiniz “vicdan” sızısının aynısını, aynı haksızlığa başkası uğradığında duyumsuyor musunuz? Vicdanınızın bir limiti ...

"Vefa Üzerine"

Amımsadıkça hala gözlerim dolar. Henüz ilkokula dahi gitmiyordum. Köpeğimiz Kont belediye tarafından zehirli kıymayla zehirlenmişti. Kucağıma aldım ama sığmaz ! Kalbi bugün bile hala kucağımda atar; takatsiz ve yalvaran gözlerle bakmaktadır ama yapacak hiçbir şey kalmamıştır. Ben ağlarım, ağlar annem ve eve döndüğünde babam... Ben işte kucağımda çaresizce çırpınan o köpeğin de ait olduğu canlıların soyundan geliyorum. Vefayı ben onlardan öğrendim. Köpeklerin vefayı ne kadar derinden hissettikleri bilinir. Hatta ölümü göze aldıkları da. Tük Dil Kurumu sözlüğünde vefa "Sevgiyi sürdürme, sevgi bağlılığı" olarak tanımlanıyor. Vefa sadece insanlar arasında yoktur. Vefa kendine, içlerinde sevgiyi yaratan tüm canlılar arasında yer bulur. Sevgiyi sürdürme ve sevgi bağlığı için ölümü göze almak ancak şövalyelere yakışır ama işte kapınızın önündeki köpekler birçok şövalyeden daha güçlü hisseder vefayı. Ölür sizin için. Vefanın ait olduğu sevgi salt sevgidir. Özelleşmemiştir. Geneldi...

Mülkiyet Üzerine

Mülkiyetçilik Gılgamış Destanı’nda okumuştum. Bu destandaki adı Utnapiştim olan Nuh Peygamber her canlıdan gemisine birer çift alarak türlerin devamlılığını sağlamak ister. Tufan gelmektedir acelesi vardır ama sıra “insan çiftine"geldiğinde onlara şu emri verir: “Mülkiyeti Terk Et !” Zaten mülkiyet suyun altında kalacaktır, zaten yanlarına hiçbir şey alamayacaklardır ama Nuh mülkiyet "hırsını", "kavramını" yeni dünyaya taşımak istemez. Bunu yeni dünya için en önemli tehdit olarak görür. Nuh Peygamber,o çiftten aldığı yanıttan emin olup hata yapmış olmalı .İnsanlığın o hala "mülkiyet bağımlılarının temsilcilerini" gemisine almış ve işte biz de onların devamı olarak yeryüzündeyiz. Hem de mülkiyetçiliğimizle birlikte. Mülkiyet hırsının peygamberleri bile kandırdığını öğrenmiş oluyoruz böylece. İçinde yaşadığımız sistem, mülkiyetin varlığı nedeniyle devam edebilmektedir. Muhtemelen Nuh’un yaşadığı dönemde de sistem mülkiyet üzerine kuruluydu ve sahip ol...

Yazı Üzerine Bir Deneme

Resim
“Yazı” Evet evet bu "yazının" başlığı sadece "yazı".. Bana göre yazı ile biz fanilerin tek taraflı bir ilişkisi var. Biz varetttik onu ama o yönetir bizi.Yani gidici olanla kalıcı olan arasındaki adil olmayan bir ilişki. Ben bu ilişkinin ne kadar çok boyutlu olduğunu size anlatacak değilim. Çünkü zaten o kadar "derin" değilim ve zaten bilsem de söyleyemem. Ama belki ilginizi çeker diye bendeki iz düşümünü size aktarayım. Benim yazıyla tanışıklığım hepimizin de olduğu gibi "öğrenmekle" başladı. Benim dönemimde okula başlama yaşı 7 olmasına rağmen anneme "posta" koydum, boyum posumda uygun bulunduğundan Necatibey İlkokulunun sevgili müdürü beni 6 yaşında kabul etti. Kabul etti etmesine ama "algılama, kavrama, öğrenme " zinciri sadece "algılama" düzeyinde kaldığı için o muhteşem "kırmızı kurdelenin" sınıfın en sonunda takılan embesillerinden biri oldum. Ama hala o kutsal kurdele takma töreni sonrasında bile ta...

TÜRK TÜTÜNÜ

Türk Tütünü'nden Dersler Siz hiç kıraç arazide yürüyen bir katır gördünüz mü? İşte bir katır uzun yeleli gösterişli atlar arasında nasıl görünüyorsa, evet evet işte Türk Tütünü böyle görünür tütün familyası içinde. Akrabası olan diğer tütünler iri yapraklı, parlak ve uzundurlar ama o değildir... Güçlüdür ama gösterişsiz,küçücük yapraklıdır ama aromaca zengindir.Onun zenginliği içinde gizlidir. "Görünüş ilk sözü söyler, içerik son sözü"nün kanıtıdır adeta. Türk Tütünü'nü eğemezsiniz,kırılılır ! Evet aynı kendini yetiştiren bu ulusun genlerini almış gibidir. Üniversitede değerli Ayhan Hocamız bize bu tütünü anlatırken dedim ki hayretle "Ne kadar da bize benziyor bu tütün !" Eğer onu derin,tınlı ve verimli topraklara dikerseniz sizin yüzünüze gülmez; aromasını bozar. Eğer onu bir buğday gibi sularsanız ona çook büyük kötülük yapmış olursunuz. İnsanlığın yerleşik yaşama kök saldığı günden beri tarım alanında kazandığı birikimlerini eğer Türk Tütünü üzerinde uygu...

TEKNOLOJİ İYİ AMA KİM İÇİN

“Teknoloji İyi Ama Niçin” Çok sevdiğim bir arkadaşım bana geçenlerde iletişim ve bilişim teknolojilerindeki baş döndürücü gelişmeleri anlatan "BUNLARI BİLİYOR MUYDUNUZ" adlı bir sunum gönderdi. Bu satırların yazarı ilk kez bilgisayar klavyesine parmaklarını, onu bozacağı korkusuyla dokundurduğunda 32 yaşında olduğu için, önce bu dosyayı açamadı. Çünkü gerekli proğramı silmişti geçenlerde “amaaan bee nasıl olsa kullanmıyorum, yer kaplamasın bilgisayarda” diyerek ve açmayı başardığında daha iyi anlamak için ingilizce hazırlanan bu sunumu tek tek not aldı ve hayrete düştü… Bakın size aktarayım; • Amerika’da evlenen çiftlerin sekizde biri sadece bir yıl önce internette tanışmışlar, • Hindistan nüfusunun %25’inin yüksek IQ’ lu olduğunu ve bu rakamın toplam ABD nüfusundan fazla olduğunu, • Pek yakında Çin’in İngilizce konuşulan ülkeler arasında 1 numara olacağını, • 2010 yılında tercih edilecek ilk 10 işin 2004’te bile varolmadığını, • Şu anda okullarda eğitilen çocukların henüz va...