Kayıtlar

Aile Yazıları etiketine sahip yayınlar gösteriliyor

Mehmet Kızıldenizli

Resim
Yok artık yazmam lazım... Benim oğlum Mehmet artık yazılmayı hakediyor! Size üç diyalog yazacağım ve yorumsuz olacak. Yaz dönemi boyunca daha az playstation oynasın diye eşim Nesrin, Mehmet'e bazı kurallar koyar ve der ki "Mehmet her sabah uyandığında kahvaltı yapacaksın ve ardından da benim seçtiğim üç çizgi filmini seyrettikten sonra sana plarstation oynama izni vereceğim". Bu zorunlu anlaşma bir süre devam eder. Bir sabah henüz 6 yaşında olan Mehmet uyanır ve der ki ; "Anne sana bir şey söyleyebilir miyim? "Söyle Mehmet" "Ben bu gece rüyamda üç çizgi film seyrettim, kahvaltı yapar yapmaz artık playstation oynayabilir miyim?" Eeee çizgi film kotasını rüyasında tamamlamış adam.... *** Mehmet bu hafta okula başladı. Çok sevinçliyiz elbette. iki gün önce ne görelim alnında bir çizik ve kulağının içinde de kurumuş bir kan lekesi var. "Nesrin dedi ki "ne oldu Mehmet?" "Arkadaşlar kavga ediyorlardı, onları ayırırken oldu anne!...

Anamın Çeyiz Sandığı.....

Resim
Benim babam ilginç bir adamdı. Öyle çoook özelliğinden dolayı değil, pratik zekasından dolayı. İlginç bir hikaye anlatayım size... Babam marangozdu ve üstelik iyi de bir marangozdu. Hani denir ya "çivi ondan korkmaz ama saygı duyar hünerli ellere" ve babam tek bir çiviyi bile eğmeden çakardı çiviyi, çivinin girebildiği her türlü zemine. Babam ilk nişanlısı için bir çeyiz sandığı yapar. Hanımın adı da Ayşe'dir. Ve yanda gördüğünüz sandığı yapar; ceviz ağacındandır ve ceviz parçaları çiviyle değil, birbirine geçmeli şekilde köşelerden tutturulmuştur birbirine... Bu açıdan benzersizdir günümüz işçiliği açısından. Neyse adı Zekeriya olan babam nişanlısı Ayşe için sandığı yapar ve ortasına da Z.A harflerini işler... Gel zaman git zaman anlaşamazlar ve nişan bozulur, Ayşe Hanım da sandığı iade eder... Aradan zaman geçer, yirmi sekiz yaşındaki babam on beş yaşındaki annem Sabiha Hanımla evlenir ve tabi ki adettendir, çeyiz sandığı gönderilecek kız evine. Ve hoooop aynı sandık ...

Vedalaşma Zamanı

Allah'a Ismarladık Baba! 25 ağustos 1995'te sabah saatlerinde seni kaybettik ya baba, üzerinden tam 14 yıl geçmiş. Sana sorsam dersin ki şimdi "amaaaaan, ben öldükten sonra ne önemi var zamanın!" Haklısın. Zaman senin için o an durdu; ama bize de hak ver, "zamanın içinden hala geçip gitmekteyiz ve bir hayli de sürsün bu durum" demekteyiz. Dün düşündüm, sadece bir kaç kez gördüm seni rüyamda bu 14 yıl içinde ve hiç biri de gerçekçi değildi. Zaten nasıl gerçek gibi olabilirdi, değil mi ama? Sen kanlı canlı, bağırıp çağıran, çalışkan ve seven bir babaydın. Benim babamdın. 1985 yılında, ben senden habersiz öğrenci derneği başkanlığı yaparken "senin oğlun terörist olmuş" lafını duyduğunda 70 yaşına merdiven dayamışken, telaşla ve korkuyla taaa Adana'dan kalkıp İzmir'e yanıma gelmeni anımsıyorum. Hatta evdeki kitaplarımı görme diye "baba arkadaşlar evi bir toplasınlar sen ev sahibim Ali Amcayla bir sohbet et" dediğimde anla...

Ana Evinde Uyanmak

Resim
İlk önce kuşlar uyanır. Ama önce Yusufçuk Kuşu'nun sesini duyarsınız anamın evinde. Şöyledir melodisi ; "guguuuk-guk , guguuuk-guk "Yusuuuf-çuk, Yusuuuf-çuk. Bilmeyenlere söyleyeyim; kumrudur bu... Tabii başlar hep bir ağızdan kırlangıçlar, serçeler, tepeliler koro halinde sabahın ilk ışıklarıyla beraber şarkılarına. Ama Karga sesi yoktur istanbul'dan farklı olarak ve ben özlerim o sesi Adana'da, ana evinde. Hiç gözlerimi açmam, zaman zaman dalarım uykuya, uyanırım zaman zaman ve bu gün ışımasından sabah sekize kadar sürer. Çünkü bizim ailemizin özgün adıyla bildiği Hatçe'nin Salatası'na konan taze nane kokusunun evimize yayılma saatidir bu. Yusufçuk ve diğer kuşların seslerine başka ses de karışır ana evinde. Önce sessizce okunan bir Kuran'dır. Annemin anaç ses tonunun içindeki muhteşem bir tınıdır bu! Ben uyuyormuş gibi yaparım ama gözlerim kıpır kıpır, dinlerim bu sesi. Ardından evimize bir kahve kokusu yayılır; anlarım dua seansı bitmiş ve yaşam ba...

Kuş Bakıcısı

Resim
Yanda altı yaşındaki oğlumun hazırlık F sınıfı bilgisayar dersindeki "kartvizit çalışmasını" görüyorsunuz. Oğlum mehmet "Kuş Bakıcısı" olacakmış!!! Biz de yeni öğrendik ha! Allah korusun Alcatraz Kuşçusu" gibi değil elbette. Bizim evde Maviş adını verdiğimiz bir muhabbet kuşumuz var. Mehmet her sabah uyandığında önce onun yanına gider ve "günaydın kuşum!" der. Akşam okuldan geldiğinde ise ilk işi Maviş'in olduğu yere gitmek ve "iyi akşamlar kuşuuum" demektir. Ve ekler Mehmet "ben kuşuma zamanı öğretiyorum!" Babası da malumunuz en iyi arkadaşını Karga'dan seçer. Şahap karga yakın arkadaşımdır. Ve oğlum Mehmet henüz altı yaşındayken "ne doktor, ne asker, ne mühendis" olmak istiyor. O, Kuş Bakıcısı olacak..! Pır pır eden yüreği hep özgür olsun diye herhal!

TEĞMEN ŞERAFETTİN

Resim
"Kolağası Zekeriya Efendi" (....../ 1918) Ahmet Oğlu Şerafettin 48. Alay Başçavuş- Adana Doğum 1894- Şehitlik 1.8.1915 Teğmen Şerafettin Adana’daki evimizde çocukluğum boyunca dinleyerek büyüdüğüm acı bile aile öykümüz vardı.Bu hikaye aslında buruk bir övünçle de anlatılırdı. Kaybedilene karşılık kurtarılanın daha da önemli olduğunu anlatan bir öyküydür bu… Bu öyküde kaybedilen evladımızdı ama kurtarılan vatan… Çanakkale Savaşı Hikayeleri’nin en trajik olanlarından Kınalı Ali’nin hikayesine göre biz Türklerde üç şeye kına yakılır; gelinlik kıza, kurbanlık koyuna ve vatana kurban olsun diye askere... Bir insanın yurdunu kazanmak için ölmeyi göze alması ne hazin bir seçim. Yurdu için için evlatlarını kurban vermeyi vakur bir acıyla kabul etmek de öyle değil midir? Bababın büyük dayısı Şerafettin’e vatana kurban olsun diye nenem kına yaktı mı bilmiyorum ama Çanakkale’ de bir hücum anında başını siperden çıkardığı anda bir kurşunla şehit olduğunu biliyoruz. Babaannemin Osmanlı İm...

Seni seviyorum

Resim
"Seni seviyorum demek bu kadar zor mu" filan hani haftalik dergilerde izleriz ya; bir de anket falan yaparlar. Umrumuzda bile olmaz, ceviririz sayfalari hasir husur... Ben "seni seviyorum" demenin ne kadar zor oldugunu hayatimda ilk kez ogrendim Nermin Teyzem sayesinde, yakin bir zamanda... O'nu ziyaret ettim 5 gün önce Çekmeköy' de... Üç yıl komşuluk yaptım onunla ve çok değerli eşi Orhan Amcamla. Onlarla yaptığım sohbetler hem çok hoş ve hem de çok öğreticiydi benim için. Ben 40' li yaşların başında ve onlar ise 70' li yaşların... Alzheimer hastalığına yakalan Orhan Amcam, defalarca aynı soruyu sorardı son zamanlarında ve bende bıkmadan yanıtlardım. Son gördüğümde yatağındaydı uyandırdık, bundan 2 yıl kadar önce ve beni gördüğünde gözleri dolmuş ve bir hayli sevinmişti. Nermin Teyzem bana son iki gününü anlattı geçen gün. Hep şikayet edermiş Orhan Amca, "Nermin neden bana beni sevdiğini söylemiyorsun hiç?" Nermin Teyze güzel kadın, Anado...

"KAYIP HAYATLAR"

Emine Vuran Canal Benim annem ikisi 2 üvey olmak üzere beş kız kardeş ve iki erkek kardeşin dördüncüsüdür. Bu kardeşlerden ilk Derviş dayımızı kaybettik yıllar önce. Uzun boylu sarışın ve hatırlayabildiğim kadarıyla yeşil gözleri vardı. Dayımın yaşının babamdan bile büyük olmasından dolayı biraz çekinir olmakla beraber derin bir saygıyla severdim dayımı. Eşi Fatma yengemizi kaybettikten sonra annemle daha sık görüşür olmuştu. İskenderu'ndan Adana'ya evimize gelir bir kaç gün kalır, annemle beraber güzel sabah kahvelerini sigarasını tüttürerek içer ve benim dünyada olmadığım zamanlardaki çocukluklarını konuşurlardı. O yıllarda dayımı daha çok sever olmuştum. Annelerini çok genç yaşta kaybetiklerinden -ki annem hayal meyal hatırlar- ve onun hafızasında kalan ince uzun ve mavi gözleriyle oldukça alımlı bir kadın vardır. Ve o alımlı görünüm benim iki güzel dayıma geçmiş renkli gözler ve sarı bir tenle.Annemler ise Mehmet dedemin esmerliğini ve kahverengi gözlerini almışlar. İşte is...